Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

11 tane "sağlık" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"sağlık" tagli diger ogeler resimler , videolar

Prostat kanserinin ilacı bulundu

ilaç Prostat kanserinin kemoterapiye dayanıklı öldürücü türüne karşı geliştirilen 70 yılın en etkili ilacı üç yıl içinde piyasaya çıkacak.

Clinical Oncology adlı kanser araştırmaları dergisinde yayımlanan makalede, 'Abiraterone' isimli ilacın hastaların yüzde 80'inde iyileşme sağladığı belirtildi. Kanser Araştırmaları Enstitüsü, hap şeklindeki ilacın iki ila üç yıl içinde piyasaya sunulabileceğini umuyor.

1200 hasta üzerindeki kapsamlı bir klinik deney halen devam ediyor ve bunu yeni deneylerin izlemesi bekleniyor. Prostat kanseri erkekler arasında en yaygın kanser türü. Bu kansere testosteron gibi testislerde üretilen cinsellik hormonlarının yol açtığı düşünülüyor. Tedavi de şu anda erkeklerde yumurtalıkların bu hormonları üretmesi engellenerek yapılıyor. Ama yapılan araştırmalar sadece testis değil vücudun farklı yerlerinde üretilen her türlü cinsellik hormonunun kanseri ilerlettiğini ortaya koydu. Abiraterone adlı ilaç işte bütün bu hormonların üretimini engelliyor.

BBC'nin haberine göre son çalışma, iyice ilerlemiş ölümcül prostat kanseri 21 hasta üzerinde yapılmış ama dünya çapında 250 hastadan gelen verileri de içeriyor. İlacın hastaların çoğunda, kanserli tümörlerde kayda değer bir küçülme ve kanser tarafından üretilen prostat spesifik antijen adlı proteinde azalmaya yol açtığı saptandı.

Deneylere katılan ve iki ila ikibuçuk yıl izlenen hastaların çoğu ilacı almaya başladıktan sonra yaşam kalitelerinde önemli bir düzelme olduğunu söylüyor. Hastaların bir kısmı, hastalığın kemiklerine yayılmasından kaynaklanan ağrılar için aldıkları morfini de kesmeyi başarmış.

İlacın göğüs kanseri hastalarının tedavisinde de kullanılabilmesi umuluyor. Halen deney aşamasında bulunmasına rağmen uzmanlar abiraterone'un kanser tedavisinde yeni bir umut yarattığında hemfikir.sabah

Dünya Sağlık Örgütü'ne Göre Aids Homoseksüeller Arasında Yayılıyor

aids Dünya Sağlık Örgütü bugüne kadar 25 milyon kişinin hayatını kaybettiği hastalığın heteroseksüeller arasında yayılmadığını açıkladı.

25 yıl önce ortaya çıkan ve şu ana kadar 25 milyon kişinin hayatına mal olduğu tahmin edilen AIDS hastalığının heteroseksüel çiftler arasında yayılma tehlikesi olmadığı açıklandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nden gelen bu açıklama, AIDS’le mücadelede yanlış bir strateji izlendiği eleştirilerini de arttırdı.

NTVMSNBC'nin haberine göre Dünya Sağlık Örgütü HİV ve AIDS’le sorumlu programının başkanı Dr. Kevin de Cock, Afrika kıtası dışında heteroseksüel çiftler arasında AIDS’in yayılmasının beklenmediğini açıkladı.

Örgüt bu açıklamayla, risk olmayan bölgelere kaynak harcadığını da itiraf etmiş oldu. Veriler de AIDS’le mücadelede yanlış bir strateji izlendiğini ortaya koyuyor.

Risk olmayan bölgelerde insanların eğitimine büyük paralar harcanırken tehlikenin yüksek olduğu sahra altı afrika ülkelerinde riski düşüren sünnet ya da partner sayısını azaltma gibi temel önlemlerin teşvik edilmesinde başarı sağlanamadı.

Ayrıca AIDS’le mücadele eden kurumlar, insanları korunma yerine cinsel ilişkiden uzak durmaya yönledirdikleri ve düzgün çalışan bir sağlık sistemi inşa edemedikleri gerekçesiyle de eleştiriliyor.

Dünyada hala savaşlarda ölenlerden daha fazla sayıda insan AIDS’ten hayatını kaybediyor. 2007 verilerine göre dünyada 33 milyon kişi AIDS’e yol açan virüsü taşıyor, 2,1 milyon kişinin de AIDS nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Şu ana kadar dünyada AIDS’ten ölenlerin toplam sayısı ise 25 milyon.

Sinüzit nasıl oluşur?

RESİMLERİN BÜYÜK HALİ İÇİN RESİMLERİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ
sinüzit baş ağrısı sinuzit sinuzit sinuzi5

Sinüzit nasıl oluşur?

Kronikleşen sinüzite dikkat..!

Şiddetli baş ağrılarıyla kendisini gösteren sinüzit, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. Ancak biraz dikkat ederek bu hastalıktan korunmak mümkün.

