Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

17 tane "nedir" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"nedir" tagli diger ogeler resimler , videolar

E-Proje Yönetimi

Gelişen internet teknolojileri ve buna bağlı olarak kullanıcı sayısındaki artış firmaların marka/ürünlerini tanıtmak için pazarlamaya yönelik internet “projeleri” üretmelerine yol açtı. Bunun için ya şirket içerisinde interaktif pazarlama departmanları kuruldu ya da interaktif ajanslarla çalışılmaya başlandı. Internet tabanlı projelerin yönetimi ise yeni bir bakış açısı kazandı. 

Peki, nedir e-proje yönetimi?

Klasik proje yönetiminden farklımıdır?

Nasıl bir süreç izlenmeli?

Hangi aşamaları vardır?

İyi bir e-proje yönetimi nasıl anlaşılır?

e proje

E-proje yönetimi analizler sonucu hazırlanan bir proje planını içerir. Tasarım ve yazılım ekibinin yönlendirilmesini sağlayan bu plan esnek bir yapıda olmalıdır. Projenin geliştirilme sürecinde olası değişiklikler yapılabileceği için proje bitiş tarihi esnek bir süreç düşünülerek karar verilmelidir.

E-proje yönetimi normal bir projenin planlanmasına göre farklılıklar gösterir.

İnternet projeleri;

Kısa bir zaman dilimini kapsar.

Projenin geliştirilmesi sürecinde değişiklikler yapılabilir.

Yayına alınan projeler üzerinde çok hızlı bir şekilde bakım, içerik, görsel yenileme gibi işlemler gerçekleşebilir.

E-projeler; geleneksel proje yöntemlerinin kanıtlanmış bölümleri dışında gelişim süreçleri göz önünde bulundurularak planlamalı. Yeni teknolojilerle de desteklenerek geliştirilmiş araç ve sistemler yönetim sürecine dahil edilerek ekip yönlendirilmeli.

İyi bir e-proje yönetimi, tasarım ve yazılımın işlevselliğini anlamak amacıyla test edilerek sonuca ulaşmaktadır. Test aşaması hem kullanıcı gözüyle gerçekleştirilirken hem de yazılım olarak alt yapı kontrollerinin yapılması gerekmektedir.

Genel olarak e-proje yönetim süreçleri:

  • Bilgi toplama: Brief alındıktan sonra iş analiz süreci
  • Tasarım: Internet segmentasyon analizi, gerekli dokümanların oluşturulması ve işlevsel tasarım
  • Geliştirme: Site haritası, programlama (.net, asp, php, html, vs), grafik dizayn, güvenirlilik
  • Yerleştirme: Pazarlama aktiviteleri, test ve sürüm aktivitelerini içerir. 

E-proje yöneticisi kriz durumunda anında çözüm üretebilmeli

Tasarım ve yazılım aşamalarında gereksinimleri kavrayıp herhangi bir sorunda müdahale edebilmeli

Projenin bitiş tarihini tam olarak saptayabilmesi için analizleri doğru bir şekilde gerçekleştirmeli.

Projenin amacına uygun programlama dillerini belirleyip ekibi bilgilendirmeli.

Duygu Özen-PDI-Online Stratejik Pazarlama ve Marka Uzmanı

TurkBirDev 2017 nedir?

Ya kartal olup uçacaksın Yakalamak için güneşi,

Ya da tavşan gibi yaşayacaksın Olmak için bir kartal yemi. Ey Türk! Senin yerin yükseklerdedir. Uç! TurkBirDev;

1-Hiç bir partiye mensup değildir, ama her partiden insan içerir.

2-Hiç bir gruba veya cemiyete bağlı değildir ama her gruba ve cemiyete acıktır.

3- Bir dernek değildir; vatan ve millet için çalışan her kişi, kuruluş ve derneklerin daha da basarili olabilmeleri için katkıda bulunmayı amaçlayan bir topluluktur…

    Amerika Birleşik Devletleri oluyor da

    Avrupa Birliği oluyor da

    Arap Birliği oluyor da

    Sovyet Sos. Cum. Birliği (Rusya) oluyor da

    Türk Devletleri Birliği neden olmasın ki ?

    Olmaz demeyin olduğu kadar olsa bile çok iyi olur ........

    Almanya Fransa İtalya yüzyıllardır savaşıyorlar ama Avrupa birliğini gene de kurdular ..

