Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

4 tane "terör" etiketli yazı bulundu "terör" tagli diger ogeler resimler , videolar

Ağır yaralı polisler, sürekli Kelime-i Şehadet getirdi

kahraman polisler ABD Başkonsolosluğu'nda meydana gelen silahlı saldırının ardından olay yerine gelen 112 Acil Servis kurtarma ekipleri, yaralılara müdahale anını anlattı.

Ekipler, şehit olan ağır yaralı polislerin hastaneye taşınırken sürekli Kelime-i Şehadet getirdiklerini söyledi. Star TV ana habere konuşan Acil Servis ekipleri, teröristlerin, kendileri olay yerine vardıklarında ölmüş olduklarını anlattı. Hemen yaralı polislere müdahale ettiklerini söyleyen sağlıkçılar, hastaneye taşınan ancak yaşamını yitiren polislerin ambulansta sürekli Kelime-i Şehadet getirdiklerini ve silahlarını ellerinden bırakmadıklarını aktardı. Bu arada saldırıda şehit olan polislerin, yaralanıp yere düşmelerine rağmen çatışmaya devam ettikleri belirtildi. İstanbul Valisi Muammer Güler, yaralı polis memurları Osman Dağlı ve Ferit Özcan'ı hastanede ziyaret etti. Güler, "Osman Dağlı dirseğinden yaralı. Bizzat çatışmanın içinden çıkan bir yaralımız. Kahramanca da görevini yaptı." dedi.

Ergenekon'da büyük gözaltı

 

Recep Tayyip Erdoğan Deniz Baykal Devlet Bahçeli Turhan Çömez Birol Başaran ergenekonteror12 ergenekonteror7 ergenekonteror3 ergenekonteror2 ergenekonteror1

Türkiye dün sabah şok bir gelişmeyle uyandı. Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Sinan Aygün ve Mustafa Balbay'ın da aralarında bulunduğu 20 kişi, Ergenekon terör örgütüyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Turhan Çömez ile emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise aranıyor.

Ümraniye'deki bir gecekonduda 27 el bombası ve TNT kalıplarının ele geçirilmesi üzerine 12 Haziran 2007'de başlayan Ergenekon terör örgütü soruşturması dün yeni bir boyut kazandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Antalya ve Trabzon'da şok gözaltılar yaşandı. Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, emekli 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ve yazar Erol Mütercimler'in de aralarında bulunduğu 20 kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı. Savcılığın talebi ve İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin onayı ile gerçekleşen operasyon, üç ayrı ilde eşza-manlı başlatıldı. 'Sarıkız ve Ayışığı' isimli darbe planlarına adı karışan Eruygur ve Tolon'un jandarma lojmanlarındaki gözaltı işlemine albay seviyesindeki görevlilerin eşlik ettiği, Genelkurmay Başkanlığı'nın da bir gün önceden haberdar edildiği öğrenildi. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ı İmralı adasında sorgulayan ekibin başındaki emekli Jandarma Kıdemli Albay Atilla Uğur da İstanbul'a gözaltına alındı. Ankara ve Diyarbakır'da Jandarma İstihbarat Teşkilatı grup komutanlığı yapan Uğur, Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı görevini de yürütmüştü. Eski Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ile eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise aranıyor. Çömez ve Ersöz'ün evlerine giden güvenlik güçleri, söz konusu şahısları bulamadı. Çömez'in 'dil öğrenmek' gerekçesiyle 1 gün önce yurtdışına çıktığı belirtiliyor. Gözaltına alınan kişilerin ev ve işyerlerinde arama yapan polis, bilgisayar, harddisk, CD, flash bellek ve özel dosya-lara el koydu.

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında dün 20 kişi gözaltına alındı. Ankara'da Jandarma bölgesinde bulunan konutları 24 saat askerlerce korunan emekli orgeneraller Şener Eruygur, Hurşit Tolon ile Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı. İstanbul'da ise aralarında Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi'nin de bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Ati Teknoloji Genel Müdürü Prof. Dr. Ercüment Ovalı'nın Trabzon'da, emekli albay H. Atilla Uğur ve Osman Gürbüz'ün de Antalya'da yakalanmasıyla gözaltı sayısı 20'ye ulaştı. Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un adı kamuoyuna 'Sarıkız' ve 'Ayışığı' diye yansıyan darbe planlarında geçmişti. Eruygur, Cumhuriyet mitinglerinde de öncü görev üstlenmişti. Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon da, 'ulusalcı' grupların etkinliklerinde yaptığı konuşmalarla dikkat çekmişti.

Türkiye, ilk kez orgeneral seviyesindeki emekli askerlerin gözaltısına şahit oldu. Gözaltılar Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün talimatıyla gerçekleştirildi. Savcılık, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla 29 Haziran'da Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne 'çok gizli' ibareli gözaltı talimatı gönderdi. Savcının talimatı üzerine Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'ın başkanlığında gece yarısı Emniyet Müdürlüğü'nde toplantı yapıldı. Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı ekipler, dün sabah 06.45-07.00 arasında eşzamanlı operasyon için harekete geçti. Savcının, gözaltına alınması ve evlerinde arama yapılmasını istediği listede iki emekli orgeneralin bulunması soruşturmanın seyrini değiştirdi. Terörle Mücadele Şubesi'nde hangi ekiplerin gözaltı ve aramaya katılacağı tespit edildi. Görev dağılımından sonra eşzamanlı operasyon başladı.