Kafa kemikleri içinde burun çevresinde yerleşmiş içi hava dolu odacıklara sinüs ve bu boşlukların enfeksiyonlar sonucu iltihaplanmasına da sinüzit adı veriliyor. Peki kişinin hayatını kâbusa çeviren sinüzitten kurtulmanın imkanı yok mu? Op. Dr. Murat Şirin, sıkça rastlanan sinüzit hastalığı ve tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgileri verdi.

Sinüzit nasıl oluşur?

Sinüsleri temizleyen ince kanallar tıkanırsa sinüzit hastalığı başlar. Bu tıkanıklık tedavi ile ya da kendiliğinden açılırsa sinüzit iyileşir ama eğer açılamazsa hastalık kronikleşir. Sinüs kanallarının tıkanıklığına bazı burun içi ve sinüslerle ilgili yapısal koşullar, tekrarlayan üst solunum yolu infeksiyonları, allerjik sebepler, polip ve geniz eti gibi oluşumlar yol açabilir. Bazı kalıtsal sorunlar ve bağışıklık sorunları da sinüzitin diğer sebepleridir.

Sinüzit genel olarak akut ve kronik olarak ikiye ayrılır. Akut sinüzit yeni oluşan sinüzit anlamına gelir. Uygun tedavi edildiği zaman tamamen iyileşir. Ancak kronik sinüzit sinüslerde sürekli bir iltihap olması anlamına gelir ve tedavisi de zordur. Medikal tedaviye cevap vermezse cerrahi müdahale gerektirebilir.

Kimler sinüs problemiyle daha sık karşılaşır?

Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar.

Allerjisi olanlar, yapısal burun bozuklukları olanlar,

Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar ve sigara içenler birer örnektir.

Belirtileri nelerdir?

Akut ve kronik sinüzitin belirtileri birbirinden farklıdır. Akut sinüzit daha şiddetli şikayetler ile kendini gösterir. Ağrı en sık görülen şikayettir. Bu, baş ağrısı, yüz ağrısı, göz çevresinde ağrı şeklinde olabilir. Genellikle öne doğru eğilmekle artan dolgunluk tarzında tarif edilebilen bir ağrıdır. Ayrıca burun tıkanıklığı, koyu kıvamlı ve sarı-yeşil renkli burun akıntısı, koku duyusunda azalma, geniz akıntısı, ateş, çene ve dişlerde ağrı, ağız kokusu, burun kanaması, göz kapakları ve yüzde şişme gibi belirtiler olur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikayetler daha az şiddetlidir ancak süre olarak 3 aydan uzun sürer. Sanılanın aksine ağrı daha az hatta bazen belli belirsizdir. Hastada daha çok burun tıkanıklığı, öksürük, geniz akıntısı, koku almada azalma veya kötü koku rahatsız eder.

Ameliyat sonrası iyileşme garanti

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Günümüzde standart olarak olarak yapılan cerrahi endoskopik sinüs cerrahisidir. Burada muayene sırasında kullanılan endoskoplarla yakın zamanda geliştirilmiş ince araçlar kullanılıyor. Endoskoplar aracılığı ile sinüslerin burun içine açıldıkları deliklere ulaşıp deliklerin genişletilmekte ve sinüslerin havalanması sağlanmaktadır. Cerrahi genel ve lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Cerrahi sonrası burun içine kısa süreli küçük tamponlar yerleştirilmekte ve ameliyat sonrası hasta birkaç kez pansumana çağrılabilmektedir. Genel olarak çok ağrılı olmayan, hasta konforunun çok fazla bozulmadığı ameliyatlardır.

Son dönemde adı duyulmaya başlayan balon ile sinüzit ameliyatları (balon sinoplasti) henüz çok yeni bir teknik olup ancak çok sınırlı oranda hastada kullanılabilecek bir tekniktir ve endoskopik sinüs cerrahisinin yerini tam olarak tutmamaktadır.

Cerrahi yöntemde başarı oranı yüksek mi?

Sinüzit cerahisi sonuçlarının başarılı olmadığı ve hastalığın sık tekrarladığı yönünde bir inanış vardır. Bu bir yanılgıdan kaynaklanır. Allerjik zemin üzerinde gelişen polipli sinüzitlerde tekrarlama eğilimi gerçekten yüksektir. Ancak hastaların çoğunluğunu sadece sinüs kanallarının daralmış ya da tıkalı olduğu basit tekrarlayan sinüzitler oluşturur ve bu hastalarda cerrahinin başarı oranı % 90'ların üzerindedir. Ayrıca ameliyat tedavisinden sonra uygun bir ilaç tedavisi ve düzenli bir hasta izlenimi, ameliyat sırasında kullanılan donanım ve doktorun bu konudaki özel deneyimi başarıyı etkileyen diğer faktör.

Bulgular önemli

Nasıl teşhis edilir?

