Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

8 tane "rusya" etiketli yazı bulundu "rusya" tagli diger ogeler resimler , videolar

Viyana Kongresi (1815)

Avrupa'da 1805 -1815 tarihleri arasında meydana gelen Napolyon Savaşları sonunda AvrupaDevletleri bozulan sınırları ve siyasi dengeyi yeniden düzenlemek amacıylaViyana'da bir kongre düzenlediler.

Kongreyi Rusya,Avusturya, İngiltere ve Prusya yönetti. Osmanlı Devleti katılmadı.

Kongre sonundaimzalanan antlaşma ile, Avrupa'nın yeni haritası çizilirken ulus, dil ve dinunsurları dikkate alınmadı.

Viyana Kongresi'nekatılan devletler milliyetçiliğe karşı çıktıkları için, Avrupa'da barış vehuzur bozuldu.

1815 (ViyanaKongresi) ile 1827 (Navarin Olayı) arasında geçen döneme Avrupa'da RestorasyonDönemi denir.

Kongrenin hemenardından, kongrede alınan kararları uygulamak amacıyla Rusya, Avusturya, Prusyave Fransa "Kutsal İttifak"ı, Avusturya, İngiltere, Rusya ve Prusya"Dörtlü İttifak"ı oluşturdu.

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Sömürgecilik

SömürgeciliğinGelişmesi

Sanayi Devrimihammadde ve pazar ihtiyacını artırdı. 

Coğrafi Keşifler ilebirlikte denizaşırı ticaretin gelişmesi, uzak hammadde kaynaklarının daha rahatkullanılmasını sağladı. 

Avrupa devletleri,XVII. yüzyılda yeni sömürge alanları bulmak için harekete geçti.

İngiltere; HindistanBirmanya, Belücistan, Kıbrıs, Malta ve Mısır'ı sömürgeleştirdi.

Fransa;sömürgelerinin bir kısmını İngiltere'ye kaptırdı. Cezayir, Tunus ve Sudan bazıbölümleri ile Madagaskar Adası'na yerleşti.

Almanya; Afrika vePasifik'te sömürgeler elde etti.

Sömürgecilik BirinciDünya Savaşı'nın önemli nedenlerinden birini oluşturur.

İtalya; Kızıldenizkıyısındaki Eritre ve Trablsugarp'ı aldı.

Rusya; sıcakdenizlere açılabilmek amacıyla Boğazlara yöneldi. Sibirya'dan Japon Denizi'nekadar hammadde kaynaklarına sahip oldu.

 

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Yakın Çağ'da Avrupa Devletler

İngiltere 

 

1215'te Magna Cartaimzalandı.

 

1265'te parlamentersisteme geçildi.

 

Yüzyıl Savaşları'ndaFransa'ya yenildi ve karada üstünlüğünü kaybetti.

 

Çifte GülSavaşları'ndan sonra kuvvetli bir deniz devleti haline geldi.

 

XVII. yüzyılda KralCharles döneminde parlamento dağıtıldı ve halk Cromwel önderliğinde ayaklandı.Kral öldürüldü.

 

Cromwel Cumhuriyetilan ettiğini bildirdi.

 

Fakat bir süre sonraparlamentoyu dağıttı.

 

Kral, III. Williamdöneminde "İnsan Hakları Beyannamesi" yayınlanarak demokratik krallıkkuruldu.

 

 

Almanya

 

XIX. yüzyılsonlarına kadar siyasi birliğini tamamlayamadı.

 

Reform döneminde,Protestan prenslerle Kral II. Ferdinand arasında Otuz Yıl Savaşları çıktı.

 

Viyana Kongresi'ndeGermen Konfederasyonu kurulmasına ve komisyon başkanlığına Avusturya'nıngetirilmesine karar verildi.

 

Konfederasyondışında bırakılan Prusya Avusturya ile savaşa girdi.

 

Prusya başbakanıBismarck 1871'deki Sedan Savaşı'nda Fransa'yı yendi.

 

Almanya Prusyaöncülüğünde Kral III. Wilhelm başbakanlığında siyasi birliğini sağladı.

 

 

 

Fransa

 

Yüzyıl Savaşları'ndaİngiltere'yi yendi; fakat Reform döneminde mezhep çatışmaları yaşandı.

 

Kral IV. Henrydöneminde Fransa koyu bir mutlakiyetle yönetilmeye başlandı.

 

 

İspanya

 

XV. yüzyılınsonlarına doğru Coğrafi Keşifler'e başladı.

 

XVI. yüzyılda önemlibir sömürge devleti oldu.

 

XVII. yüzyıldaİngiltere ve Fransa'ya birtakım sömürgelerini kaptırdı.

 

Hollanda daİspanya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.

 

 

İtalya 

 

Haçlı Seferleri'ndensonra Akdeniz'de ticari üstünlüğü ele geçirdi.

 

Venedik ve Cenevizgibi denizci devletler Yeni Çağ'da ticari üstünlüğünü kaybetti.

 

1815'te toplananViyana Kongresi'nde İtalya yedi hükümete ayrıldı.

 

Rusya

 

Lehistan, XVIII.yüzyıla kadar Osmanlı Devleti ile Avusturya ve Rusya arasında tampon devletdurumunda kalmıştı.

 

XVII. yüzyıldanitibaren Rusya'nın Lehistan iç işleine müdahale etmesi üzerine karışıklıklarçıktı.

 

XVII. yüzyılda ÇarPetro döneminde yapılan ıslahatlarla kendisini geliştirdi.

 

İsveç, OsmanlıDevleti ve Lehistan ile savaştı.

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Gürcü-Rus Savaşı üzerine hatıra gelenle

 

Kafkasya için, merhum Ahmet Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet isimli eserinde "Cebel-i Lisan" ( Lisan Dağı) tabirini kullanıyor.

Gerçekten de, Kafkasya, muhtelif lisanları konuşan, onlarca kavmin, yüzlerce kabilenin yerleştiği bir mahal....