Terörle Mücadele Şubesi ekipleri emekli Orgeneral Eruygur ile emekli Orgeneral Tolon'un ikamet ettikleri askeri lojmanlara geldi. Operasyon için Genelkurmay'a bilgi verildiği ve gözaltı esnasında Ankara Merkez Komutanlığı'ndan asker görevlilerin de hazır bulunduğu bildirildi.

ATO Başkanı Sinan Aygün ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Ankara temsilcisi Mustafa Balbay'ın çeşitli semtlerdeki evlerine operasyon düzenlendi. Evi ve ATO'daki evi aranan Sinan Aygün, neden gözaltına alındığına ilişkin soruya, "Atatürk ve Cumhuriyet'i sevmekle suçlanıyorum." karşılığını verdi. Makam odası aranan Aygün'e ait çok sayıda belge de incelenmek üzere Emniyet'e götürüldü. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay da Ankara-Karakusunlar'daki evinde gözaltına alındı. Balbay'ın evinin yanı sıra Cumhuriyet Gazetesi'nin yeni taşındığı Ankara temsilciliği binasındaki odası da polis tarafından arandı. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Cüneyt Arcayürek ve gazetenin avukatı Mutluhan Karagözoğlu, olaya tepki gösterdi. Avukat Karagözoğlu, gazetenin Ankara bürosu için çıkarılan arama izninin 29 Haziran 2008 tarihli olduğunu, gözaltıların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti hakkındaki davayla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nde sözlü açıklama yapacağı güne denk getirildiğini ileri sürdü. Balbay'ın evinde ve bürosunda arama yapıldığını aktaran Karagözoğlu, savcılık ve mahkeme kararıyla zapt edilen her türlü belgenin İstanbul'a sevk edileceğini belirtti. Karagözoğlu, Emniyet'e götürülen belgeler arasında Mustafa Balbay yazılı renkli ajanda, 'Balbay ve Özkök' başlıklı Balbay'ın el yazısından oluşan 3 sayfalık döküm, Balbay ibareli doküman, kişisel müzik çalar gibi özel eşyalar olduğunu açıkladı.

Polis, operasyonun devamında bazı belgelerde adları geçen ve bir kamu kurumunda başmüfettiş olarak çalıştığı öğrenilen Kemal Aydın ile ulusalcı çizgideki 'Toplumsalhaber' adlı internet sitesinde yazıları yayınlanan kız kardeşi Neriman Aydın'ı da gözaltına aldı. Ankara'da yakalanan diğer isim ise Hamza Demir. Gözaltına alınan 7 kişi Adli Tıp'ta sağlık kontrolünden geçirildi. Zanlılar, soruşturma kapsamında İstanbul'a gönderildi. Bu arada mahkemenin arama kararına istinaden yapılan aramalarda dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar, CD'ler, flash bellekler, çeşitli belgeler ile dosyalara incelenmek üzere el konuldu.

'ATO'da ruhsatsız Glock bulundu' iddiası

ATO Başkanı Sinan Aygün'ün ATO'daki makam odasında geçen ay polisin ruhsatsız Glock marka bir tabanca bulduğu ileri sürüldü. İddialara göre, Aygün, makam odasında yaşanan bir olay üzerine Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz'dan yardım istedi. Odada inceleme yapan polisler, bir Glock tabanca gördü. Hiç kullanılmadığı belirlenen Glock'un ruhsatsız olduğu belirlendi. Bunun üzerine Aygün hakkında, 'ruhsatsız silah bulundurmak' suçundan adli işlem yapıldı. Savcının talimatı ile Aygün'ün ruhsatsız silahla ilgili ifadesinin alındığı ve serbest bırakıldığı öğrenildi.

Genelkurmay'ın bilgisiyle yapıldı

Genelkurmay Başkanlığı'nın operasyon için bir gün önceden haberdar edildiği belirtildi. İki emekli askerin gözaltına alınması sırasında Ankara Merkez Komutanlığı'ndan asker görevliler de hazır bulundu. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, gözaltılarla ilgili soruları cevaplandırırken "Gerekli tüm izinler alındı." diye konuştu.

İddianame, hafta sonunda bitiyor

Ergenekon terör örgütüyle ilgili iddianamenin bitme aşamasına geldiği, hafta sonuna kadar mahkemeye sunulacağı belirtiliyor. Anadolu Ajansı'nın haberine göre iddianame, yargı organlarınca kullanılan bilgisayar sistemi UYAP'a kaydedildi. Dün gözaltına alınan kişilerle ilgili gerekirse daha sonra ek iddianame hazırlanacak. Emekli Tümgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek ve Doç. Emin Gürses'in de aralarında bulunduğu 49 kişi, Ergenekon kapsamında halen tutuklu bulunuyor. Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk ile eski İÜ Rektörü Kemal Alemdaroğlu ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

Eski vekil Turhan Çömez aranıyor

AK Parti'den ihraç edilen eski Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'in Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınmak üzere arandığı bildirildi. Ankara, İstanbul, Antalya ve Trabzon'da eşzamanlı olarak başlatılan Ergenekon operasyonu kapsamında polis, Turhan Çömez'in evine de baskın yaptı. Çömez'in yurtdışında bulunduğu anlaşıldı. Çömez'in Türkiye'ye döner dönmez gözaltına alınacağı öğrenildi. Bir dönem Başbakan Tayyip Erdoğan'ın özel kalem müdürlüğü, danışmanlığı ve doktorluğunu yapan Çömez, son dönemde ulusalcı söylemleriyle dikkat çekmişti. Çömez son olarak Anayasa Mahkemesi Başkan Cvekili Osman Paksüt'ün dinlendiğini iddia ettiği yemeğe katılanlarz arasındaydı.