Hastanın şikayetleri dikkatlice sorgulanmalı, tam bir KBB muayenesi yapılmalıdır. Ancak akut sinüzitte muayene sırasında çoğu zaman burun içinde akıntı görülüp teşhis konulabilse bile kronik sinüzitte bu genelde pek mümkün olmamaktadır. Hastanın şikayeti ve muayene bulguları muhakkak radyolojik yöntemler ile desteklenmelidir.

Suda boğulana nasıl müdahale edilir?

ilk yardım2 ilk yardım1 boğulma

Kurtaralım derken ölüyor ve öldürüyoruz

Türkiye'de havaların aniden ısınmasıyla birlikte boğulma vakaları da artış gösterdi. Her yıl yaşanan facialardan ders alınmayınca vatandaşlar serinlemek uğruna can vermeye başladı.

Önceki gün Burdur'da bir gölette üç lise öğrencisinin boğularak ölmesi ise bilinçsiz kurtarma çalışmalarını yeniden gündeme getirdi. Aslında 8 genç arasında boğulma tehlikesi yaşayan sadece Çağlar Ocak'tı. Diğer iki öğrenci, arkadaşlarını kurtarmak için girdikleri suda ölmüştü.

Geçen yıl da Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde 6 yaşındaki Esra'yı kurtarmak için suya atlayan 6 amca çocuğu aynı şekilde can vermişti. Bu olayların çoğu, yüzme bilmediği halde suya girenler ile ilkyardım eğitimi almadan kurtarma çalışmasına girenlerin başına geliyor.

Uzmanlar, suda müdahale eğitimi almamış bir kişinin, yüzme bilse dahi çırpınan mağdura yardım etmemesi gerektiğini söylüyor. Aksi halde suda çırpınan kişi kendisini kurtarmak isteyene sarılarak birlikte boğulmalarına sebep olabilir.

Medline Acil Yardım Akademisi Müdürü Dr. Bülent Dik, Türk halkının yardım etmeyi çok sevdiğini ifade ederken, yanlış müdahalenin daha kötü sonuçlandığını hatırlatıyor. Dr. Dik, boğulma olayları ve ilkyardım hakkında şunları anlatıyor: "Boğulmalarda ilkyardımın temel amacı, akciğerlere hava girmesini sağlamaktır.

İlkyardıma mümkün olduğunca zaman geçirmeden başlanmalıdır. Kazazede sudan çıkarılır çıkarılmaz, solunum yolları temizlenmeli, başı iyice arkaya yatırılarak alt çenesi iki elle kavranıp aşağıya ve geriye çekilmeli, bu arada ağzı açık tutmalı, ağızdan ağza yapay solunum uygulanmalı ve göğüs kafesine düzenli aralıklarla bastırarak kapalı kalp masajı yapılmalıdır."

Gelişmiş ülkelerde ilköğretim çağından itibaren ilkyardımın ders olarak okutulduğunu belirten Bülent Dik, Türk insanının kazalar karşısında çok bilinçsiz olduğunu vurguluyor.

Yanlış müdahalenin sakatlıklara sebep olduğunu kaydeden Dik, şu uyarıda bulunuyor: "Çok sık yaşanan trafik kazalarında araçta sıkışan veya boynu kırılan kazazedenin bilincini kontrol etmek için yüzü tokatlanıyor. Kesinlikle yanlış olan bu müdahale, kişinin ömür boyu sakat kalmasına neden olabiliyor. En sık karşılaşılan diğer bir yanlış, kalp krizi geçiren birine ısrarla kalp masajı yapmak."

Her yıl bin kişi suda can veriyor bogulma

Türkiye Yüzme Antrenörleri Derneği Başkanı Serhat Çetinkaya, Türkiye'de yılda ortalama bin kişinin boğulduğunu söyledi. Çetinkaya, boğulmaya en fazla maruz kalanların 'az yüzme biliyorum' diyenler olduğunu kaydetti. Yaz aylarının yeni başlamasına rağmen yaklaşık 50 kişinin boğulduğunu dile getiren Çetinkaya, yüzme bilenlerin bile, gölet, kum ocağı gibi balçıklı sulardan kaçınmasını istiyor. Yüzme Antrenörleri Derneği Başkanı, 'ayaklarımı sokayım' diyenlerin yavaş yavaş suya girdiğini daha sonra da panikleyerek çırpınmaya çalıştığını anlatarak, "Yanında iyi bir yüzücü yoksa ne yazık ki göz göre göre boğuluyor." diyor. Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen yüzmeye gereken önemin verilmediğini ifade eden Çetinkaya, 81 ilin sadece 38'inde yüzme havuzu bulunduğunu dile getiriyor.

İlkyardım hayat kurtarır

Çırpınmakta olan kişiye, suda kurtarma eğitimi almamış kişilerin dışındakiler, yüzme bilseler dahi yaklaşmamalı.

Boğulan kişiye mümkünse bir tekne ile yaklaşmalı. Mümkün değilse ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası, çırpınan kişiye atılabilir.

Uzun bir sırık ya da iple kişiye ulaşmaya çalışılmalı.

Çok iyi yüzme bilinmiyor ve boğulan kişi çok panik görünüyorsa çırpınmanın bitmesi, kişinin kendinden geçmesi beklenmeli.