    Hiç düşündünüz mü?

    George Washington komutası altında, İngiliz imparatorluğuna karsı verilen ve kazanılan bağımsızlık savasından 13 yıl sonra, 1789'da, 13 "İngiliz sömürge eyaleti" aralarında anlaşarak Amerikan Birleşik Devletlerinin temelini attılar.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Image:US_states_by_date_of_statehood.gif

    1945 yılında 7 ülke ile kurulan Arap Birliği’nin buğun 23 üye ülkesi vardır.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Arab_League

    Irki ayrı, dilleri ayrı, kültürleri birbirinden değişik ve hatta birbirleri ile yıllarca çatışan mezheplerin oluşturduğu 6 kurucu üye ülkeler (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) 1957 yılında Avrupa Birliği’ni gerçekleştirdiler.

    http://www.abgs.gov.tr/ab_dosyalar/ab_tarihce.htm

    Afrika ülkeleri 2002'de 53 üye ülkenin katilimi ile kendi birliklerini kurdular.

    http://www.africa-union.org/

    Ya bizler; tarihi, kültürü, dili ve özü bir olan Türkler?

    Günümüz dünyasında "güçlü" olmanın "birlik" kurabilme ile mümkün olduğunu idrak eden ve birliklerini kurabilen bir-çok dünya ülkesi, birliklerini kuraMayan diğer ülkeleri daha da küçülterek yönetmek ve kendi imparatorluklarına dâhil etmek yolunda giderken, bizlere iki seçenek gözükmektedir;

    Ya parçalanacağız ve bu birliklerin birer parçaları ve/ya nüfuzları altında olacağız,

    Ya da kendi birliğimizi kurup, "güçlü" ülkeler ve birlikleri arasında yerimizi alacağız..

    Sonuç itibari ile, 250 Milyon'dan fazla Türkün yasadığı dünyamızda, AB seklinde ama kendimize özgü bir Türk Birliğinin kurulması, 7 bağımsız Türk Devletinin TürkBirdev olarak ekonomik ve askeri güçlerini bir birlik altında toplama gereği artik kaçınılmaz hale gelmiştir.

    Neden TürkBirDev?

    Çünkü;

1- Gereklidir

2- Gerçekleştirilebilirdir.

TürkBirDev'i Oluşturan Ülkeler

1- Türkiye Cumhuriyeti

2- K.K.T.C (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti)

3- Azerbaycan

4- Türkmenistan Cumhuriyeti

5- Özbekistan Cumhuriyeti

6- Kazakistan Cumhuriyeti

7- Kırgızistan Cumhuriyeti

Gereklidir

    Türkiye ve diğer Türk Devletleri su an kritik bir geçiş süreci içindedirler. Yedi bağımsız Türk devleti, diş ve iç güçler tarafından, bir-çok yöne çekilmeye çalışılırken, "en doğru olan" bir kurtuluş yolu aramaktadırlar. Bizler inanıyoruz ki, "en doğru yol" Türk Birliği yoludur.

    TB, sadece Türk milleti için değil, ayni zamanda kalıcı bir dünya barısı için de gereklidir. Oyleki, Türk Dünyası dört büyük imparatorluk haline gelmiş veya gelmekte olan, ekonomik güçler tarafından sarılmıştır; batımızda AB imparatorluğu, kuzeyimizde Rusya imparatorluğu, doğumuzda Cin İmparatorluğu ve güneyimizde (bizim bir kısmımızın da içinde olduğu) Amerikan imparatorluğudur.

    Bu tabloyu göz önünde bulundurarak, su an başlamak koşulu ile gelecek on yıl içinde;

  • - Ya, önümüzdeki fırsatları iyi değerlendirebileceğiz ve AB modeline yakın, kendimize özgü bir Türk Birliğini gerçekleştirebileceğiz;
  • - Ya da, bazı sınırlarımız fiziken ve diğerleri nufuzen yeniden çizilecek ve Türk Dünyası değişik güçlerin etkisi ve yönetimi altına girecektir ki, bu Türk dünyası için hazin bir kayıp olduğu kadar, dünya barısı içinde büyük bir tehlike oluşturacaktır. Öyleki, TB’nin gerçekleşemediği bir coğrafyada, bu dört ekonomik gücün, sınırları ve milli çıkarları karşı-karşıya gelmiş olması ile ikili bir kutuplaşma ortaya çıkacaktır ki bunun işaretlerini şimdiden Sanghi anlaşması ve AB –ABD işbirliği ile görmek mümkündür.
  • Engeller Nelerdir?