Son Gürcü- Rus savaşı bir alimden duyduğum çok kıymetli bir sözü hatırıma getirdi. O söz şu... " Bir zalime yardım eden, muhakkak o zalimin zulmüne maruz kalır."

Evet, 1800'lü yıllarda, Şeyh Şamil Kafkasya'daki müridizm hareketinin başına geçmiş, Ruslara karşı başarılı bir mücadele yürütüyordu. Çeçenler, İnguşlar, Adigeler, Abazalar, Karaçaylar olmak üzere bütün Kafkas halkları  Şeyh Şamil'in bu hareketini destekliyorlardı. Şeyh Şamil, o zamanki Gürcü Prensinden Kafkasya'nın bağımsızlık hareketini desteklemesini istedi. Ancak ret cevabını alınca, bu sefer de, hiç olmazsa tarafsız kalmasını, Rusları desteklememesini rica etti. Gürcüler, Şeyh Şamil'in bu teklifini de reddettiler. Ruslar Kafkasya'yı işgal hareketine üs olarak, Tiflis'i seçtiler.

Şeyh Şamil'in istiklal mücadelesi yıllarca sürdü. Bir savaşta, şehitlerini gömebilmek, çocuk ve kadınları muhasaradan kurtarabilmek için mütareke istedi. Ruslar, ancak büyük oğlu Ahmet Cemalettin'in rehin verilmesi şartıyla, ateşkesi kabul ettiler. Rehin verildiğinde, on iki yaşında olan Ahmet Cemalettin, on sekiz yıl Rus İmparatorluk sarayında esir olarak kaldı.

Şeyh Şamil'in yüreğinde bu evlat acısı yıllarca kaldı. Küçük oğlu Gazi Muhammed babasının acısını dindirebilmek için, destanlara konu olacak bir kahramanlık göstererek, sadece beş yüz atlı ile Tiflis'i bastı. Gürcü Prensinin Rus Birliklerince korunan sarayından, Gürcü Prensinin karısını, oğlunu ve baldızını kaçırıp, baskından tam sekiz gün sonra, Gürcülerin takip ve tacizine rağmen, yine kahramanlıklar sergileyerek,  babasının karargahına ulaştı.

Daha sonra, Ahmet Cemaleddin ile esir edilen Gürcü prensinin karısı, oğlu ve baldızı takas edilmiş, böylece Gazi Muhammed, babasının acısını bir nebze olsun dindirebilmiştir.

Acaba diyorum, 1800'lü yıllarda Gürcüler, Şeyh Şamil'e destek vermedikleri için mi, şimdi Ruslar'a mağlup oldular.?  

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Güney Osetya Sorunu nedir?

osetya-harita Güney Osetya, bugün Gürcistan'ın sorunlu bölgelerinden biridir. Bölgede, Rusya'nın desteğindeki bağımsızlık yanlısı yönetim ile Gürcistan hükümetinin atadığı yönetim olmak üzere iki yönetim bulunmaktadır. Ayrılıkçı yönetimin merkezi Tshinvali, Gürcistan'ın atadığı hükümetin merkezi ise Kurta'dır.

Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde bölgede, Rusya desteğindeki bağımsızlık yanlısı güçler tarafından tek yanlı olarak bağımsızlık ilan edildi.

Bu sırada bölgede çıkan savaşı durdurmak için yapılan anlaşmanın da etkisiyle de facto bir yönetim ortaya çıktı. Bugün bu de facto yönetim tarafından Güney Osetya Cumhuriyeti olarak adlandırılan Tshinvali ve çevresi bağımsızlık yanlısı yönetim tarafından kontrol edilmektedir.

Bölgenin yaklaşık yarısı ise Gürcistan hükümetinin kontrolü altındadır. Gürcistan yönetimi, bölgedeki anlaşmazlığın barışçı görüşmelerle çözmek için Nisan 2007'de parlamento kararıyla Güney Osetya Geçici Yönetimi'ni işbaşına getirdi. Bu yönetimin başında bulunanlar, eski ayrılıkçı yönetiminde yer alan kişilerdir. Güney Osetya geçici yönetimi, 2007 yılında bütün Gürcistan çapında ve bu bölgede de facto yönetimin kontrolü dışında kalan yerlerde, bağımsızlık yanlısı Eduard Kokoiti'yi ülkeden çıkarmak için Kokoiti Fandarast adı altında barışçıl eylemler gerçekleştirdi. Fakat, evvelce diğer bir özerk bölge olan Acaristan'da Aslan Abaşidze yönetimini devirdikten sonra Gürcistan'ın bölgenin özerkliğine fiilen son vermesi ve nüfüsun çoğunluğu müslüman olan Acaristan bölgesel yönetim bayrağına haç ilave etmesi, Güney Osetya halkını da endişeye sevketmektedir.

BAĞIMSIZLIĞIN İLANI VE PATLAK VEREN ÇATIŞMALAR

Eylül 1990'da Güney Osetya Demokratik Sovyet Cumhuriyeti ilan edildi. 20 Kasım 1990'da kendi bağımsızlığını ilan eden Gürcistan Parlamentosu, Aralık 1990'da Güney Osetya Cumhuriyeti'nin özerkliğini kaldırdı ve bölgeyi doğrudan Tiflis'in yönetimi altına soktu. Bu kararı, o zamanki Sovyet Devlet Başkanı Gorbaçov bir kararnameyle yürürlükten kaldırdı. Güney Osetya'da silahlı çatışmalar başladı.