Normal solunum ve dolaşım sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon verilmeli.

Kurtarılan kişi karaya çıkarılıp sırtüstü yatırılmalı.

Yakası ve kemeri gevşetilmeli, varsa takma dişi çıkarılmalı.

Çenesi yukarı gelecek şekilde başı geriye çekilmeli, varsa ağzının içindeki yabancı cisimler temizlenmeli. Solunum yolları açılmalı.

Çeneye bastırılarak ağzın açılması sağlanmalı, diğer el ile burun delikleri kapatılmalı.

Derin nefes alınıp ağızdan ağza dakikada 12-15 defa üflenmeli.

Göğüs kafesinin yükselip yükselmediği kontrol edilmeli.

Solunum normale dönünceye kadar işleme devam edilmeli.

Göğüs kafesine bastırarak kalp masajı yapılabilir.

Yutulan suyun çıkartılması için iki el ile yaralının karnı altından tutularak gövdesi yukarı kaldırılmalı. Bu suretle hava yolundaki suların boşalmasına yardım edilmiş olunur.zaman

suda kurtarma

Doğadan küçük sırlar

keten tohumu yesil_cay keten_tohumu Ginseng Wars insen inseng panax   

Doğanın bize armağanı gizemli bitkilerin sırları yavaş yavaş çözülüyor. Küçücük bir yaprak, tohum veya bitki kökü onlarca hastalığa iyi geliyor, birçoğunu da önleyebiliyor...

Bir fincan bitki çayı, yorgunluğunuzu alırken, yemeğinize karıştıracağınız bir tutam ot formda kalmanızı sağlayabiliyor.

YEŞİL ÇAY

  • Yüksek tansiyondan uykusuzluğa birçok sağlık sorununa karşı etkilidir. Günde 1-2 fincan yeşil çay vücudu zırh gibi korur.
  • İdrar söktürücü özelliğinden dolayı kilo vermeye yardımcı olur.
  • Diş çürümesini ve kemik erimesini engelliyor.
  • Kolesterol ve yağ değerlerini iyileştirerek tansiyonu ve kan şekerini düzenler.
  • Bakteriler ve grip virüsü ile savaşır.
  • Stres, aşırı çalışma, huzursuzluk gibi nedenlerden kaynaklanan yorgunluğu ortadan kaldırır.
    KETEN TOHUMU
  • Latince isminin anlamı “çok faydalı bitki” olan keten tohumunun, kabuğunun altında bulunan yağlı bileşimin tedavi edici bir etkisi vardır. Yağı çıkartılarak ya da ezilerek kullanılmaktadır.
  • Omega-3 yağ asidinin en çok bulunduğu bitkisel yağdır.
  • Yapısında yoğun olarak bulunan çoklu doymamış yağ asitleri (omega-3 yağ asitleri) nedeniyle kolesterol seviyesinin düşmesini sağlar.
  • Nefes darlığı, astım, ses kısıklığı, öksürük ve bronşite faydalıdır.
  • Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
  • Anti-kanser özellikli bir madde olup; öncelikle göğüs, kolon (kalın bağırsak) ve prostat kanserine karşı koruyucu özelliktedir.
  • Şeker hastalarına tavsiye edilir.
  • Kronik kabızlığın giderilmesine yardımcı olur.
    GİNSENG
  • Botanik ismi olan “Panax”, Yunanca “tam iyileşme” anlamına gelen “panacea” kelimesinden türetilmiştir.
  • Yaşlanmayı geciktirir.
  • Kalp kuvvetlendirici ve yorgunluğu gidericidir.
  • Vücut direncini, fiziksel ve mental dayanıklılığı artırır. Kalp damar sistemi düzenleyici, akciğer ve kalbi koruyucudur.
  • Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.
    ARI SÜTÜ
  • İçerdiği C vitamini, E vitamini, karetenoidler sayesinde organizma için antioksidan kaynağı oluşturur, bağışıklık sistemini güçlendirir. Başlı başına bir gençlik aşısıdır.
  • Canlandırıcı, fiziksel performansı artırıcı ve öğrenme kapasitesini geliştirici özelliklere sahiptir.
  • Doğal bir antibiyotik olduğu için deri ve sindirim enfeksiyonlarına sebep olan bakterilerin gelişimini durdurur.
  • Kolesterol seviyesini düzenler.
  • Dışarıdan uygulandığında canlandırıcı ve kırışıkları önleyici etkisi vardır.
    Tüm bu bilgilerin yanı sıra, bitkisel kökenli besinlerin, kullanım şekli ve miktarını doktorunuza danışmanızı öneririz…

arı sütüari-sutucay1

Bu ilaç piyasadan toplatıldı !

aspirin Nezle, grip olduğumuzda sık sık kullandığımız ilacın 2. serisi piyasadan geri çekildi. İlacı alırken dikkat. O seri numaralır şöyle;

Sağlık Bakanlığı, ''Aspirin Plus C Efervesan Tablet'' adlı ilacın 2 serisinin uygun bulunmaması nedeniyle geri çekilmesini istedi. İlacı alırken seri numarasına dikkat edin ve  67645 ve 67646 nolu serideki ilaçları almayın...