    TürkBirDev üyelerinin katıldığı aşağıda bir aynısının görüldüğü ankete göre; http://groups.yahoo.com/group/TurkBirDev/polls

     

    Seçenekler

    Oylar

    %

    1

    Hiç bir engel yoktur

    39

    13

    2

    Türk cumhuriyetlerinde demokrasinin oturmamış olmasıdır

    7

    2

    3

    Dilde birlik olmaması

    10

    3

    4

    Her Türk Cumhuriyetinin ekonomileri ayni düzeyde olmamaları

    3

    1

    5

    Rusya

    9

    3

    6

    Amerika

    23

    8

    7

    Cin

    3

    1

    8

    Iran

    2

    0

    9

    Türkiye ve diğer Türk devletleri arasındaki Ermenistan toprağı

    6

    2

    10

    Diş güçlerin bir "Kürdistan" yaratma çabaları

    3

    1

    11

    Avrupa Birliği

    9

    3

    12

    Türk Devlet başkanlarının isteksizliği

    37

    12

    13

    Türkler arasındaki gönül bağının olmaması

    24

    8

    14

    Kişisel çıkarların çatışması

    17

    5

    15

    TB için ciddi bir atilim yapılmamış olması

    95

    33

    Üç en büyük engel

  • 1- Türkler arasında gönül bağının olmaması 37 üye %12
  • 2- Hiçbir engel yoktur 39 üye %13
  • 3- TB için ciddi bir atilim yapılmamış olması 95 üye %33
  • Neden Gerçekleştirilmelidir?

    Türk Birliği, AB için en iyi ve geçerli bir seçenektir. Türk Birliği, Türk milletinin “milli” meselesi olan Kıbrıs, ege adaları, Bati Trakya, sözde ermeni soykırımı, Karabağ, Güney Azerbaycan, Doğu Türkistan, Kerkük ve Kürt sorunları gibi birçok meseleyi, Türk Ulusunun lehinde çözüme kavuşturacak bir formüldür.

    Ekonomik ve Askeri güçlerimizin birleşmesi ile oluşacak kaynak ve tasarruflardan elde edilen imkânlarla ortak iç sorunlarımız olan yüksek issizlik, eğitimsizlik oranları kısa bir sure içinde aşağı rakamlara çekilebilecektir; hammaddelerimiz TB içinde islenebilecek ve üretici durumuna gelinebilecektir; diş borçlar ödenebilecek ve IMF ve diş ülkelerin baskı ve yönlendirmelerinden kurtulunabilecektir.

    Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar uzanan toprakları ile TB, gerçekleşme aşamasında olan 4 imparatorluk(!) arasında güç dengelerini sağlayacak ve kalıcı bir dünya barışına katkıda bulunacaktır.

    Gerçekleştirilebilir-dir!

    TürkBirDev Topluluğu, Avrupa Birliği seklinde fakat Türk milletine özgü bir birliğin önümüzdeki 10 yıl içinde, 2017'ye kadar 7 Türk devleti arasında gerçekleştirilebileceğinin gayet olasılıklı olduğu inancındadır.

    7 Türk Devleti kendi hür iradeleri ile bir araya gelebilecek, bir Ortaklık Belgesi oluşturabilecek ve müzakere edebilecek bağımsızlığa sahiptirler. Bu hür iradenin ortaya çıkabilmesi ve eyleme dönüşebilmesi için,

- Hâlihazırda halkı temsil eden milletvekillerinin ve ülkeyi yöneten devlet adamlarının kararlılığı,

- Ve/ya tabandan, halktan gelen bir istek ve bu isteğin oylara dönüşmesi gerekmektedir.

    MÜZAKERE MADDELERİ

1- Vize zorunluluğunun ortadan kaldırılarak kişi, mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı;

2- Ortak eğitim, kültür, tarım, balıkçılık ve taşımacılık siyaseti;

3- Ortak su, enerji ve uzay araştırma siyaseti;

4- İktisadi ve parasal birlik ve vergilendirme;

5- Ortak diş siyaset ve güvenlik;

6- Ortak savunma sanayi ve ordusu;

7- Bir “Merkez Bankası”nın oluşturulması

Müzakere edilebilecek belli başlı bu 7 maddeden ilki bugün dahi kararlaştırılıp 7 Bağımsız Türk Devleti tarafından kanunlaştırılarak yürürlüğe konulmasında hiç bir engel yoktur ve Türk Birliği’nin gerçekleştirilebilmesi için gerekli ilk adimdir.

