Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

4 tane "yaşam" etiketli yazı bulundu "yaşam" tagli diger ogeler resimler , videolar

Hayat Ezan İle Namaz Arasıdır

Ezansız Namazı bir dede ile torunu arasında geçen şu konuşma sayesinde daha iyi anlayabiliriz:

 ‘Hayat nedir dedeciğim’ diye sormuştum.

‘Ezan ile Namaz arasıdır’ dedi.

Bu da ne demek? Ömür o kadar kısamı dedeciğim? Tebessüm ederek:

Ne zannettin ya... Evet o kadar kısa... dedi. Ama, bu ezanla, bu namaz nedir bilirmisin? Diye sordu. Bilemedim.

Nedir ki? Dedim.

O ezan, namazsız ezan; o namaz ise ezansız namazdır.

Onlarda nedir dedeciğim? Dediğimde başımı okşayıp:

Hani geçen gece Talip Amca’nın bebeğinin kulağına ezan okumuştuk ya... ‘Namazsız Ezan değilmiydi o ezan? Dedi.

Ya Ezansız Namaz? Diye sordum. Yüzüme baktı, baktı ve:

Bir gün deden öldüğünde onu da öğrenirsin dedi.

(ALLAH’a Teşekkürün bir ifadesi NAMAZ, Nurullah Abalı, S220)

Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere dünya yurdunda zaman aslında göz açıp, kapıncaya kadar geçiyor. Bilmiyorum kaç yaşınızdasınız ama gözlerinizi kapatıp bir düşünsenize ömrünüzden 20 – 25 yıl hatta 35-40 yıl nasıl geçti? Lütfen şimdi gözlerinizi kapatın düşünün ve düşünme işlemi bittikten sonra yazının devamını okuyunuz...

Ben cevabını hemen söyleyeyim, bu kadar yılı düşünüp gözlerinizi açmanız 2 dakika yada 3 dakika. Peki 20-25 yıllık ömrünüz 2 yada 3 dakikaya mı eşit.. EVET bu dünya yurdunda böyle...

Bu yüzden yazar hayatı doğduğumuzda kulağımıza okunan NAMAZSIZ EZAN ile yine öldüğümüzde kılınacak olan EZANSIZ NAMAZ arasında olduğunu vurgulamış. Kısaca dünya hayatı geçici ve yalan. Ömür dediğiniz Ezan ile Namaz arasında...kaynak

İşte 'kurt kız'

kurt kız (8) kurt kız (7) kurt kız (2)  kurt kız (4)    

Milyarda bir görülen hastalığa yakalan 7 yaşındaki Nat'ın, sırtında ve yüzündeki tüyler görenleri şaşırtıyor.

Bangkok da, Supatra Sasuphan, sokaktaki insanların ilgisini ve bakışlarını çekiyor. Ve yeni bitmiş anaokulu eğitiminin ardından, gururla diplomasını gösteriyor ve kepini ve cübbesini giyiyor. Diğer insanlar onu kurt kız olarak çağırabilirler ancak okulda ve evde, ailesi ile arkadaşları onu lakabı olan "Nat" ile çağırıyorlar.

7 yaşındaki Nat, sırtında ve yüzünde tüy yumağı oluşmasına sebep olan ve Ambras sendromu olarak da bilinen, benzersiz bir genetik bozukluğa sahip.Hastalık, milyarda bir insanı etkiliyor ve 1648 yılında ilk defa tespit edildiğinden beri dünyada toplam 50 kişide görülmüş.

Ancak Nat, bu durumu insanları kurt adamlara inandırmak için kullanan diğer hastalar gibi kullanmıyor.

Kendi yaşındaki herhangi bir çocuk gibi, Nat da oynamayı, gülmeyi ve kardeşleriyle gezmeyi seviyor.Ayrıca çizgi film izlemekten ve okulda arkadaşlarıyla birlikte yaramazlık yapmaktan keyif alıyor.Taylandlı küçük kız, sınıfındaki en hızlı 2. koşucu ve jimnastik onun tutkularından biri.

Ponpon kızlar takımının üyesi.Okuldaki öğretmenleri, oldukça yaratıcı ve zeki olduğunu söylüyor.Ve ekliyorlar, soruları yanıtlamak için sınıftaki diğer arkadaşlarından önce ilk el kaldıran o oluyor.Nat'ın rüyası, büyüdüğünde üniversitede öğretim üyesi olmak için bir gün üniversiteye gitmek.

Nat'ın anne ve babası kızlarıyla gurur duyuyorlar ve onun gerçekleştirdiklerinden dolayı oldukça mutlular.Onun bu şekilde görüneceği hakkında bir fikrimizi yoktu.Hamileyken ultrasona girdiğimde doktor küçük kızımın çok kıllı göründüğünü söylemişti.Ancak biz bunun normal saç olduğunu düşünmüştük, şeklinde konuşuyor.

Sezaryen oldum ve doktor onu ellerime verdiğinde gerçekten şoka girdim.Önce ağladım ancak daha sonra onun benim bebeğim olduğunu ve kendimmiş gibi kabul etmem gerektiğini fark ettim, diyor küçük kızın annesi.