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczaclık Genel Müdürlüğü tarafından il sağlık müdürlüklerine, ilgili ilaç firmasına ve Türk Eczacıları Birliğine (TEB) ''acele'' ibaresiyle gönderilen resmi yazıda, bakanlık tarafından yaptırılan inceleme ve analizler sonucunda uygun bulunmaması nedeniyle Bayer Türk Kimya Sanayi LTD. ŞTİ. adına ruhsatlı olan ''Aspirin Plus C Efervesan Tablet''in 67645 ve 67646 seri nolu ürünleri hakkında, (eczane, ecza depoları ve hastanelerden) 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi yapılmasını istendi.

0706004-1 SERİ NUMARASI DA DAHA ÖNCE GERİ ÇEKİLMİŞTİ

Yazıda, Polifarma İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. adına ruhsatlı olan ''Polifleks yüzde 20 Mannitol Sudaki Solisyon 150 mg'' adlı ürünün 0706004-1 seri numarasının da yine ''uygun bulunmaması'' nedeniyle 2. sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanması yapılması istendi.

Lösemi nedir Tedavi metodları nelerdir?

akutlosemi   ÇOCUKLUK ÇAĞINDA LÖSEMİLER:

    Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.

    Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle; genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır.

    Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, bey,n ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır.

    BELİRTİLERİ:

  1. Çocuklarda lösemi hastalığının belirtileri:
  2. İştahsızlık
  3. Kansızlık
  4. Zayıflama
  5. Bacaklarda kemik ağrıları
  6. Cilt altında kanamaları (kırmızı noktalar veya morarmalar)
  7. Burun ve dişeti kanamaları
  8. Ateş
    ilk gözlenen bulgulardır.Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin başağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracaat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir.
    Yapılan kan, kemik iliği, hücre tipini belirleme ve genetik tetkikler sonucu kesin tanı konulabilir.
    Tanıdaki ayrıntılı testler genellikle lösemi tiplerini, tedavi prensiplerini belirlemede yardımcı olacaktır.
    TEDAVİSİ:
    Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerini donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir.
    Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, löseminin umutsuz değil, tersine iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85'lere varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması tedavinin ikinci basamağıdır.
    TEDAVİ ESASLARI ve İLK TEDAVİ:
    Çok yüksek doz, birbirinden farklı en az 6 çeşit ilacın 4-6 hafta içerisinde damardan ve ağızdan verilmesidir. Burada amaç, blast adı verilen kötü huylu ana hücrelerin yok edilmesidir.
    Ancak bu kemoterapi ilaçları, maalesef yalnızca kötü hücreleri etkilememekte, vücudumuzun iyi, faydalı hücrelerini de yok etmektedir. Bu nedenle, çocuklarımızın saçları dökülmekte, ağızlarında, bağırsaklarında yaralar açılmakta, halsizleşmektedirler. Yine, vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan savunma hücreleri de ilaçlarla yok edildiğinden immün sistem yıkılmakta, en ufak bir mikrop, hastalık etkeni dahi tüm vücuda yayılıp ağır ateşli enfeksiyonlara neden olmaktadır.
    Bu nedenle lösemili çocuklarımız etraflarındaki insanlardan, havadan, sudan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar.
    TEDAVİ METODLARI:
    Lösemi hastalığının tedavisindeki temel prensip kemik iliğindeki ana kan hücrelerinde oluşan şifre değişikliği ile olgun olmayan blast adı verilen hücrelerin çoğalmasını durdurmak ve sonrasında normal kan elemanlarının yapılmasını sağlamaktır.
    Kötü huylu blast hücreler çok hızlı çoğalırlar. Bunlar olgunluk ve çoğalma zamanlarına göre çeşitli evrelere ayrılırlar: 1) Mitoz, 2) G devresi, 3) S devresidir. Tedavideki amaç; birbirinden farklı etkilerdeki ilaçların bir program çerçevesinde uzun süre kullanılarak tüm safhalardaki blastların öldürülmesidir.
    Yaklaşık 3 yıl süren tedavide 4 safha yer alır:
    1- YÜKLEME TEDAVİSİ (Balyoz Harekatı):
    Birbirinden farklı 5-6 çeşit ilaç damardan aynı anda verilir. Amaç kötü huylu hücrelerin 2 ay içerisinde hızla öldürülmesidir. Vücudumuzu işgal etmiş düşman kuvvetlerine karşı dost birliklerin topla, tüfekle, bombayla taarruzudur. Adeta bir Kurtuluş Savaşı başlamıştır.
    2- PEKİŞTİRME TEDAVİSİ (Jet Tesiri):
    Paniğe kapılan, dağılan kötü hücreler hemen kendilerini korumak, direnebilmek için zırhlara bürünmekte, gizlenmekte ve çoğalmaya çalışmaktadır. Vücudumuzun silahlı kuvvetleri ile birlikte dost güçler havadan, karadan ve denizden düşmana bombalarla saldırmaktadır. 3-4 ay süren bu tedavide çok yüksek doz birbirinden farklı tesirli ilaçlar damardan verilmektedir.
    İşte bu sırda maalesef vücudumuzdaki faydalı hücreler de ölmekte, saçlar dökülmekte, ağızda yaralar çıkmaktadır.
    3- ÖNLEYİCİ TEDAVİ (İstihbarat):
    Kemik iliğinde yenilmiş, parçalanmış, dağılmış düşman hücrelerinin beyin ve sinir sistemi ve üreme organlarımıza yerleşerek, sinsi sinsi faaliyete geçmelerini önleyici tedavidir. Bazı durumlarda radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanabilir. Bir nevi gizli servis işlevini üstlenirler.
    4- YENİDEN ÖRGÜTLENMEYE İZİN VERMEYEN DEVAMLILIK TEDAVİSİ:
    Amaç artık tamamen yok edilmiş düşman hücrelerinin vücudumuzda herhangi bir şekilde yeniden çoğalmalarını önlemektir. En son blast yok edilinceye kadar tek tek bulunup parçalanması sağlanır. Yaklaşık 2.5-3 yıl kadar devam eder.
    TEKRARLAYABİLİR Mİ?
    Toplam 3-3.5 yıl süren tedavi sonunda % 85'lere varan oranda tamamen iyileşme sağlanır. Tedavi sonrasında yalnızca kontrollerle izlenen çocuklarımız, tüm sağlılı kardeş ve arkadaşları gibi normal yaşantılarını sürdürürler. hepimizde olabileceği gibi hastalığı yenmiş bireylerde de löseminin yeniden görülme olasılığı az da olsa vardır. Bu durumlarda da benzer tedaviler ve/veya kemik iliği nakli uygulanabilir.
    TEDAVİ PROGRAMLARI:
    Kemoterapide seçilen ilaçlar ve hangi zamanlarda, ne dozlarda verilecekleri uzun süren deneyler ve uygulamalar sonrasında belirlenmektedir. Türkiye'den de birçok değerli bilim adamının katıldığı bu çalışmalar, Hematoloji dergilerinde, kongrelerde açıklanmakta ve kullanıma sunulmaktadır. Oluşturulan bilimsel kurumlarda tedavinin başarısı ya da başarısızlıkları izlenmekte ve sonuçları değerlendirilmektedir. Aksayan noktalar, ulusal ve uluslararası bilimsel kurullarda değerlendirilerek yeni ilaçlar, yeni dozlar ya da değişik metodlar uygulamaya konulmaktadır.
    KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
    Lösemi teavisine özgü ilaçların tümü maalesef yurtdışından temin edilmektedir. nakliye sırasında bozulmaması, uygun koşullarda sulandırılması, ısıdan ve ışıktan korunması, istenen sürede ve hızda verilmesi ve damar dışına kaçırılmaması gibi son derece zor ve titiz çalışmaların bir arada olması gerekir.
    MALİYET:
    Tedavide kullanılan ilaçlar son derece pahalıdır. Bir kutusu 100 milyon lira civarındadır. Yüzlerce şişe ilaç kullanılmaktadır. Kateterleri, kitleri, serumları, kan ürünleri hesaplanacak olursa tedavi maliyeti yüz milyarlarca lirayı bulmaktadır.
    LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİNİN PROBLEMLERİ:
     