Karanlıklar aydınlığa çıkacak

Başbakan Tayyip Erdoğan, dünkü gözaltıları 'iddianamenin tamamlanmasına yönelik bir adım' olarak değerlendirdi. Soruşturmanın bir an önce neticelenmesini isteyen Erdoğan, "Bunun sonucunda karanlıklar aydınlığa çıkmış olur." dedi.

Baykal 'yargı bağımsızlığı'nı unuttu

Savcının talebi ve hakimin talimatıyla gerçekleşen gözaltıla-rı eleştiren CHP lideri Deniz Baykal, "Saygı değer insanların birden- bire gözaltına alınması normal hukuk devletinde yaşanmayacak bir olaydır." iddiasında bulundu.

Soruşturma bitmeden konuşmayın

MHP lideri Devlet Bahçeli, soruşturma tamamlanmadan erken konuşmanın doğru olmadığını belirtti: "Soğukkanlı, sabırlı ve doğru bilgilerle hareket edilmesi ülke için yararlı olur. Savcılar, derli toplu bir metinle mille- tinin huzuruna çıkmalı."

Polisten İstanbul, Trabzon ve Antalya'da eşzamanlı baskın

Ergenekon operasyonu kapsamında İstanbul'da 10 kişi gözaltına alındı. Zanlılar arasında Tercüman Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, gazeteci Erol Mütercimler, ADD Kadıköy Şubesi Başkanı emekli Albay Coşkun Gürel, eski Şube Başkanı Birol Başaran ile çok sayıda ADD yöneticisinin bulunduğu bildirildi. Gözaltına alınanlar arasında emekli Jandarma Kıdemli Albay Atilla Uğur da bulunuyor. Uğur, terörist başı Abdullah Öcalan'ı İmralı Adası'nda sorgulayan ekibin lideriydi. Albay Uğur, yıllarca Ankara ve Diyarbakır'da Jandarma İstihbarat Teşkilatı grup komutanlığı görevinde bulunmuştu. 2007 yılında kendi isteği ile emekliye ayrılan Uğur, Şener Eruygur'un jandarma genel komutanlığı yaptığı dönemde kilit birim sayılan İstihbarat Başkanlığı'nda telefon dinlemelerini yürüten mali-teknik daire başkanı olarak görev yaptı. Fevzi Türkeri'nin jandarma genel komutanı olmasından sonra Eruygur'un karargahtaki ekibi tasfiye edildi. Uğur'da tasfiye operasyonuna uğradı. Uğur, önce Kocaeli il jandarma komutanı oldu. 8 ay sonra da sürpriz bir tayinle Çanakkale Er Eğitim Alay Komutanlığı'na gönderildi. Terfi şansının olmadığını anlayan Uğur, 22 Temmuz seçimlerinden önce emekliliğini istedi. Bir partiden milletvekili adayı olacağı belirtilen Uğur, siyasete adım atmaktan vazgeçti. Ankara'ya yerleşen Atilla Uğur'un adı Ergenekon kapsamında tutuklanan gazeteci-yazar Ergun Poyraz'a Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı'nca maaş ödemesine ilişkin tutanaklarda geçmişti. Emekli istihbaratçı Albay Uğur'un, Ergun Poyraz'a Jandarma İstihbarat ödeneğinden para ödenmesindeki "rolü" nedeniyle gözaltına alındığı belirtiliyor.

Operasyon kapsamında Ati Teknoloji Özel Sağlık Hizmetleri Sanayii ve Ticaret Şirketi Genel Müdürü Prof. Dr. Ercüment Ovalı, Trabzon'da gözaltına alındı. Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen Ovalı, daha önce de Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi hematoloji bilim dalı başkanlığı yapmıştı. Antalya'da ise savcılığın talimatıyla emekli Albay Hasan Atilla Uğur'u Manavgat'a bağlı Çolaklı beldesinde, serbest meslek sahibi Osman Gürbüz'ü de Antalya il merkezinde gözaltına aldılar. Ufuk Köroğlu, İstanbul

Her gözaltı kararı için bana bilgi verilmiyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, 'Ergenekon' soruşturması kapsamında bugün gözaltına alınanlara ilişkin 'gözaltına alma' talimatının soruşturmayı yürüten savcılarca verildiğini bildirdi. Başsavcı Engin, bazı televizyon ve internet sitelerinde soruşturma kapsamında gözaltına alınma işleminin 'İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın talimatıyla' yapıldığı yönünde haberlere yer verildiğini hatırlattı. Engin, 'gözaltına alma' talimatını cumhuriyet başsavcısının bizzat vermesinin söz konusu olmadığını ve böyle bir uygulamanın bulunmadığını belirterek, söz konusu operasyonda talimatın soruşturmayı yürüten savcılar tarafından verildiğini ifade etti. Başsavcı Engin, operasyonla ilgili ayrıntılı açıklamayı soruşturmayı yürüten savcılardan bilgi aldıktan sonra gerekirse yapabileceğini söyledi. İstanbul, aa

'Delil olmasa bu çapta operasyon yapılamaz'