Nat çok küçükken, ailesi onu doktora götürmüş ve kıllardan kurtulmak için lazer tedavisini denemişler. Seans geçici olarak işe yaramış, derisini yeşil ve şişkin bir hale getirmiş.Ancak daha sonra kıllar yeniden uzamış. Babası: "Doktorlar yaşı ilerlediğinde tekrar denememizi söyledi, ancak ne olacağını bilmiyoruz, dediler" diyor. Nat'ın durumu oldukça az rastlanılır olduğundan doktorlar bir tedavi bulamıyor.

Nat büyüdüğünde, kıllı kalmak yada hayatı boyunca tıraş olmak ya da tüy dökücü kremler kullanıp kullanmamak konusunda kendi kararını kendisi verecek.Anne ve babası, tıp biliminin bir gün bu kılları tamamen yok edecek bir yol bulabileceğini umut ediyor.

"Ben sadece normal bir kızım diyor" Nat, "Derslerimi seviyorum ve birçok arkadaşım var.Belki biraz farklı görünüyorum ama bende herkes gibiyim.Büyük annesinin kucağında oturmuş, saçlarını tararken, sadece kendim olmak istiyorum..."

kurt kızkurt kız (1)kurt kız (3)kurt kız (6)kurt kız (5)

Güneş beyni çarpıyor

unes_kadin_b Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz Çokluk, yapılan bilimsel çalışmalarda sıcak çarpması sonucu ölen hastaların büyük çoğunluğunun beyin hasarı nedeniyle kaybedildiğinin anlaşıldığını söyledi. Çokluk, hava sıcaklıklarının etkisini sürdürdüğü bugünlerde insanların güneş çarpması konusunda bilinçli hareket etmelerinin hayati önem taşıdığını belirtti.

Sıcak çarpmasında yüksek vücut ısısı, kırmızı, sıcak ve kuru bir deri, nabzın hızlanması, zonklayıcı bir baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, şuur bulanıklığı veya şuurun tamamen kaybolması gibi durumların ortaya çıktığını anlatan Çokluk, ''Bu bulgular olan kişiler derhal soğuk bir yere taşınmalı; burası tercihan klimalı bir iç ortam olmalıdır. Soğuk yer bulunamıyorsa dışarıda gölgeli bir yere taşınmalıdır. Kişi hemen yarı oturur pozisyona gelecek şekilde başı yükseltilmelidir. Elbiseleri çıkarılmalı veya azaltılmalı, bunu takiben baş ve vücut soğuk suyla yıkanmalı ve hastaneye kaldırılmalıdır'' dedi.

Çokluk, sıcak çarpmasından korunmak için serin mekanlarda bulunulmasını ve bol su ve sıvı, meyve suyu, mineralli sular, sulu meyveler tüketilmesini önerdi.

Soğuk su içerken dikkat

suicenkiz Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof.Dr. Günhan Erdem, “Özellikle vücut ısısı yükseldiğinde soğuk suyun hızlı içilmesi, vücutta terleme fonksiyonunu artıracağından çok fazla tuz ve mineral kaybetmeye neden olur. Soğuk suyun olumsuz etkilerinden korunmak için yudum yudum içmeliyiz” dedi.

Prof.Dr. Erdem, aşırı sıcaklar nedeniyle vücudun sürekli su, mineral ve tuz kaybettiğini belirterek, “Soğuk su içmenin 2 türlü olumsuz etkisi var. Bunlardan birincisi doğrudan doğruya üst solunum yollarında hassasiyeti olan kişilerde hastalıklara sebep olabilir. İkincisi ise hızlı içilen soğuk suyun buharlaşmaya yani vücutta terleme fonksiyonuna doğrudan etki ettiği için çok fazla tuz ve mineral kaybetmeye neden olur. Soğuk suyun olumsuz etkilerinden korunmak için yudum yudum yaklaşık 1 dakika içinde içmeliyiz” diye konuştu.

DOĞRUDAN SU İÇMEYE ÖZEN GÖSTERİLMELİ

”Prof.Dr. Günhan Erdem, özellikle aşırı sıcakların yaşandığı bu günlerde doğrudan su içmeye özen gösterilmesini isteyerek, çay, kahve, meşrubatın suyla birbirine denk olmadığını söyledi. Suyun vücut için doğal bir çözücü olduğunu anlatan Prof.Dr. Erdem, şöyle konuştu:“Suyun insan vücudunda 2 temel görevi var. Birincisi vücuttaki hücrelerin metabolizma faaliyetleri için ihtiyaç duydukları su moleküllerini temin etmek diğeri ise vücuttaki atık maddelerin atılmasını sağlamak.

Suyun insan vücudunda bu görevleri yerine getirmesi ve metabolizmanın faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için suyu çözücü şeklinde almamız gerekiyor. Çay, kahve, meyve suyu gibi içecekler ise çözelti şeklindedir. Yani vücuttaki maddeleri çözme görevini yapacak su molekülleri tutulmuştur. O nedenle bir bardak su ile bir bardak meyve suyu arasında inanılmaz derecede serbest su farkı vardır.

”Prof.Dr. Erdem, sabah kalkınca, akşam yatmadan önce ve yemeklerden sonra mutlaka bir bardak su içilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Web Stats Free counter and web stats