    Sefer Özdemir

    TurkBirDev; SAH ve MAT, Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle

    Aşağıdaki tanıtım filmini izleyin:

   


TurkBirDev2017

Cemre Düşmesi Nedir

cemre "Cemre Düşmesi"

Cemrenin sözcük anlamı "kor halindeki ateş"tir. İlkbahar başlamadan önce birer hafta aralıklarla havaya, suya ve toprağa düştüğüne ve bunların peşpeşe ısındığına inanılırdı. Eskiler 365 günlük yılı "Kasım" ve "Hızır" günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, Hızır ise 186 gündü. 8 Kasım'da başlayıp  6 Mayıs'a kadar olan süreye "Kış devresi" denirdi. 6 Mayıs'ta ise "Hıdırellez" olarak adlandırılan yaz devresi, yani Hızır günleri başlardı.

Kasımın 46'sında, kırk gün anlamına gelen "Erbain", 86'sında da elli gün anlamına gelen "Hamsin" başlardı. Böylece yılın en soğuk zamanları olan doksan günlük süre geçmiş olurdu. Kasımın başından itibaren yüz gün geçtikten sonra, halk zorlu kış günlerinin atlatıldığına inanırdı. Bunu da şu özdeyişle dile getirirdi:

"Geldik yüze, çıktık düze".

Kasımın 105'inde (19-20 Şubat) birinci cemrenin havaya, 112'sinde (26-27 Şubat) ikincisinin suya, 119'unda da (5-6 Mart) üçüncüsünün toprağa düştüğü kabul edilir ve yedişer günlük aralıklarla da havanın, suyun, toprağın ısındığına inanılırdı.

Meteorolojik olarak ısınma; sırasıyla toprak, hava, su biçimindedir. Cemreler arasında sıcaklıkta düzenli artışlar yaşanmayabilir, bu doğal bir olaydır. Onun asıl önemi folklorik bir inanış olması ve kültürel bir değer taşımasıdır.

Nitekim cemre kavramı Türk dünyasının kültürel yaşamında önemli bir yer tutmuş ve edebiyatına da sıkça konu olmuştur. Örneğin, divan şairlerinin cemre zamanları, önemli kişiler için yazdıkları övgü şiirlerine "Cemreviye" denilmesi bunun bir göstergesidir.

iGoogle nedir? Nasıl kullanılır?

Bu yazı ile iGoogle nedir nasıl kullanılır 5 dakika içinde öğreneceksiniz.

İki tarayıcı kullanıyorum. Firefox ve Internet Explorer. Ama çoğunlukla firefox kullanıyorum. Her iki tarayıcımda da giriş sayfam http://www.google.com.tr/ . Google anasayfası üzerinde sağ üst köşede yer alan iGoogle kısayolu, sizi, size özel Google sayfasına götürür.

Peki ne nedir iGoogle?

Bildiğiniz gibi Google anasayfasında sadece arama alanı vardır ve geri kalan kısım bomboştur. işte iGoogle bu boşluğu istediğiniz gibi doldurmanıza yardımcı olan araçtır. Peki bu boşluğu nelerle doldurabilirsiniz?

- Gmail hesabınıza gelen en son mesajlarla

- Haber kaynaklarının başlıklarıla (haberiniz olsun haberleri,gazete haberleri, spor haberleri, pdfdergi haberleri ….)

- hava durumu tahminleri, hisse senedi değerleri, döviz kuru çeviricisi ve film gösterim saatleriyle

- sunulan oyunlarla (sudoku, puzzle )

- youtube videolarıyla

iGoogle nasıl kullanılır?