Emekli Albay Durmuş Türemen, emekli generallerin gözaltına alınmasına herhangi bir yasal engel bulunmadığını söyledi. Türemen, "Emekli generallerin normal vatandaştan farkı yok. Ancak geçmiş hizmetleri dikkate alınarak daha dikkatli ve özenle davranılır." şeklinde konuştu. 'Ergenekon terör örgütü soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcılığının elinde deliller olmasa böyle bir gözaltı girişiminde bulunamayacağını' kaydeden Türemen, şunları söyledi: "Hiç kimse duyuma söylenceye dayalı, delil olmadan böyle büyük çaplı işleme imza atmaz. Demek ki delil var." dedi. Türkiye demokratikleştikçe bürokratlarda var olan mutlak sorumsuzluk düşüncesinin de değişeceğine dikkat çeken Türemen, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'de bürokratların mutlak bir sorumsuzluğu var. Bürokratlar işledikleri suçların karşılığını görmüyordu. Ancak ülke demokratikleştikçe bu gibi şeylere alışacağız. Bazı bürokratlar, dokunulmaz oldukları düşüncelerinden vazgeçecekler. Avrupa Birliği'ne karşı çıkanların esas korktukları noktada bu. Avrupa Birliği üyesi Türkiye'de tabii bazı ayrıcalıkları sona erecek. Ancak gözaltına alınanlar hakkındaki iddialar inşallah doğru çıkmaz. Ama suçu olanlar da cezalarını çekmelidir."

Emekli askerlerin gözaltına alınması için izne gerek yok

Askeri Yargıtay eski Genel Sekreteri Ali Fahir Kayacan, Ergenekon soruşturması kapsamında askeri lojmanlardan gözaltına alınan emekli Orgeneral ve Jandarma eski Genel Komutanı Şener Erguygur ve eski Ordu Komutanı Hurşit Tolon'un emekli olduktan sonra 'sıradan vatandaş' kabul edildiğini belirterek, "İstenirse eski Genelkurmay başkanı da gözaltına alınır. Yasal engel yok." dedi. Kayacan şunları söyledi: "Askerlik sırasında işlenen bir suç veya iddia olmadığı için gözaltına alınma prosedürü sıradan vatandaş gibi olur. Genelkurmay'dan izin alınması gerekmiyor. Hurşit Tolon, korumalı lojmanlarda oturuyor. Lojmanlara herkes giremez. Bu nedenle Genelkurmay bilgilendirilmiştir."

'Hukukun dışına çıkılabilir' diyen işadamı da yakalandı

"Hukuk dışına çıkılacak günler geliyor diye düşünüyorum." diyen Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy şubesi eski başkanlarından Birol Başaran da gözaltına alındı. Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi tarafından 4-13 Şubat 2008 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen 'Hukuk ve Siyaset Okulu' başlıklı konferansa katılan Başaran, demokratik düzeni hedef alan açıklamalar yapmıştı. Ergenekon terör örgütü operasyonu kapsamında gözaltına alınan Birol'un, konferansta, "Hukuk dışına çıkılacak günler geliyor diye düşünüyorum. Hukuk bazı durumlarda askıya alınabilir." ifadelerini kullanmıştı. Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği (USİAD) Genel Sekreteri Birol Başaran aynı zamanda 2001 yılında CHP genel başkanlığına da aday olmuştu. Mürsel Karadeniz, İstanbul

Paksüt'ün eşi Cumhuriyet'e destek ziyaretinde bulundu

Ankara temsilcisi Mustafa Balbay'ın gözaltına alınmasının ardından Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara Temsilciliği'ne çok sayıda ziyaretçi geldi. Ziyaretçiler arasında Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt, ANAP'lı eski Bakan Yaşar Okuyan, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP ve DSP'li milletvekilleri, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ve yazar Nihat Genç de yer aldı. Bu arada ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tom Casey, 'Ergenekon' soruşturması kapsamında gözaltına alınmaların, emniyet güçlerini ilgilendiren bir konu olduğunu söyledi. Casey, günlük brifinginde konuya ilişkin bir soru üzerine, "Bu haberleri gördüm. Sizi Türk yetkililerine, özellikle de Türk emniyet yetkililerine yönlendireceğim. Şu noktada anladığım, bunun, emniyet güçlerini ilgilendiren bir konu olduğu..." açıklamasında bulundu.medya

Yaşanmış Gerçek bir Olay Hocalı Katliamı 25 Şubat 1972 +18

 

hocalı katliamı (3) hocalı katliamı (2) hocalı katliamı (1) hocalı katliamı

Resimlere bakmak sakıncalı olabilir 

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.

Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu.

Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

:-Akçik, manç?..

(Kızmı, oğlan mı?)

-Akçik...

(Kız)

Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan bürümüş gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

-Tun şahetsar,ınger...

(Sen kazandın, yoldaş)

-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...

(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

-Mayrigı bedge gişdatsine.

(Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

-Mayrig yerahayin zizdur.

(Çocuğa meme ver)

Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...

(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)

Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...

Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.

Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.

Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,

Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.

Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.

Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.

Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

Peki neydi bu düşmanlık?

Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366. Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!

Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.

Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katliam'mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.

Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı..............

Yazıklar olsun ......

İncelemek isterseniz ek kaynak http://tr.wikipedia.org/wiki/Hocal%C4%B1_katliam%C4%B1 Konu ile diğer kaynaklar wikipedia da da mevcut. Konunun doğruluğu dikkatinizi çekebilir.