  9. Okuldan uzak kalmak
  10. Arkadaşları tarafından dışlanmak
  11. Toplumun bu çocukların iyileşme şansının olmadığını düşünmesi
  12. Maske yüzünden hastalığın bulaşıcı olduğunun düşünülmesi
  13. Çocukların sosyal etkinliklere katılamamaları (Sinema, tiyatro, ...)
  14. Çocukların sevdikleri yiyeceklerden uzak durma zorunluluğu
  15. Kan bulamamak
  16. Parasızlık
  17. Hastanede çocuklarına refakat etmek isteyen ailelerin iş yerlerinden çok sık izin almaları sonucu işlerine son verilmesi
    KEMİK İLİĞİ NAKLİ NEDİR?
    Çocukluk çağı lösemilerinde esas olan ilaçla tedavidir. Toplam 3-3.5 yıl süren kemoterapi sonunda % 85'lere varan oranda tamamen iyileşme sağlanır. Tedaviye cevap alınamayan vakalarda ve bazı özel durumlarda kemik iliği nakli uygulanabilir (%5-10 oranında).
    TEDAVİNİ ESASLARI NELERDİR?
    Kemik iliği naklinde temel prensip, kan hücrelerinin yapımını sağlayan ana-kök hücrelerin sağlam bireylerden (verici-donör) alınarak lösemi hastasına verilmesidir. Böylece normal kan yapımı sağlanmış olur.
    KİMLERDEN KEMİK İLİĞİ ANA-KÖK HÜCRELERİ ALINIR?
    1- Doku grupları (HLA) uygun kardeşlerden veya nadiren diğer aile bireylerinden (ALLOJENİK).
    2- Doku grupları (HLA) uygun akraba olmayan vericilerden (Kemik İliği Doku Bilgi Bankası aracılığıyla).
    3- Hastanın kendi kemik iliğinin dondurularak saklanması ve gerektiğinde verilmesi.
    4- Damarlarımızda dolaşan kanın içindeki ana-kök hücrelerin özel bir yöntemle toplanarak hastaya verilmesi.
    5- Göbek Kordonu Kanı: Yeni doğan kardeşin ana-kök hücrelerden zengin plasentasından (eş) toplanan kanın kullanılması.
    NASIL KEMİK İLİĞİ ALINIR?
    Toplama işlemi ameliyathane koşullarında genel anestezi altında uyutularak yapılır. Özel iğneler kullanılarak kemik içine girilerek ilik enjektörlere çekilir. Belirli miktarda alınan ana-kök hücreler özel torbalarda, filtre edilerek bekletilmeden lösemi hastasına damar yoluyla verilir.
    Ana-kök hücrelerin çok çok az bir kısmı alındığından verici-donör için yapılan işlemin hiçbir sakıncası yoktur.
    Nakil işlemlerinden sonra 3 hafta içinde sağlam ana-kök hücrelerden kan hücrelerinin hızla yapımı başlar. Verilen kemik iliğinin alıcıda reddini önlemek amacıyla 6 ay kadar koruyucu tedaviler uygulanır.
    KEMİK İLİĞİ NAKLİNİN BAŞARI ORANI:
    Dünyanın gelişmiş hematoloji merkezlerinde olduğu gibi ülkemizde de kemik iliği nakli başarıyla yapılmaktadır. Löseminin cinsine ve vericinin uygunluğuna göre değişmekle birlikte sonuçlar olumludur. %43 ile %83 oranında başarı elde edilmektedir.
    YAN ETKİLERİ:
    Alıcı lösemi hastasının kemik iliği nakline hazırlanma aşamasında ve sonrasında çeşitli ciddi komplikasyonlar çıkmaktadır. Geç dönemde de normal kişilere göre 5 kez daha fazla oranda yeniden lösemi ya da çeşitli kanser tipleri ortaya çıkabilir.
    Kemik iliği naklinden 1 yıl sonra, lösemili çocuklar sağlıklarına kavuşmakta ve normal yaşantılarına dönebilmektedirler.
    Ülkemizde hasta başına ortalama 25.000 dolara malolan kemik iliği nakli, yurt dışında bir sağlık turizmi haline getirilmiş olup 100.000-250.000 dolar harcanmaktadır. Bu nedenle; Türkiye'de daha çok sayıda özelleşmiş kemik iliği nakli merkezinin hizmete açılması yararlı olacaktır.
    Lösemide Sözlük
    A
    Akut:
    1- Keskin; şiddetli; ağır. 2- Aniden şiddetli belirtilerle başlayan fakat kısa seyir izleyen; akut.
    Alopecia: (Alopesi) Saçların kısmen veya tamamen dökülmesi; saç dökülmesi.
    Anemi: Çeşitli sebeplere bağlı olarak kanda eritrosit sayısının azalması, hemoglobin ve hematokrit değerlerinin normalin altına düşmesiyle belirgin durum; kansızlık; anemi.
    Antiemetic agent: Kusmayı önleyici veya durdurucu ilaç.
    Akut lösemi: Hızla ilerleyen lösemi.
    Allogeneic bone marrow transplantation:
    (Alojenik Kemik İliği Nakli) Hastanın kemik iliğini genetik olarak aynı olmamasına rağmen uyuşabilir bir donörden aldığı prosedür.
    Antibiyotik:
    1- Antibiosis ile ilgili 2- Bazı mantar (küf) ve bakterilerden elde edilen, keza sentetik olarak da hazırlanan mikroorganizmalar üzerine öldürücü veya gelişmelerini durdurucu etkiye sahip madde; antibiyotik.
    Anticonvulsant: Konvülsüyonları durduran, önleyen veya kontrol eden ilaç.
    Aplastic anemia: (Aplastik Anemi)Kemik iliğinin hücre üretmesindeki başarısızlığından kaynaklanan kanın bazı yerlerindeki yetersizlik.
    Absolute neutrophil count (ANC); absolute granulocyte (AGC): Kişinin enfeksiyona karşı savaşabilme belirtisini veren kandaki toplam nötrofil sayısı.
    ALL: ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi). Löseminin ağırlıkla çocuklarda ortaya çıkan, olgunlaşmamış lenfoblastların frenlenmeyen üretimi olarak tanımlanan akut bir şekli.
    AML: AML (Akut Myeloblastik Lösemi) Löseminin olgunlaşmış ve olgunlaşmamış anormal granülositlerin büyük bir hızla artışı ile tanımlanan akut bir şekli.
    Alojenik Nakil: iliğin başka bir kişi tarafından bağışlandığı kemik iliği nakli şekli.
      