Buradan yada google anasayfanızda yer alan iGoogle kısayolundan iGoogle anasayfasına gidin. Web’deki ana sayfanız olan iGoogle’a hoş geldiniz. En popüler içeriğimizden bazılarını seçerek başlayın yazısı ile karşılaşacaksınız. İstediğiniz başlıkları seçip Kaydet düğmesine basın. Seçtiklerinizi daha sonra çıkarabilir yada yenilerini ekleyebilirsiniz.

iGoogle sayfanız oluştu. Şimdi nasıl özelleştirebileceğinizi öğrenelim. iGoogle’ a sürekli okuduğum bir siteyi nasıl eklerim?

iGoogle anasayfasında sağ kısımda yer alan Konu ekle kısayoluna basın. Açılan sayfada Yayın veya Gadget ekleyin yazan kısayolu seçelim. Açılan kutuya http://haberinizolsun.bloggum.com/ adresini yazalım ve Ekle düğmesine basalım.

Eklendikten sonra sayfanın sol üst köşesinde yer alan iGoogle ana sayfasına geri dön kısayoluna basın. Haberiniz Olsun'da en son yayımlanan yazılar artık iGoogle anasayfanızda yer alacak.

Eklemek istediğiniz diğer sayfaları buna benzer bir yöntemle ekleyebilirsiniz. Eklediğiniz öğelerin yerlerini istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Takip etmek istemediklerinizi istediğiniz zaman kapatıp istediğiniz zaman açabilirsiniz. Şimdi deneyin!

Kara Delik Nedir?

Black_Hole_Milkyway Ölen bir yıldız, eğer güneşimizin üç mislinden daha ağırsa, nötron yıldızı seviyesinde kalamaz, çekirdeğindeki tepkime ve yoğunluk artması devam eder ve "kara delik" haline gelir. Eğer güneşimizi 1cm³(santimetreküp) hacmime sıkıştırabilseydik, 1cm³'lük karadelik yapmış olurduk. Bir an için bu yapmış olduğumuz 1cm³'lük sıkıştırma işleminin karadeliğe dönüşmediğini düşünelim ; en azından 1cm³'lük cisim, güneşle aynı ve eşdeğer kütleye,yoğunluğa ve kütle çekim kuvvetine eşit olacaktır.(Bu bile muazzam bir durumdur.)güneş sistemindeki diğer sekiz gezegende 1cm³'ün çekim kuvvetinde yörüngede döneceklerdir. Karadelikler evrendeki en kararlı ve en uzunömürlü kavram olmalarına rağmen sonsuza kadar yaşayamazlar çünkü Hawking Işıması yaparak çok yavaşça enerjilerini kaybederler. Hawking Işıması elimizdeki teknoloji ile tespit edilebilecek bir ışınım değildir. Kara delikler özellikleri gereği başka ışıma yapamazlar çünkü yüzeylerinden kaçış hızı ışık hızından yüksektir. Kara deliğin yüzeyinde bir fener yakabilseydik, fenerin ışığı yerçekiminin etkisi ile kara delik yüzeyine geri bükülecekti. O zaman kara delikleri nasıl gözleyebiliriz?

Eğer kara delik bir çift yıldız sisteminin parçasıysa o zaman normal yıdızdan kara deliğe madde akışı olur. Madde akışı açısal momentumun korunması prensibine bağli olarak kara delik çevresinde bir disk oluşturur. Bu disk maddesi kara deliğin yakınında büyük yerçekimi potensiyeli altında müthiş sıcaklıklara ulaşmakta ve X-ışınları yaymaktadır. Kara deliklerin gözlemlenmesine yardımcı olan çevresine verdiği etki ve yaydığı X-ışınlarıdır.

Kara Delik uzayda maddenin çok küçük bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir. Kütle çekimi o kadar güçlüdür ki, ne ışık ne madde ne de her hangi diğer bir informasyon onun "olay ufkundan" uzaklaşamaz. Bu yüzden görünmez ve sadece kara bir delik olarak belirir.

Sadece 75 kilometre genişliğinde olmasına rağmen 10 adet Güneş kadar maddeye sahip olan ve dönmeyen bir kara deliğin  600 kilometre uzaklıktan görünüşü. Eğer bu fotoğraf gerçekten 600 kilometre uzaklıktan çekilmiş olsaydı kara delik tarafından yutulmamak ve aynı yükseklikte durabilmek için, uzay gemilerinin Dünya'dan kalkış yaparken harcadıkları enerjinin 400 milyon katı gerekirdi.

İnovasyon Nedir?