Başka bir kaynak  Hocalı Katliamı

PKK'nın Yabancı Ülkelerdeki Faaliyetleri ve PKK'nın Para Kaynakları Ülkeler

PKK'nın Yabancı Ülkelerdeki Faaliyetleri ve PKK'nın Para Kaynakları Ülkeler

Almanya

Almanya'da yaşayan Türk nüfusun yoğunluğu terör örgütü PKK için Avrupa alanındaki faaliyetlerinin organizesinde bu ülkeyi önemli bir merkez ve üslenme alanı olarak görmesine sebep olmaktadır. 1993 yılında PKK terör örgütünün Almanya'da resmen yasaklanmasına rağmen faaliyetler, paravan isimlerle kurulan 33 dernekle yürütülmeye çalışılmaktadır.

PKK'nın cephe faaliyetlerini yürütmek üzere bu ülkede kurulan ERNK ile bu paraleldeki diğer dernek ve kuruluşlarca Türk işçileri arasında PKK'ya eleman kazandırmak amacıyla propaganda faaliyetleri sürdürülmektedir. Terör örgütü PKK'nın son zamanlarda içine düştüğü eleman sıkıntısı sebebiyle bu ülkedeki sempatizan konumundaki kişileri legal görünümlü organizasyonlar bünyesinde seminer ve toplantılarla siyasi eğitime tabi tutarak önce Ortadoğu'ya sonra da Türkiye'ye göndermektedir.

Ayrıca yine aynı amaca yönelik olarak mülteci ve kaçak statüsünde bulunan oturma izni olmayan kişileri bu ülkede aktif örgütsel faaliyetlerde bulunmaya zorlamaktadır. Çeşitli vesilelerle organize edilen geceler, açılan yardım kampanyaları yayımlanan gazete ve dergilerin zorla satılması ile örgüt adına zorla para toplama faaliyetlerinden elde edilen gelirler örgütün finans kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu yollarla elde edilen gelirin yıllık 150 milyon Euro civarında olduğu değerlendirilmektedir.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi

Yunanistan, Türkiye'de işlemiş oldukları terör suçları nedeniyle adli takip ve soruşturmadan kaçarak ülkelerine sığınan teröristlere siyasi sığınma, kamp ortamı sağlama, silahlı eğitim, sağlık hizmeti verme ve barınma imkanı gibi kolaylıklar sağlamaktadır.

PKK terör örgütü Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminde rahatça faaliyet gösterebilmektedir. Elde edilen bilgiler ve yakalanan PKK militanlarının ifadelerinden; özellikle 1994 yılından itibaren Ülkemizden ve Avrupa'dan çeşitli yollarla Yunanistan'a gönderilen PKK militanlarının, bu ülkede örgüte ait mevcut kamplarda patlayıcı madde eğitimine tabii tutuldukları ve bu eğitimi tamamlayan militanların görevlendirildikleri metropol iller ve turistik bölgelerde bombalı saldırılar yapmak üzere Türkiye'ye giriş yaptıkları anlaşılmaktadır.

PKK, Yunanistan'dan ülkemize dönük faaliyetlerin bir kısmını Atina ve İstanköy'de bulunan ERNK temsilciliği ve Kürdistan Komitesi gibi kuruluşlarca organize etmektedir.

Yunanistan'ın özellikle Avrupa kamuoyunu etkilemeye yönelik Türk turizmini baltalama amaçlı yoğun gayretleri ile ülkesindeki parlamenter, asker ve diğer resmi kişilerin himayelerinde oluşturulan kamplarda turistik yörelerimize yönelik bombalama ve sabotaj eğitimlerinin verilmesi yasadışı örgüt ile Yunanistan'ın hangi müştereklerde birleştiklerini göstermektedir.

Güney Kıbrıs Rum kesimi PKK terör örgütü mensuplarının Avrupa ülkelerinde Suriye, İran ve Irak'a geçişlerindeki uğrak yeri olup, örgüt mensuplarına her türlü kolaylığı göstermektedir. Bekaa vadisinde Abdullah ÖCALAN'la görüşen Rum milli muhafız ordusunun emekli komutanının "Kürdistanın kurtuluşu Kıbrıs'ın kurtuluşu demektir" şeklindeki ifadesi herşeyi açıkça ortaya koymaktadır.Yunanlı subaylar terör örgütü PKK kamplarında teröristlere eğitim vermişlerdir.

Sonuç olarak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesiminin PKK terör örgütüne vermiş oldukları destek, devlet düzeyinde yürütülmektedir. Bu ülkelerin bakanları, milletvekilleri, çeşitli kademelerdeki askeri ve sivil bürokratları, gazetecileri ve diğer kesimlerince PKK terör örgütüne yoğun bir destek verilmektedir. Yani kısaca Yunanistan ülkemize karşı ilan edilmemiş bir savaş kampanyası sürdürmektedir.

Romanya

Terör örgütü PKK Romanya'yı ticari faaliyetleri için bir üs olarak kullanmakta ve bu ülkedeki faaliyetlerini Kürt iş adamları Derneği ile Mezopotamya'nın sesi ismiyle çıkardıkları dergi çevresinde sürdürmektedirler.

Türkiye'de metropollere ve turistik alanlara yönelik gerçekleştirilecek eylemlerin bu ülkede planlandığı, koordine edildiği ve patlayıcı maddelerin buradan temin edildiği bilinmektedir.

Bu ülkede PKK adına eğitim gören ve belirli seviyeye gelen örgüt mensupları, Yunanistan'a gönderilmekte, burada askeri ve siyasi eğitimlerini tamamladıktan sonra bombalı eylemlerde bulunmak üzere ülkemize giriş yapmaktadırlar.