1989'da Güney Osetya'nın yaklaşık 98 bin nüfusu vardı; bunlardan 65 bini Oset, 20 bini Gürcüydü. Kasım 1991'de, Gürcülerin çoğu Güney Osetya'nın başkenti Tshinvali'den ve çevresindeki köylerden kaçtılar. Aynı ayın 23'ünde, o zamanki Gürcistan Devlet Başkanı Zviad Gamsahurdiya, "silah taşıyabilen bütün Gürcüleri" Güney Osetya'nın gerçekten Gürcistan'dan ayrılmasını önlemek için, Tshinvali üzerine yürümeye çağırdı. Güney Osetya Parlamentosu bunun üzerine cumhuriyetin bağımsızlığını yeniden onayladı, olağanüstü durum ilan etti ve 1 Aralık 1991'de kendi Ulusal Muhafız Birliği'nin kurulması kararını aldı.

Ocak 1992'de Gamsahurdiya devrildiği için Gürcü birliklerinin saldırısı gerçekleşmedi. Ondan sonra iktidara gelen Edvard Şevardnadze, görüşmelerde bulunmak istediğini bildirdi ve hemen Güney Osetya'daki Gürcü Ulusal Muhafız birliklerinin kontrol altında olmadığını iddia etti. Birçok görüşme girişimi boşa çıktı.

2006'DA BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU DÜZENLENDİ

1993 ve 2001 yıllarında düzenlenen iki ayrı halk oylaması sonucunda Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya'da, 12 Kasım 2006 tarihinde devlet başkanlığı seçimleri ve bağımsızlık referandumu düzenlenmişti. Eduard Kokoiti oyların yüzde 98,1'ini alarak yeniden Güney Osetya Devlet Başkanı seçilmişti. Bağımsızlık referandumunda ise yüzde 99,88 oranında 'evet oyu' kullanılmıştı.

Bu seçimlere paralel olarak, Tiflis tarafından desteklenen diğer seçimlerde ise Sanakoev devlet başkanlığına seçilmişti. Saakaşvili, 19 Mart 2007 tarihinde bölgeye giderek Sanakoev ile görüşmüş ve bu görüşmenin ardından Güney Osetya'da bir idari birim kurulması yönünde talimat vermişti. Bu çerçevede hazırlanan bir yasa taslağı Gürcistan parlamentosuna sevkedilmişti.

Tasarı çerçevesinde, Kokoiti ve Sanakoev'in bölgenin özerk statüsü üzerinde çalışacak geçici bir idari yapı kurmaları, geçici idareye içişleri, maliye, ekonomi, bilim ve eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik, kültür, tarım, adalet ve çevre alanlarında bakan yardımcıları ataması imkanının verilmesi, ayrıca rehabilitasyon projelerinin uygulanması ve bölgenin kalkınması için özel bir mali paketin hazırlanması öngörülmüştü.

Gürcistan yönetimi bu çerçevede, Güney Osetya'da geçici bir idari birim kurulmasına yönelik çalışmalarını hızlandırmış, bölgedeki "alternatif hükümet" ile doğrudan görüşmelere başlamış, görüşmelerde kurulacak idari birimin "Güney Osetya" olarak adlandırılması konusunda "alternatif hükümet" ile anlaşmaya varmıştı. Gürcistan, ayrıca Kokoiti yönetimine bu görüşmelere dahil olma çağrısında bulunmuştu.

Güney Osetya'da kurulacak idari birime ilişkin yasa tasarısının Gürcistan Parlamentosu'nda 8 Mayıs 2007 tarihinde onaylanmasını takiben, Sanakoev, 10 Mayıs'ta Devlet Başkanı Saakaşvili tarafından anılan idari birimin başına getirilmişti.

17 Şubat 2008 tarihinde Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ise Güney Osetya Parlamentosu, bağımsızlığının tanınması için 3 Mart 2008 tarihinde Rusya Federasyonu, Bağımsız Devletler Topluluğu, BM ve AB'ye çağrıda bulunmuştu. Güney Osetya parlamentosu kabul ettiği kararda Kosova'nın ikna edici bir örnek olduğunu belirterek, Kosova örneği ile 'egemen devletlerin toprak bütünlüğü' argümanının önceliğini yitirdiğini savunmuştu.

Gürcistan'a 2-4 Nisan 2008 tarihinde Bükreş'te yapılan NATO Bükreş Zirvesi'nde NATO kapılarının açılmaması ise Gürcü halkında büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştu. Gürcistan'ın Avrupa-Atlantik dünyası ile bütünleşmesinin (NATO ve AB üyeliği) önündeki en büyük engel olarak halen, fiilen (de facto) Gürcistan'dan bağımsız olan Abhazya ve Güney Osetya bulunuyor.

BÖLGE 1989 YILINDAN BERİ GERGİN

Güney Osetya, 1922'de özerk bölge olarak Sovyet yönetimindeki Gürcistan'a bağlandı. Sovyetlerin dağılmasının ardından Rusya'ya bağlı Kuzey Osetya ile birleşmeyi isteyen G. Osetya ve Gürcistan arasındaki gerginlik 1989 sonlarından itibaren artış gösterdi.

Bölgenin, 1990'da kendisini ''Demokratik Güney Osetya Sovyet Cumhuriyeti'' ilan etmesi üzerine Tiflis bölgenin özerkliğini kaldırdı. 1991'de Gürcülerin başkent Tshinvali'ye girmesiyle çatışmalar başladı. 14 Temmuz 1992'de Ruslar, Gürcüler ve Osetlerden oluşan barış gücü ateşkesi sağladı. 1992'de fiilen ayrıldıktan sonra ilk referandumda Osetlerin yüzde 98'i, 2006'daki ikinci referandumda ise yüzde 90'ı bağımsızlığı seçti. Fakat, G. Osetya'nın bağımsızlık ilanı hiçbir ülke tarafından tanınmış değil.

GÜNEY OSETYA HAKKINDA...