Kızarmış tostlara not yazın inovasyon_ iç içe koltuk Fotoselli musluk

İnovasyon Sözcüğü

İnovasyon, Latince bir sözcük olan "innovatus"tan türemiştir. "Toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması" anlamındadır. Webster, inovasyonu "yeni ve farklı bir sonuç" olarak tanımlar. Türkçe'de "yenilik", "yenileme" gibi sözcüklerle karşılanmaya çalışılsa da, anlamı tek bir sözcükle ifade edilemeyecek kadar geniştir. Diğer yandan "yenilik" ve "yenileme" "inovasyon" sözcüğü ile ifade edilemeye çalışılan kavramın dışında da çağrışımlara yolaçmaktadır. Bu nedenle, "inovasyon"un teknik bir sözcük olarak kabul edilip, tıpkı "teknoloji" sözcüğünde olduğu gibi dilimize oturtulmasında yarar var.

Günümüzün hızla değişen rekabet ortamında ayakta kalabilmek için şirketlerimizin ürünlerini, hizmetlerini ve üretim yöntemlerini sürekli olarak değiştirmeleri ve yenilemeleri gerekmektedir. Bu değiştirme ve yenileme işlemi "inovasyon" olarak adlandırılır.

İnovasyon, yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim yöntemi geliştirmek ve bunu ticari gelir elde edecek hale getirmek için yürütülen tüm süreçleri kapsar. Yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim yöntemi geliştirme, yeni düşüncelerden doğar. İnovasyon sürekliliği olan bir faaliyettir. Bu nedenle, ortaya atılan, geliştirilerek işler hale getirilen ve sonuçta firmaya rekabet gücü kazandıracak şekilde pazarlanan bu fikirlerin ve sonuçlarının tekrar tekrar değerlendirilmesi ve yeni getiriler için yaygınlaştırılarak kulanılması gerekir. Bu sayede doğacak yeni fikirlerse yeni inovasyon faaliyetlerini doğurur.

İnovasyon, ya radikal fikirler sonucu daha önce denenmemiş ve geliştirilmiş ürün veya üretim yöntemlerinin ortaya çıkarıldığı büyük atılımlarla oluşur (radikal inovasyon), ya da adım adım yapılan, bir dizi geliştirme ve iyileştirme faaliyetini içeren çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkar (artımsal inovasyon).

Araştırma-geliştirme (Ar-Ge), inovasyon için gereken en önemli faaliyetlerden biridir. Ancak girişimsel inovasyon yoksa, diğer bir deyişle Ar-Ge'yi yapanların girişimcilik niteliği yoksa, değer yaratılamaz; Ar-Ge sonuçları inovasyona dönüştürülemez. Dolayısıyla, teknoloji-tabanlı firmalar dışında kalan tüm firmalarda yürütülen inovasyon çalışmaları sadece "teknolojik inovasyon"u değil, "organizasyonel inovasyon" ve "sunumsal inovasyon"u da kapsar. Kaldı ki, teknoloji tabanlı firmalarda her ne kadar ağırlık teknolojik inovasyona veriliyorsa da, organizasyonel ve sunumsal inovasyona yeterli kaynak ayrılmadan başarılı olunması beklenemez.

Teknolojik İnovasyon: Teknolojik inovasyon, teknolojik ürün ve süreç inovasyonunu kapsar. Burada ürün, hem fiziksel bir ürünü hem de hizmeti ifade etmektedir. Teknolojik olarak yeni bir ürünün veya sürecin geliştirilmesinin yanısıra, mevcut ürün ve süreçlerde önemli teknolojik değişikliklerin yapılması da bu kapsamda değerlendirilir. Ürünün pazara sunulması ve sürecin üretimde kullanılması ile inovasyon gerçekleştirilmiş olur. Teknolojik ürün inovasyonu, tüketiciye yeni veya iyileştirilmiş hizmetler sunmak amacıyla performans özellikleri artırılmış bir ürünün geliştirmesini/ticarileştirilmesini ifade eder. Teknolojik süreç inovasyonunda ise, yeni veya önemli ölçüde gelişmiş bir üretim ya da dağıtım yönteminin uygulanması söz konusudur.

Organizasyonel inovasyon: Yeni çalışma ve iş yapış yöntemlerinin geliştirilmesi ve/veya uyarlanarak kullanılması ile bir firmanın rekabet gücünün yükseltilmesini ifade eder.

Sunumsal inovasyon: Yeni tasarımların ve pazarlama yöntemlerinin geliştirilmesi ve/veya uyarlanarak kullanılması ile bir firmanın rekabet gücünün yükseltilmesidir.