Hollanda

PKK terör örgütü faaliyetlerini siyasi alanda sürdürmek amacıyla 12 Nisan 1995 günü Hollanda'nın Lahey şehrinde yaptığı toplantıda sözde sürgünde Kürt Parlamentosunu kurmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yoğun olarak yaşadığı Amsterdam, Rotterdam, Lahey, Arnheim ve Deventer gibi şehirlerde örgüt mensuplarının bu insanlardan zorla para topladığı, bazı işyeri sahiplerini tehditle aylığa bağladığı, para vermeyenlere sürekli olarak baskı yaptığı bilinmektedir. PKK terör örgütü bu ülkedeki faaliyetlerini halen bir çok dernekle sürdürmektedir.

Suriye

Terör örgütü PKK'ya destek veren ülkelerin başında Suriye yer almaktadır. Suriye PKK terörünü su ve Hatay sorunu ile irtibatlandırmakta ve bunu bir koz olarak elinde tutmak istemektedir.

Kürt asıllı Suriye vatandaşları arasında PKK örgütlenmesinin bütün hızıyla devam ettiği, örgütün lider konumundaki militanlarının büyük bir kısmının bu ülke orijinli olduğu bilinmektedir.

15 yılı aşkın bir süreden beri Türkiye'ye yönelik acımasızca eylemler gerçekleştiren terör örgütünün lideri, bu süre zarfında Suriye'de bulunmaktaydı. Siyasi ve askeri makamların kararlı tutumlarıyla ve izlenilen baskı politikalarıyla, yasadışı örgütün lideri 09.10.1998 tarihinde Suriye'yi terk ederek Moskova'ya kaçmak zorunda bırakılmıştır.

Irak-Kuzey Irak

1990 yılında ortaya çıkan Körfez krizinden sonra oluşturulan 36. paralelin Kuzeyindeki tampon bölgede söz sahibi olan Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)'nin yanısıra PKK da bu bölgede üs ve faaliyet alanları oluşturmuş, otorite boşluğunun ortaya çıkması ile birlikte PKK tamamen bu bölgeye yerleşmiştir.

Kuzey Irak'taki fiili durumun, PKK'nın faaliyetlerine önemli katkılar sunduğu bilinmektedir. Uzun bir süre Kuzey Irak'ı salt bir cephe gerisi olarak kullanmaya çalışan PKK, Körfez Krizi'nin akabinde, bölgenin kuzeyini bir hakimiyet sahası olarak kullanma yoluna gitmiştir. PKK bölgede etkili bir güç olmanın, uluslararası camia nezdinde Kürt sorununda taraf olmak gibi bir avantaj sağlayacağını hesap etmektedir.

PKK'nın yakın dönemde sözde Sürgünde Kürt Parlamentosunu Kuzey Irak'ta üslendirmeyi hedeflediği, daha ileri giderek KYB ve KDP ile birlikte kendisinin de içerisinde yer alacağı Ulusal Kongreyi toplamayı hedeflemektedir, bu amaçla da Ulusal Kongre faaliyetlerinde başarı sağlanması için mevcut örgüt ve aşiretler ile ilişkilere önem vermektedir.

İran

Güvenlik kuvvetlerince ele geçirilen veya kendiliğinden teslim olan örgüt mensuplarının ifadelerinden; örgüt mensuplarının İran topraklarını barınma ve eğitim alanı olarak kullandığı ve özellikle Türkiye-İran ortak sınırına mücavir alanlarda örgütün kamplarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca terör örgütü mensuplarının İran resmi makamları ile ilişki arayışı içerisinde olduğu, ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatın bir kısmını bu alandan sağladığı ve Türkiye-İran-Irak'a illegal geçişler için İran sahasının kullanıldığı, sınıra yakın yerlerde kümeleşen örgüt militanlarının ortak sınırı illegal yollardan geçerek güvenlik kuvvetlerine ve bölge halkına yönelik eylemler gerçekleştirdikten sonra tekrar karşı tarafa geçtikleri bilinmektedir.

Bulgaristan

Bulgaristan'da, rejim değişikliğinden sonra bozulan genel denetim ve güvenlik koşulları ülkede uyuşturucu, silah kaçakçılığı, sahtekarlık gibi alanlarda şebeke faaliyetlerine müsait bir ortam yaratmış ve PKK'nın veya bu örgüte yardımcı kişilerin Bulgaristan'da uygun yerleşme ortamı bulmalarına fırsat sağlamıştır. Bu sayede örgüt Avrupa ile Türkiye arasındaki bu tür faaliyetlerinde Bulgaristan'ı transit geçiş için kullanmaktadır.

İtalya

İtalya'da son zamanlarda faaliyetlerini sıklaştıran PKK terör örgütüyle mücadelede İtalyan Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin taviz verilmeyeceğini bildirmelerine rağmen, sözde SKP'nin 7. Toplantısını 29-30.09.1998 tarihleri arasında meclis salonunda düzenlenmesine izin vermesi büyük bir skandal olmuştur.İtalya, Ortadoğuda üretilen eroinin hem tüketicisi, hem de komşu ülkelere taşınmasında İtalya, transit yol konumundadır. Bu ülkede PKK'nın en verimli finansman kaynağının uyuşturucu kaçakçılığı olduğunu, arkasından da İşçi simsarlığının geldiği bilinmektedir. Sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu üyeleri, terörist başı A. ÖCALAN'ın İtalya'da yakalanmasının ardından söz konusu terörist başına destek olmak amacıyla İtalya Parlamentosu önünde düzenledikleri destek gösterisinde.