Kafkas sıradağlarının kuzey ve güney yamaçlarına yayılmış dağlık bir bölge olan Osetya, kuzeyde Stavropol Kray (Rusya Federasyon), doğuda Çeçen ve İnguş Cumhuriyetleri, batıda Kabartay-Balkar Cunhuriyeti ve güneyde de Gürcistan'la komşudur. Tarihsel ve kültürel olarak hemen hemen bütünlük arz eden tek bir ülke olan Osetya, Büyük Kafkaslar'ın ikiye böldüğü iki parçadan oluşur: Kuzey Osetya ve Güney Osetya...

Kuzey, Rusya Federasyonu'na bağlı özerk bir cumhuriyettir. Güney ise, Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan etmiş de facto bağımsız bir ülkedir; statüsü henüz dünya kamuoyunca tanınmamış ve netleştirilmemiş durumdadır. Ülke ismini, çoğunluğu oluşturan Oset halkından alır. Ülkede Osetler dışında Ruslar, Gürcüler, Ermeniler, diğer Kafkasyalı halklar ve başka uluslar yaşar.

Güney Osetya , Gürcüstan'ın kuzey kesiminde, Sovyet döneminde özerk bölge olarak kuruldu. Bu statü ve adından dolayı Gürcistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra Gürcü hükümeti tarafından kaldırılmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde Moskova yönetiminin desteğiyle bağımsızlığını ilan etti. Bu bölgenin eski adı Samaçablo'dur. Fibağımsız olan Güney Osetya, Gürcüstan'ın Şida Kartli (İç Kartli) bölgesinin bir parçasıdır ve son dönemlerde, yönetim merkezinin adından dolayı, Tshinvali bölgesi olarak adlandırılmaktadır.

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

PKK'nın Yabancı Ülkelerdeki Faaliyetleri ve PKK'nın Para Kaynakları Ülkeler

PKK'nın Yabancı Ülkelerdeki Faaliyetleri ve PKK'nın Para Kaynakları Ülkeler

Almanya

Almanya'da yaşayan Türk nüfusun yoğunluğu terör örgütü PKK için Avrupa alanındaki faaliyetlerinin organizesinde bu ülkeyi önemli bir merkez ve üslenme alanı olarak görmesine sebep olmaktadır. 1993 yılında PKK terör örgütünün Almanya'da resmen yasaklanmasına rağmen faaliyetler, paravan isimlerle kurulan 33 dernekle yürütülmeye çalışılmaktadır.

PKK'nın cephe faaliyetlerini yürütmek üzere bu ülkede kurulan ERNK ile bu paraleldeki diğer dernek ve kuruluşlarca Türk işçileri arasında PKK'ya eleman kazandırmak amacıyla propaganda faaliyetleri sürdürülmektedir. Terör örgütü PKK'nın son zamanlarda içine düştüğü eleman sıkıntısı sebebiyle bu ülkedeki sempatizan konumundaki kişileri legal görünümlü organizasyonlar bünyesinde seminer ve toplantılarla siyasi eğitime tabi tutarak önce Ortadoğu'ya sonra da Türkiye'ye göndermektedir.

Ayrıca yine aynı amaca yönelik olarak mülteci ve kaçak statüsünde bulunan oturma izni olmayan kişileri bu ülkede aktif örgütsel faaliyetlerde bulunmaya zorlamaktadır. Çeşitli vesilelerle organize edilen geceler, açılan yardım kampanyaları yayımlanan gazete ve dergilerin zorla satılması ile örgüt adına zorla para toplama faaliyetlerinden elde edilen gelirler örgütün finans kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu yollarla elde edilen gelirin yıllık 150 milyon Euro civarında olduğu değerlendirilmektedir.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi

Yunanistan, Türkiye'de işlemiş oldukları terör suçları nedeniyle adli takip ve soruşturmadan kaçarak ülkelerine sığınan teröristlere siyasi sığınma, kamp ortamı sağlama, silahlı eğitim, sağlık hizmeti verme ve barınma imkanı gibi kolaylıklar sağlamaktadır.

PKK terör örgütü Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesiminde rahatça faaliyet gösterebilmektedir. Elde edilen bilgiler ve yakalanan PKK militanlarının ifadelerinden; özellikle 1994 yılından itibaren Ülkemizden ve Avrupa'dan çeşitli yollarla Yunanistan'a gönderilen PKK militanlarının, bu ülkede örgüte ait mevcut kamplarda patlayıcı madde eğitimine tabii tutuldukları ve bu eğitimi tamamlayan militanların görevlendirildikleri metropol iller ve turistik bölgelerde bombalı saldırılar yapmak üzere Türkiye'ye giriş yaptıkları anlaşılmaktadır.

PKK, Yunanistan'dan ülkemize dönük faaliyetlerin bir kısmını Atina ve İstanköy'de bulunan ERNK temsilciliği ve Kürdistan Komitesi gibi kuruluşlarca organize etmektedir.

Yunanistan'ın özellikle Avrupa kamuoyunu etkilemeye yönelik Türk turizmini baltalama amaçlı yoğun gayretleri ile ülkesindeki parlamenter, asker ve diğer resmi kişilerin himayelerinde oluşturulan kamplarda turistik yörelerimize yönelik bombalama ve sabotaj eğitimlerinin verilmesi yasadışı örgüt ile Yunanistan'ın hangi müştereklerde birleştiklerini göstermektedir.

Güney Kıbrıs Rum kesimi PKK terör örgütü mensuplarının Avrupa ülkelerinde Suriye, İran ve Irak'a geçişlerindeki uğrak yeri olup, örgüt mensuplarına her türlü kolaylığı göstermektedir. Bekaa vadisinde Abdullah ÖCALAN'la görüşen Rum milli muhafız ordusunun emekli komutanının "Kürdistanın kurtuluşu Kıbrıs'ın kurtuluşu demektir" şeklindeki ifadesi herşeyi açıkça ortaya koymaktadır.Yunanlı subaylar terör örgütü PKK kamplarında teröristlere eğitim vermişlerdir.