İnovasyon icat değildir. İcatların sonuçlarından yararlanabilir ancak asıl önemli olan ekonomik getirisi olan, henüz yapılmamış, bilinmeyen birşeyleri yapmaktır. Bu nedenle de fikirler ve kavramlar önem kazanır. Elektrikli süpürge J. Murray Spengler tarafından icat edilmiş olsa da ticarileştirilmesini ve satışını W. H. Hoover adlı bir deri imalatçısı gerçekleştirdi. Bunun için de Spengler adı değil, Hoover adı dünya çapında bilindi ve yayıldı.

İnovasyonun büyüklüğü yaratacağı etkinin büyük olacağı anlamına gelmez. Mevcut ürünlerde, hizmetlerde ve süreçlerde tamamlanmayı bekleyen küçük parçalar, büyük inovasyonları doğurur. Sony'ye milyarlarca dolar kazandıran küçültülmüş kulaklıklı kasetçalar (Walkman) gibi. İnovasyon için fırsatları ararken bir firmanın "Şu anda mümkün olanı daha çok değer elde eder hale nasıl getirebiliriz?", "Ne tür bir adım atarsak ekonomik sonuçlarımızda olumlu yönde değişir?", "Tüm kaynaklarımızın kapasitesini ne tür bir değişiklik artırır?" sorularına yanıt araması gerekir. Başarılı bir inovasyon, farklı düşünmek ve farkı yapmakla gerçekleşir. Einstein'ın dediği gibi "Bugün yarattığımız dünyanın problemleri, bu problemleri yaratırken düşündüğümüz şekilde düşünürsek çözülemezler."

Ayakta kalmak ve rekabet etmek için alıcıların ürünlerimizi tercih etmelerini sağlamalıyız. Tercih edilmek için ürünlerimize eklediğimiz özellikler inovasyondur. İnovasyon, bir şirketin daha yüksek kâr marjı kazanmasına neden olsa da bunun ne kadar süreceğini tahmin etmek imkansızdır. Günümüzde gelişen teknolojinin, değişen müşteri isteklerinin, bilgiye ve teknolojiye kolaylıkla erişen rakiplerin inovasyonu taklit etme becerilerinin hızlarını düşünürseniz, tek bir inovasyonla elde edilen rekabet avantajının ne kadar kısa sürebileceğini tahmin edebilirsiniz. Bu nedenle, sürekli olarak inovasyon yapmak gerekir.

İşte Türk astrolojisine göre burçlar

 

Rus araştırmacı Sofi Tram Semen, ilk astroloji sistemini Türkler'in oluşturduğunu ve burçların gerçekte 36 tane olduğunu iddia etti.

 

Yeni Aktüel Dergisi'nde yayımlanan bir yazıya göre, astroloji tarihini araştıran Sofi Tram Semen Türk astrolojisini gün ışığına çıkardı. Rus araştırmacının, 'Türk Astrolojisi' adlı çalışmasına göre, Hun-Karaçay Türklerinin oluşturduğu astroloji 12 değil 36 burçtan oluşuyor.

 

İşte Türk astrolojisine göre burçlar:

 

1. TORUK (21 Mart-31 Mart): İrade sahibi, gururlu, şerefli, iyi yüreklidir.İyi bir yöneticidir.

 

2. HIMMIY (1 Nisan-10 Nisan): İyimser, idealist, romantiktir.

 

3. HUTTUS (11 Nisan-20 Nisan): Hassas, mantıklı, dürüst, kıskanç ve irade sahibidir.

 

4. HUNTA (21 Nisan-30 Nisan): İnatçı, zevk sahibi, kırılgan ve duygusaldır.

 

5. ÇOLPANCI (1 Mayıs-10 Mayıs): Duygu tutsağıdır. Çocuk ruhlu temiz kalpli Ve sadıktır.

 

6. KÖLKÖL (11 Mayıs-21 Mayıs): Enerji dolu, aşkta şahane, kahraman yapılı ve iktidarcıdır.

 

7. ÇAMAY (22 Mayıs-31 Mayıs): Mantıklı, temiz ahlaklı, idealist, fikirde önder,yeteneklidir.