PKK terör örgütünün İtalya'da, Kürdistan Kültür Derneği, Kürdistan Enformasyon Bürosu, ERNK Bürosu-Roma, Kürt Dostluk Derneği ve benzeri kuruluşlar adı altında faaliyetlerini yürüttüğü bilinmektedir.

Rusya

Rusya Federasyonunda faaliyet gösteren örgütlerin başında Kürdistan Ulusal kurtuluş Cephesi (ERNK), Uluslararası Kürt Kültür Merkezi, Kürt-Rus Dostluk Derneği ve BDT Kürtleri derneği gelmektedir.

PKK terör örgütü gerek Rusya'da gerekse diğer cumhuriyetlerde bulunan Kürt potansiyeli kendi tarafına çekmek, olaya uluslar arası boyut kazandırmak, bu ülke vatandaşı olan Kürtleri silahlı faaliyetlerde kullanmak ve silah, uyuşturucu kaçakçılığında işbirliği yapmak amacıyla buralara açılma hamlesi yapmış, bilahare Rusya'nın da katılımıyla uluslararası konferans düzenleme imkanı dahi bulmuştur.

Bunun bir örneği de, PKK terör örgütünün bir organı olan Sözde Sürgünde Kürt Parlamentosunun Moskova parlamento binasında 30 Ekim 1995'de başlayan ve (3) gün devam eden toplantıdır.

İngiltere

İngiltere PKK'yı bir terör örgütü olarak görmekte, ancak, bu ülkede terör örgütü PKK adına faaliyet göstere kuruluşlar rahatça örgütlenebilmektedir. Özellikle, Kürdistan İnsan Hakları Projesi, Kürdistan Enformasyon Merkezi ve Kürdistan Workers Association isimli kuruluşlar vasıtasıyla örgüt faaliyetlerini rahatlıkla yürütmektedir.

PKK terör örgütü İngiltere'de bir çok dernek ve kuruluşlarla kamuoyunu yanlış bilgilendirmekte, bu yanlış yönlendirme sonucu İngiltere kamuoyunda, Türkiye'de insan hakları uygulamasında Kürt kökenli vatandaşlara farklı davranıldığı düşünceleri hasıl olmaktadır.

Fransa

PKK için Fransa, Avrupa alanındaki faaliyetlerin organizesinde önemli bir merkez olarak görülmekte ve faaliyetler bu doğrultuda sürdürülmektedir.

Terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı olarak faaliyet yürüten ERNK ile kendi paralelindeki diğer dernek ve kuruluşlarca PKK'ya, bu ülkede çalışan Türk işçileri arasından eleman kazanmak amaçlanmakta, düzenlenen çeşitli geceler ve açılan yardım kampanyaları ile örgütün dergi ve gazetelerinden elde edilen gelirler aktarılmaktadır.

Avusturya

Avusturya, PKK ve paravan kuruluşlarına karşı müsamahakar tutumuyla dikkati çeken bir ülkedir.

PKK doğrultusunda faaliyetlerde bulunan ERNK bürosu, Kürt Kızılayı gibi kuruluş ve dernekleri vasıtasıyla, bu ülkede bulunan Türk vatandaşlarından zorla para toplama, Türkiye aleyhinde kamuoyu oluşturma amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleme ve bu ülkede bulunan Türk kuruluşlarına yönelik saldırı eylemlerinde bulunma faaliyetleri gerçekleştirmektedir. gerçekleştirmektedir.

İsviçre

Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi PKK'nın cephe örgütü ERNK başka isimler altında bu ülkede de faaliyet göstermektedir. Örgüt İsviçre'de yoğun bir şekilde propaganda faaliyetlerine ağırlık vermektedir. Bu amaçla çeşitli geceler, seminerler, konferanslar gibi faaliyetler düzenlemektedir.

İskandinav Ülkeleri

İsveç

İsveç hükümeti PKK'yı terör örgütü olarak tanımakla birlikte Avrupa'da pek çok ülke gibi Kürt dernekleri federasyonu şemsiyesi altında faaliyet gösteren paravan kuruluşlara müsamahakar davranmaktadır. Hükümet, PKK'yı açıkça kınamaktan çekinmekte, sadece başvurduğu şiddet eylemlerine karşı çıkmaktadır.

ERNK'nin İsveç'te Türk vatandaşlarından zorla para topladığı bilinmektedir. Aynı şekilde geçtiğimiz yıl Stockholm'un çeşitli bölgelerindeki Türk turizmini baltalamaya yönelik posterlerde de ERNK imzası yer almaktadır.

Örgüt doğrultusunda İsveç'te faaliyet gösteren yaklaşık 42 derneğin İsveç Kürt dernekleri federasyonu adı altında toplandığı bilinmektedir.

Danimarka

Danimarka kamuoyu, Kürt Konusuna bir azınlık ve insan hakları sorunu ve ülkesi olmayan bir toplumun bağımsızlık mücadelesi olarak anlayış ve sempati ile bakma eğilimindedir.

Halen PKK terör örgütünün geçmiş yıllarda olduğu gibi bu ülkede de çeşitli kültürel adlar altında açmış olduğu derneklerin faaliyetlerine devam etmelerinin, bunların yanında 1995 yılında faaliyete başlayan ERNK bürosunun Hükümet izniyle resmi olarak açılmasının ve Adalet Bakanının ERNK bürosunun herhangi bir suç işlemediği taktirde faaliyetlerine engelleme getiremeyeceklerini belirtmesinin dikkat çekici olduğu değerlendirilmektedir.