    B
    Bone marrow transplant:
    (Kemik İliği Nakli)Vericiden alınan kemik iliğinin ven yoluyla alıcı dolaşımına verilmesi; kemik iliği nakli (kemik iliği, sternum veya ilium’dan aspirasyon yoluyla alınır.
               Allogeneic (Alojenik)
               Kemik iliğinin bir kişiden (donör) başka bir kişiye verilmesi.
               Autologous (Otolog)
               Kişinin önceden çıkarılmış ve saklanmış kendi kemik iliğinin infüzyonu.
               Syngeneic (Eşsoylu)
               Kemik iliğinin aynı olan ikizlerin birinden alınıp diğerine verilmesi.
    B cells: (B hücreleri) Kemik iliğinde gelişen ve antikor kaynağı olan beyaz kan hücreleri. B lenfositleri olarak da bilinir.
    Basophil: (Bazofil) Bir çeşit beyaz kan hücresi. Bazofiller grönülositlerdir.
    Bioimmunotherapy: Bağışıklık sisteminin enfeksiyon ve hastalıklara karşı savaşabilme yetisini uyarmak veya iyileştirmek için yapılan tedavi.
    Biological therapy: (Biyolojik terapi) Vücudun bağışıklık sisteminin kansere karşı savaşmak ya da bazı kanser tedavilerinin yan etkileri azaltmak için direkt veya dolaylı olarak kullanımı.
    Biopsy: (Biyopsi) Mikroskopik muayene için alınan doku parçası. 
    Blasts:
    Olgunlaşmamış kan hücreleri.
     