Sonuç olarak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesiminin PKK terör örgütüne vermiş oldukları destek, devlet düzeyinde yürütülmektedir. Bu ülkelerin bakanları, milletvekilleri, çeşitli kademelerdeki askeri ve sivil bürokratları, gazetecileri ve diğer kesimlerince PKK terör örgütüne yoğun bir destek verilmektedir. Yani kısaca Yunanistan ülkemize karşı ilan edilmemiş bir savaş kampanyası sürdürmektedir.

Romanya

Terör örgütü PKK Romanya'yı ticari faaliyetleri için bir üs olarak kullanmakta ve bu ülkedeki faaliyetlerini Kürt iş adamları Derneği ile Mezopotamya'nın sesi ismiyle çıkardıkları dergi çevresinde sürdürmektedirler.

Türkiye'de metropollere ve turistik alanlara yönelik gerçekleştirilecek eylemlerin bu ülkede planlandığı, koordine edildiği ve patlayıcı maddelerin buradan temin edildiği bilinmektedir.

Bu ülkede PKK adına eğitim gören ve belirli seviyeye gelen örgüt mensupları, Yunanistan'a gönderilmekte, burada askeri ve siyasi eğitimlerini tamamladıktan sonra bombalı eylemlerde bulunmak üzere ülkemize giriş yapmaktadırlar.

Hollanda

PKK terör örgütü faaliyetlerini siyasi alanda sürdürmek amacıyla 12 Nisan 1995 günü Hollanda'nın Lahey şehrinde yaptığı toplantıda sözde sürgünde Kürt Parlamentosunu kurmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yoğun olarak yaşadığı Amsterdam, Rotterdam, Lahey, Arnheim ve Deventer gibi şehirlerde örgüt mensuplarının bu insanlardan zorla para topladığı, bazı işyeri sahiplerini tehditle aylığa bağladığı, para vermeyenlere sürekli olarak baskı yaptığı bilinmektedir. PKK terör örgütü bu ülkedeki faaliyetlerini halen bir çok dernekle sürdürmektedir.

Suriye

Terör örgütü PKK'ya destek veren ülkelerin başında Suriye yer almaktadır. Suriye PKK terörünü su ve Hatay sorunu ile irtibatlandırmakta ve bunu bir koz olarak elinde tutmak istemektedir.

Kürt asıllı Suriye vatandaşları arasında PKK örgütlenmesinin bütün hızıyla devam ettiği, örgütün lider konumundaki militanlarının büyük bir kısmının bu ülke orijinli olduğu bilinmektedir.

15 yılı aşkın bir süreden beri Türkiye'ye yönelik acımasızca eylemler gerçekleştiren terör örgütünün lideri, bu süre zarfında Suriye'de bulunmaktaydı. Siyasi ve askeri makamların kararlı tutumlarıyla ve izlenilen baskı politikalarıyla, yasadışı örgütün lideri 09.10.1998 tarihinde Suriye'yi terk ederek Moskova'ya kaçmak zorunda bırakılmıştır.

Irak-Kuzey Irak

1990 yılında ortaya çıkan Körfez krizinden sonra oluşturulan 36. paralelin Kuzeyindeki tampon bölgede söz sahibi olan Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)'nin yanısıra PKK da bu bölgede üs ve faaliyet alanları oluşturmuş, otorite boşluğunun ortaya çıkması ile birlikte PKK tamamen bu bölgeye yerleşmiştir.

Kuzey Irak'taki fiili durumun, PKK'nın faaliyetlerine önemli katkılar sunduğu bilinmektedir. Uzun bir süre Kuzey Irak'ı salt bir cephe gerisi olarak kullanmaya çalışan PKK, Körfez Krizi'nin akabinde, bölgenin kuzeyini bir hakimiyet sahası olarak kullanma yoluna gitmiştir. PKK bölgede etkili bir güç olmanın, uluslararası camia nezdinde Kürt sorununda taraf olmak gibi bir avantaj sağlayacağını hesap etmektedir.

PKK'nın yakın dönemde sözde Sürgünde Kürt Parlamentosunu Kuzey Irak'ta üslendirmeyi hedeflediği, daha ileri giderek KYB ve KDP ile birlikte kendisinin de içerisinde yer alacağı Ulusal Kongreyi toplamayı hedeflemektedir, bu amaçla da Ulusal Kongre faaliyetlerinde başarı sağlanması için mevcut örgüt ve aşiretler ile ilişkilere önem vermektedir.

İran

Güvenlik kuvvetlerince ele geçirilen veya kendiliğinden teslim olan örgüt mensuplarının ifadelerinden; örgüt mensuplarının İran topraklarını barınma ve eğitim alanı olarak kullandığı ve özellikle Türkiye-İran ortak sınırına mücavir alanlarda örgütün kamplarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca terör örgütü mensuplarının İran resmi makamları ile ilişki arayışı içerisinde olduğu, ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatın bir kısmını bu alandan sağladığı ve Türkiye-İran-Irak'a illegal geçişler için İran sahasının kullanıldığı, sınıra yakın yerlerde kümeleşen örgüt militanlarının ortak sınırı illegal yollardan geçerek güvenlik kuvvetlerine ve bölge halkına yönelik eylemler gerçekleştirdikten sonra tekrar karşı tarafa geçtikleri bilinmektedir.

Bulgaristan

Bulgaristan'da, rejim değişikliğinden sonra bozulan genel denetim ve güvenlik koşulları ülkede uyuşturucu, silah kaçakçılığı, sahtekarlık gibi alanlarda şebeke faaliyetlerine müsait bir ortam yaratmış ve PKK'nın veya bu örgüte yardımcı kişilerin Bulgaristan'da uygun yerleşme ortamı bulmalarına fırsat sağlamıştır. Bu sayede örgüt Avrupa ile Türkiye arasındaki bu tür faaliyetlerinde Bulgaristan'ı transit geçiş için kullanmaktadır.