Norveç

Avrupa'da Türklerin yoğun olarak yaşadıkları merkezlerdeki kadar büyük boyutlarda olmasa bile, Norveç'te de PKK mensupları örgütleri adına açık veya örtülü tehdit yoluyla para toplamaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, PKK şiddet kullanımı, aşırı gösteriler, uyuşturucu ticareti, işçi simsarlığı türünden faaliyetlerini bu ülkede de sürdürmekte, PKK'nın paravan kuruluşları mevcudiyetlerini korumaktadırlar.

Tüm bu gelişmelere rağmen Norveç makamları maalesef 1999 yılı içinde bu ülkede ERNK'nin bir büro açmasına müsaade etmişlerdir.

Finlandiya

Özellikle Körfez savaşından sonra Finlandiya'nın gündemine "Kürt Meselesi" "Ezilmiş bir halkın mücadelesi" şeklinde girmiş bulunmaktadır. Bu görüş üzerinde diğer Nordik ülkeleri parlamentolarının benzer görüşlerinin de etkisi olmuştur. Helsinki'de halen Fin-Kürt dostluk derneği ve Kürt Enformasyon merkezi isimleri ile aynı çatı altındaki PKK uzantısı ve yandaşı kuruluşlar faaliyet göstermektedir.

Diğer Ülkeler (ABD-İspanya-İrlanda)

ABD'de bulunan Türkiye aleyhtarı Ermeni ve Yunan lobilerinin yanında, bizzat terör örgütü PKK tarafından ABD ile ilişkileri geliştirmek ve Türkiye aleyhtarı faaliyetlere ivme kazandırmak amacıyla 1995 yılında GANİ GULUM (Kod adı) Namet GÜNDÜZ başkanlığında American Kurdısh Informatıon Network-AKIN (Amerikan Kürt Enformasyon Şebekesi) isimli dernek açılmıştır.

Bunun yanında, 1996 yılında Kürt Milliyetçisi Dr. Necmettin KERİM liderliğinde Washington'da "Kürt Enstitüsünü" kurulmuştur.

Terör örgütü PKK'nın İspanya'da iktidar ve muhalefet millet vekillerinin yanısıra bazı kuruluşlarla da irtibat halinde olduğu, Kürt Enformasyon ve İşbirliği Merkezinin açılışı sırasında görülmüştür.

PKK terör örgütü İrlanda'da sosyalist çevrelerle işbirliği yaparak sözde Türklerin Kürtlere katliam yaptığı imajını sergileyerek, İrlanda'dan Türkiye'ye bazı sendika ve dernek yetkililerini göndermişlerdir.

PKK'nın İrlanda-Dublinde Kürdistan Enformasyon Merkezinin bulunduğu bilinmektedir.

PKK'nın Para Kaynakları Ülkeler

PKK yılda 150 milyon EURO para elde ediyor ve bu toplanan paralar Türkiye'ye karşı silah alımında ve örgüt ihtiyaçları için kullanılıyor. Paraların bulunduğu ülkeler ise.

Örgütün beş farklı ülkede banka hesabı var.

Para trafiğini ERNK düzenliyor

Örgütün para trafiğini ERNK (Kürt Demokratik Halk Birlikleri) düzenliyor. Bu birime bağlı Diplomasi ve Kurumsal Siyasi Çalışmalar Kurulu'nun altında, KNK-KUK isimli Kürt Ulusal Kongresi ve KON-KURD Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu var.

Bu iki kuruluş da örgüte gelir sağlayıcı çalışmalar yapıyor. KON-KURD, dokuz federasyonu da kontrol ediyor. Örgüte siyasi ve mali destek veren birimler içinde, ABD'de bulunan AKIN isimli bir kuruluş da var.

Örgütün yurtdışı yapılanması şöyle:

· İskandinavya Kürt Barış Konseyi

· Fransa Kürt Halkı ile Dayanışma Kurulu

· Belçika Kürt Halkına Yürütülen Savaşa Hayır Kurulu

· İngiltere Londra Kürt İlişkiler Grubu

· İngiltere Kürdistan İnsan Hakları Projesi

· ABD'de Kürt Enformasyon Ağı-AKIN

5 bine yakın PKK yanlısının giderlerinin karşılanması, yayın çalışmaları ve silah alımı için, Almanya'da faaliyet gösteren KARSAZ'a (Kürt İşverenleri Birliği) üye işletmeler önemli gelir sağlıyor.

PKK'nın Kürdistan İslam Hareketi adında bir kuruluşla da hac organizasyonları yapıyor.

Örgütün geliri yılda 150 milyon euro

Örgütün geliri, son yıllarda azalmakla birlikte yılda 150 milyon euroya yakın. PKK'nın uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi yasadışı gelir kaynaklarından sağladığı desteğin tam mali boyutu TARAFIMIZDAN ARAŞTIRILIYOR.

Ancak terör örgütü bu yolla en az 50 milyon euro gelir sağlıyor, bağış olarak da 100 milyon euro topluyor.

Örgütün mali kaynaklarının takibi konusunda İngiltere Jersey Adası, İsveç Belçika, Danimarka ve Güney Kıbrıs Rum yönetimindeki banka hesapları araştırılıyor. kaynak:

Web Stats Free counter and web stats