    C
    Cancer:
    (Kanser) Habis hücrelerin kontrol edilemediği ve vücudun diğer parçalarına yayıldığı bir hastalık.
    Carcinogen:(Kanserojen) Kansere neden olan madde. Örneğin sigara içinde var olan nikotin kanserojen bir maddedir.
    Central venous catheter: Kalbin yanında geniş bir damara cerrahi olarak yerleştirilen ve göğüs veya karından çıkan özel bir intravenöz tüp. Kateter ilaçları, sıvıları veya kan ürünlerini vermeye ve kan numuneleri almaya yarar.
    Chemotherapy: (Kemoterapi) Kanserin ilaçlarla tedavisi. Terim genellikle kanseri tedavi etmek için verilen hücreleri tahrip edici ilaçlar için kullanılır.
    Adjuvant chemotherapy
    Genellikle tüm bulunan tümörler cerrahi ya da ışın tedavisi ile alındıktan sonra, kalan kanser hücrelerini öldürmek için verilen kemoterapi.
    Combination chemotherapy
    Kanser tedavisi süresince birden fazla ilacın kullanılması.
    Chronic: (Kronik) Uzun zamandan beri süren.
    Colony-stimulating factor (CSF): Kemik iliğinin daha fazla hücre üretmesini sağlamak için kullanılan enjekte edilebilir madde.
    Carcinoma: (Karsinoma) Epitelyal hücrelerden gelişen kötü huylu tümör (oluştuğu yerdeki tahribatına ilaveten komşu dokulara yayılma, lenf yollarıyla uzak organ metastazları gösterir.
    Cauterization: Anormal hücreleri yok etmek için ısı kullanımı.
    Cell: (Hücre) Her organizmanın temel birimi.
    Cell differentiation: (Hücre Farklılaşması) Hücrenin yapı veya görev bakımından kendine has özellik taşıyacak şekilde gelişmesi; farklılaşma.
    Chronic leukemia: (Kronik Lösemi) Yavaş ilerleyen lösemi.
    CNS prophylaxis: Merkezi sinir sistemine yapılan kemoterapi veya radyasyon tedavisi.
    Colony-stimulating factors:
    Kan hücrelerinin üretimini sağlayan maddeler. CSF ile tedavi, kan oluşturan dokunun, kemoterapinin ve ışın tedavisinin etkilerinden kurtulmasına yardımcı olabilir.
    Combination chemotherapy: (Kombinasyon Kemoterapi) Daha etkili sonuçlar elde etmek için iki veya daha fazla kimyasalın kullanıldığı tedavi.
    Computed tomography:
    (Bilgisayarlı Tomografi) Hasta çevresinde dairesel dönüş gösteren x ışını tüpünden dokulara geçen ışınların dedektörler aracılığı ile kaydedilerek bilgisayardaki matematiksel işlem sonucu, incelenen vücut bölgesi veya organın kesitler halinde görüntülenmesi; bilgisayarlı tomografi (monitör ekranında siyah-beyaz veya renkli olarak beliren görüntü, filme alınır). 
    CBC (complete blood count): (Tam kan sayımı) Kanın bir milimetreküpündeki etritrosit, lökosit ve trombosit miktarının sayımı.
    Chronic myelogenous leukemia (CML): (Kronik miyeloid lösemi) Yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve kemik iliğindeki grönülositlerin artmış üretimi olarak tanımlanır. 
    Consolidation: (Konsolodisyon)