İtalya

İtalya'da son zamanlarda faaliyetlerini sıklaştıran PKK terör örgütüyle mücadelede İtalyan Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin taviz verilmeyeceğini bildirmelerine rağmen, sözde SKP'nin 7. Toplantısını 29-30.09.1998 tarihleri arasında meclis salonunda düzenlenmesine izin vermesi büyük bir skandal olmuştur.İtalya, Ortadoğuda üretilen eroinin hem tüketicisi, hem de komşu ülkelere taşınmasında İtalya, transit yol konumundadır. Bu ülkede PKK'nın en verimli finansman kaynağının uyuşturucu kaçakçılığı olduğunu, arkasından da İşçi simsarlığının geldiği bilinmektedir. Sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu üyeleri, terörist başı A. ÖCALAN'ın İtalya'da yakalanmasının ardından söz konusu terörist başına destek olmak amacıyla İtalya Parlamentosu önünde düzenledikleri destek gösterisinde.

PKK terör örgütünün İtalya'da, Kürdistan Kültür Derneği, Kürdistan Enformasyon Bürosu, ERNK Bürosu-Roma, Kürt Dostluk Derneği ve benzeri kuruluşlar adı altında faaliyetlerini yürüttüğü bilinmektedir.

Rusya

Rusya Federasyonunda faaliyet gösteren örgütlerin başında Kürdistan Ulusal kurtuluş Cephesi (ERNK), Uluslararası Kürt Kültür Merkezi, Kürt-Rus Dostluk Derneği ve BDT Kürtleri derneği gelmektedir.

PKK terör örgütü gerek Rusya'da gerekse diğer cumhuriyetlerde bulunan Kürt potansiyeli kendi tarafına çekmek, olaya uluslar arası boyut kazandırmak, bu ülke vatandaşı olan Kürtleri silahlı faaliyetlerde kullanmak ve silah, uyuşturucu kaçakçılığında işbirliği yapmak amacıyla buralara açılma hamlesi yapmış, bilahare Rusya'nın da katılımıyla uluslararası konferans düzenleme imkanı dahi bulmuştur.

Bunun bir örneği de, PKK terör örgütünün bir organı olan Sözde Sürgünde Kürt Parlamentosunun Moskova parlamento binasında 30 Ekim 1995'de başlayan ve (3) gün devam eden toplantıdır.

İngiltere

İngiltere PKK'yı bir terör örgütü olarak görmekte, ancak, bu ülkede terör örgütü PKK adına faaliyet göstere kuruluşlar rahatça örgütlenebilmektedir. Özellikle, Kürdistan İnsan Hakları Projesi, Kürdistan Enformasyon Merkezi ve Kürdistan Workers Association isimli kuruluşlar vasıtasıyla örgüt faaliyetlerini rahatlıkla yürütmektedir.

PKK terör örgütü İngiltere'de bir çok dernek ve kuruluşlarla kamuoyunu yanlış bilgilendirmekte, bu yanlış yönlendirme sonucu İngiltere kamuoyunda, Türkiye'de insan hakları uygulamasında Kürt kökenli vatandaşlara farklı davranıldığı düşünceleri hasıl olmaktadır.

Fransa

PKK için Fransa, Avrupa alanındaki faaliyetlerin organizesinde önemli bir merkez olarak görülmekte ve faaliyetler bu doğrultuda sürdürülmektedir.

Terör örgütü PKK'nın siyasi kanadı olarak faaliyet yürüten ERNK ile kendi paralelindeki diğer dernek ve kuruluşlarca PKK'ya, bu ülkede çalışan Türk işçileri arasından eleman kazanmak amaçlanmakta, düzenlenen çeşitli geceler ve açılan yardım kampanyaları ile örgütün dergi ve gazetelerinden elde edilen gelirler aktarılmaktadır.

Avusturya

Avusturya, PKK ve paravan kuruluşlarına karşı müsamahakar tutumuyla dikkati çeken bir ülkedir.

PKK doğrultusunda faaliyetlerde bulunan ERNK bürosu, Kürt Kızılayı gibi kuruluş ve dernekleri vasıtasıyla, bu ülkede bulunan Türk vatandaşlarından zorla para toplama, Türkiye aleyhinde kamuoyu oluşturma amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleme ve bu ülkede bulunan Türk kuruluşlarına yönelik saldırı eylemlerinde bulunma faaliyetleri gerçekleştirmektedir. gerçekleştirmektedir.

İsviçre

Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi PKK'nın cephe örgütü ERNK başka isimler altında bu ülkede de faaliyet göstermektedir. Örgüt İsviçre'de yoğun bir şekilde propaganda faaliyetlerine ağırlık vermektedir. Bu amaçla çeşitli geceler, seminerler, konferanslar gibi faaliyetler düzenlemektedir.

İskandinav Ülkeleri

İsveç

İsveç hükümeti PKK'yı terör örgütü olarak tanımakla birlikte Avrupa'da pek çok ülke gibi Kürt dernekleri federasyonu şemsiyesi altında faaliyet gösteren paravan kuruluşlara müsamahakar davranmaktadır. Hükümet, PKK'yı açıkça kınamaktan çekinmekte, sadece başvurduğu şiddet eylemlerine karşı çıkmaktadır.

ERNK'nin İsveç'te Türk vatandaşlarından zorla para topladığı bilinmektedir. Aynı şekilde geçtiğimiz yıl Stockholm'un çeşitli bölgelerindeki Türk turizmini baltalamaya yönelik posterlerde de ERNK imzası yer almaktadır.

Örgüt doğrultusunda İsveç'te faaliyet gösteren yaklaşık 42 derneğin İsveç Kürt dernekleri federasyonu adı altında toplandığı bilinmektedir.

Danimarka

Danimarka kamuoyu, Kürt Konusuna bir azınlık ve insan hakları sorunu ve ülkesi olmayan bir toplumun bağımsızlık mücadelesi olarak anlayış ve sempati ile bakma eğilimindedir.