 

8. KÜYLÜ (1 Haziran-10 Haziran): Düzeni sever. Güç sembolüdür. İhaneti kabul etmez.

 

9. KUŞMUŞ (11 Haziran-21 Haziran): Mantıklı, parlak, iyimser, eleştirici,şen ve şanslıdır.

 

10. SEZGEK (22 Haziran-30 Haziran): Mızmız, tatlı dilli, içine kapanık,inatçı, yetenekli, şendir.

 

11. KUŞDÜGER (1 Temmuz-11 Temmuz): Duyguları mantığından üstündür. Yemeği sever;sanata ve siyasete yeteneklidir.

 

12. GONDARAY (12 Temmuz-22 Temmuz): İyi bir hafızaya sahiptir, his dünyası zengindir.

13. ÖTGÜR (23 Temmuz-31 Temmuz): Zeki, gururlu, çekicidir. Maddi problemlerini büyütür.

 

14. KÜSÜMMÜ (1 Ağustos-12 Ağustos): Dedikoduyu, işte önder ve bir numara olmayı sever.

 

15. KÜNLÜ (13 Ağustos-23 Ağustos): Duygusal, gururlu ve aşkta önderdir. Psikolojiye meraklıdır.

 

16. SINÇIMA (24 Ağustos-1 Eylül): Şerefli, dürüst, insancıl, yaratıcı, zeki ve otoriterdir.

 

17. ATÇAK (2 Eylül-13 Eylül): İyimserdir ama depresyona da müsaittir. Gururlu ve hassastır.

 

18. KILLI (14 Eylül-23 Eylül): Otoriter, gururlu, sabit fikirli, süper zekalı ve insancıldır.

 

19. CANAKKI (24 Eylül-3 Ekim): Sorumluluk taşır. Yetersizlik kompleksi vardır. Gösterişi sever.

 

20. BAN (4 Ekim-12 Ekim): Duygusaldır, zor işte arkaya bakmaz. Aşk tutsağıdır.

 

21. CEMİŞ (13 Ekim-23 Ekim): Altıncı hissi kuvvetlidir. Uygun zamanı seçmekte üstüne yoktur.

 

22. BATIK (24 Ekim-1 Kasım): Çift karakterli, cesur, gaddar, önderdir.Mükemmel arkadaştır.

 

23. HIRTLI (2 Kasım-12 Kasım): Çabuk karar verir ve kararlarını bozmaz. Suç komplekslidir.

 

24. TUTAMIŞ (13 Kasım-22 Kasım): Dinci, idealist, değişkendir. Mistik konulara meraklıdır.

 

25. USLU (23 Kasım-2 Aralık): Objektiftir. Hoşgörülü, gözlemci, otoriter bir yapısı vardır.

 

26. KUTAS (3 Aralık-12 Aralık): Mistik, sabit fikirli ve kıskançtır.Anlaşılamaz huylara sahiptir.

 

27. TUSANAK (13 Aralık-21 Aralık): Güçlü bir karakteri vardır. İktidarcıdır. Emir vermeyi sever.

 

28. TUTAR (22 Aralık-1 Ocak): Zor durumlardan kolayca çıkar. Sık küser.Arkadaşı azdır.

 

29. BEÇEL (2 Ocak-12 Ocak): Karamsardır. Dışı ve içi farklıdır. Kötülüğün karşısında zayıftır.

 

30. PIRSIUAY (13 Ocak-20 Ocak): Geniş bir mantığa sahiptir. Uzun yaşar. Şan sever.

 

31. BALAUZ (21 Ocak-1 Şubat): Mantıklı, gaddar, önder ve dehadır. Bilim adamı olabilir.

 

32. CANTAY (2 Şubat-10 Şubat): Titiz, mantıklı, zekidir. Astronomiyle ilgilidir.

 

33. ERGÜR (11 Şubat-18 Şubat): Aşkta hayalcidir. Önder fikirleri vardır. Psikolojisi hassastır.

 

34. SÖNEGEY (19 Şubat-28/29 Şubat): Dengesizdir. Çekici, gizemli, kurnaz, nazik ama serttir.

 

35. CANNAN (1 Mart- 9 Mart): İyi yürekli, tatlı dilli, zarif ve hüzünlüdür. Başkalarına baskı yapabilir. Mistik ve pratik hayat arasında bocalar.

 

36. ŞATIK (10 Mart-20 Mart): Sanatkar, özgür, depresif ve şehvet düşkünüdür. Rahatsız bir ruha sahiptir. Sinir hastalıklarına yakalanabilir". 

Acemi Ocağı Nedir Kimler Kurmuştur