Halen PKK terör örgütünün geçmiş yıllarda olduğu gibi bu ülkede de çeşitli kültürel adlar altında açmış olduğu derneklerin faaliyetlerine devam etmelerinin, bunların yanında 1995 yılında faaliyete başlayan ERNK bürosunun Hükümet izniyle resmi olarak açılmasının ve Adalet Bakanının ERNK bürosunun herhangi bir suç işlemediği taktirde faaliyetlerine engelleme getiremeyeceklerini belirtmesinin dikkat çekici olduğu değerlendirilmektedir.

Norveç

Avrupa'da Türklerin yoğun olarak yaşadıkları merkezlerdeki kadar büyük boyutlarda olmasa bile, Norveç'te de PKK mensupları örgütleri adına açık veya örtülü tehdit yoluyla para toplamaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, PKK şiddet kullanımı, aşırı gösteriler, uyuşturucu ticareti, işçi simsarlığı türünden faaliyetlerini bu ülkede de sürdürmekte, PKK'nın paravan kuruluşları mevcudiyetlerini korumaktadırlar.

Tüm bu gelişmelere rağmen Norveç makamları maalesef 1999 yılı içinde bu ülkede ERNK'nin bir büro açmasına müsaade etmişlerdir.

Finlandiya

Özellikle Körfez savaşından sonra Finlandiya'nın gündemine "Kürt Meselesi" "Ezilmiş bir halkın mücadelesi" şeklinde girmiş bulunmaktadır. Bu görüş üzerinde diğer Nordik ülkeleri parlamentolarının benzer görüşlerinin de etkisi olmuştur. Helsinki'de halen Fin-Kürt dostluk derneği ve Kürt Enformasyon merkezi isimleri ile aynı çatı altındaki PKK uzantısı ve yandaşı kuruluşlar faaliyet göstermektedir.

Diğer Ülkeler (ABD-İspanya-İrlanda)

ABD'de bulunan Türkiye aleyhtarı Ermeni ve Yunan lobilerinin yanında, bizzat terör örgütü PKK tarafından ABD ile ilişkileri geliştirmek ve Türkiye aleyhtarı faaliyetlere ivme kazandırmak amacıyla 1995 yılında GANİ GULUM (Kod adı) Namet GÜNDÜZ başkanlığında American Kurdısh Informatıon Network-AKIN (Amerikan Kürt Enformasyon Şebekesi) isimli dernek açılmıştır.

Bunun yanında, 1996 yılında Kürt Milliyetçisi Dr. Necmettin KERİM liderliğinde Washington'da "Kürt Enstitüsünü" kurulmuştur.

Terör örgütü PKK'nın İspanya'da iktidar ve muhalefet millet vekillerinin yanısıra bazı kuruluşlarla da irtibat halinde olduğu, Kürt Enformasyon ve İşbirliği Merkezinin açılışı sırasında görülmüştür.

PKK terör örgütü İrlanda'da sosyalist çevrelerle işbirliği yaparak sözde Türklerin Kürtlere katliam yaptığı imajını sergileyerek, İrlanda'dan Türkiye'ye bazı sendika ve dernek yetkililerini göndermişlerdir.

PKK'nın İrlanda-Dublinde Kürdistan Enformasyon Merkezinin bulunduğu bilinmektedir.

PKK'nın Para Kaynakları Ülkeler

PKK yılda 150 milyon EURO para elde ediyor ve bu toplanan paralar Türkiye'ye karşı silah alımında ve örgüt ihtiyaçları için kullanılıyor. Paraların bulunduğu ülkeler ise.

Örgütün beş farklı ülkede banka hesabı var.

Para trafiğini ERNK düzenliyor

Örgütün para trafiğini ERNK (Kürt Demokratik Halk Birlikleri) düzenliyor. Bu birime bağlı Diplomasi ve Kurumsal Siyasi Çalışmalar Kurulu'nun altında, KNK-KUK isimli Kürt Ulusal Kongresi ve KON-KURD Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu var.

Bu iki kuruluş da örgüte gelir sağlayıcı çalışmalar yapıyor. KON-KURD, dokuz federasyonu da kontrol ediyor. Örgüte siyasi ve mali destek veren birimler içinde, ABD'de bulunan AKIN isimli bir kuruluş da var.

Örgütün yurtdışı yapılanması şöyle:

· İskandinavya Kürt Barış Konseyi

· Fransa Kürt Halkı ile Dayanışma Kurulu

· Belçika Kürt Halkına Yürütülen Savaşa Hayır Kurulu

· İngiltere Londra Kürt İlişkiler Grubu

· İngiltere Kürdistan İnsan Hakları Projesi

· ABD'de Kürt Enformasyon Ağı-AKIN

5 bine yakın PKK yanlısının giderlerinin karşılanması, yayın çalışmaları ve silah alımı için, Almanya'da faaliyet gösteren KARSAZ'a (Kürt İşverenleri Birliği) üye işletmeler önemli gelir sağlıyor.

PKK'nın Kürdistan İslam Hareketi adında bir kuruluşla da hac organizasyonları yapıyor.

Örgütün geliri yılda 150 milyon euro

Örgütün geliri, son yıllarda azalmakla birlikte yılda 150 milyon euroya yakın. PKK'nın uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi yasadışı gelir kaynaklarından sağladığı desteğin tam mali boyutu TARAFIMIZDAN ARAŞTIRILIYOR.

Ancak terör örgütü bu yolla en az 50 milyon euro gelir sağlıyor, bağış olarak da 100 milyon euro topluyor.

Örgütün mali kaynaklarının takibi konusunda İngiltere Jersey Adası, İsveç Belçika, Danimarka ve Güney Kıbrıs Rum yönetimindeki banka hesapları araştırılıyor. kaynak:

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

TurkBirDev 2017 nedir?

Ya kartal olup uçacaksın Yakalamak için güneşi,

Ya da tavşan gibi yaşayacaksın Olmak için bir kartal yemi. Ey Türk! Senin yerin yükseklerdedir. Uç! TurkBirDev;

1-Hiç bir partiye mensup değildir, ama her partiden insan içerir.

2-Hiç bir gruba veya cemiyete bağlı değildir ama her gruba ve cemiyete acıktır.

3- Bir dernek değildir; vatan ve millet için çalışan her kişi, kuruluş ve derneklerin daha da basarili olabilmeleri için katkıda bulunmayı amaçlayan bir topluluktur…

    Amerika Birleşik Devletleri oluyor da

    Avrupa Birliği oluyor da

    Arap Birliği oluyor da

    Sovyet Sos. Cum. Birliği (Rusya) oluyor da

    Türk Devletleri Birliği neden olmasın ki ?

    Olmaz demeyin olduğu kadar olsa bile çok iyi olur ........

    Almanya Fransa İtalya yüzyıllardır savaşıyorlar ama Avrupa birliğini gene de kurdular ..

    Hiç düşündünüz mü?

    George Washington komutası altında, İngiliz imparatorluğuna karsı verilen ve kazanılan bağımsızlık savasından 13 yıl sonra, 1789'da, 13 "İngiliz sömürge eyaleti" aralarında anlaşarak Amerikan Birleşik Devletlerinin temelini attılar.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Image:US_states_by_date_of_statehood.gif

    1945 yılında 7 ülke ile kurulan Arap Birliği’nin buğun 23 üye ülkesi vardır.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Arab_League

    Irki ayrı, dilleri ayrı, kültürleri birbirinden değişik ve hatta birbirleri ile yıllarca çatışan mezheplerin oluşturduğu 6 kurucu üye ülkeler (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) 1957 yılında Avrupa Birliği’ni gerçekleştirdiler.

    http://www.abgs.gov.tr/ab_dosyalar/ab_tarihce.htm

    Afrika ülkeleri 2002'de 53 üye ülkenin katilimi ile kendi birliklerini kurdular.

    http://www.africa-union.org/

    Ya bizler; tarihi, kültürü, dili ve özü bir olan Türkler?

    Günümüz dünyasında "güçlü" olmanın "birlik" kurabilme ile mümkün olduğunu idrak eden ve birliklerini kurabilen bir-çok dünya ülkesi, birliklerini kuraMayan diğer ülkeleri daha da küçülterek yönetmek ve kendi imparatorluklarına dâhil etmek yolunda giderken, bizlere iki seçenek gözükmektedir;

    Ya parçalanacağız ve bu birliklerin birer parçaları ve/ya nüfuzları altında olacağız,

    Ya da kendi birliğimizi kurup, "güçlü" ülkeler ve birlikleri arasında yerimizi alacağız..

    Sonuç itibari ile, 250 Milyon'dan fazla Türkün yasadığı dünyamızda, AB seklinde ama kendimize özgü bir Türk Birliğinin kurulması, 7 bağımsız Türk Devletinin TürkBirdev olarak ekonomik ve askeri güçlerini bir birlik altında toplama gereği artik kaçınılmaz hale gelmiştir.

    Neden TürkBirDev?

    Çünkü;

1- Gereklidir

2- Gerçekleştirilebilirdir.

TürkBirDev'i Oluşturan Ülkeler

1- Türkiye Cumhuriyeti

2- K.K.T.C (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti)

3- Azerbaycan

4- Türkmenistan Cumhuriyeti

5- Özbekistan Cumhuriyeti

6- Kazakistan Cumhuriyeti

7- Kırgızistan Cumhuriyeti

Gereklidir

    Türkiye ve diğer Türk Devletleri su an kritik bir geçiş süreci içindedirler. Yedi bağımsız Türk devleti, diş ve iç güçler tarafından, bir-çok yöne çekilmeye çalışılırken, "en doğru olan" bir kurtuluş yolu aramaktadırlar. Bizler inanıyoruz ki, "en doğru yol" Türk Birliği yoludur.

    TB, sadece Türk milleti için değil, ayni zamanda kalıcı bir dünya barısı için de gereklidir. Oyleki, Türk Dünyası dört büyük imparatorluk haline gelmiş veya gelmekte olan, ekonomik güçler tarafından sarılmıştır; batımızda AB imparatorluğu, kuzeyimizde Rusya imparatorluğu, doğumuzda Cin İmparatorluğu ve güneyimizde (bizim bir kısmımızın da içinde olduğu) Amerikan imparatorluğudur.

    Bu tabloyu göz önünde bulundurarak, su an başlamak koşulu ile gelecek on yıl içinde;

  • - Ya, önümüzdeki fırsatları iyi değerlendirebileceğiz ve AB modeline yakın, kendimize özgü bir Türk Birliğini gerçekleştirebileceğiz;
  • - Ya da, bazı sınırlarımız fiziken ve diğerleri nufuzen yeniden çizilecek ve Türk Dünyası değişik güçlerin etkisi ve yönetimi altına girecektir ki, bu Türk dünyası için hazin bir kayıp olduğu kadar, dünya barısı içinde büyük bir tehlike oluşturacaktır. Öyleki, TB’nin gerçekleşemediği bir coğrafyada, bu dört ekonomik gücün, sınırları ve milli çıkarları karşı-karşıya gelmiş olması ile ikili bir kutuplaşma ortaya çıkacaktır ki bunun işaretlerini şimdiden Sanghi anlaşması ve AB –ABD işbirliği ile görmek mümkündür.
  • Engeller Nelerdir?

    TürkBirDev üyelerinin katıldığı aşağıda bir aynısının görüldüğü ankete göre; http://groups.yahoo.com/group/TurkBirDev/polls

     

    Seçenekler

    Oylar

    %

    1

    Hiç bir engel yoktur

    39

    13

    2

    Türk cumhuriyetlerinde demokrasinin oturmamış olmasıdır

    7

    2

    3

    Dilde birlik olmaması

    10

    3

    4