Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

6 tane "islam" etiketli yazı bulundu "islam" tagli diger ogeler resimler , videolar

Bardakoğlu: Kur'an kursları eğitimin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Kur'an kurslarının, Milli Eğitim Bakanlığı'nın örgün eğitiminin alternatifi olmadığını belirterek, aksine, din eğitimini tamamlayan bir eğitim olduğunu söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Bilgilendirme ve Değerlendirme Toplantısı'na katılmak üzere Erzurum'a geldi. Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü'nde düzenlenen programa Vali Sami Bulut, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, müftülük personeli ve din görevlileri katıldı.

Kur'an kurslarının İslam dininin doğru bilgiyle buluştuğu, açık ve şeffaf şekilde eğitim verilen önemli eğitim yerleri olduğunu dile getiren Ali Bardakoğlu, aileleri, yaz aylarında çocuklarını Kur'an kurslarına göndermeleri tavsiyesinde bulundu. Kur'an kurslarının çocukların dinlerini ehil ellerden, sağlılık şekilde öğrenmeleri için önemli olduğunu dile getiren Bardakoğlu, Kur'an kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı'nın örgün eğitiminin alternatifi olmadığına dikkat çekti.

Bardakoğlu, "Kur'an kursları Anayasamızın 24. maddesi gereğince din eğitimini tamamlayan bir eğitimi yerine getirmektedir. Ders kitaplarımızı akademisyenlerimizin katkılarıyla yeniden hazırladık. Sadece Kur'an-ı Kerim'i okutmayı değil, iyi aile, iyi komşu olmayı, vatana, bayrağa, dine saygıyı ve sevgiyi, anne-babaya saygıyı, komşuluk ilişkilerinin önemini de öğretiyoruz. Yaptığımız işin Allah rızasına uygun olmalıdır" dedi.

"KUR'AN'IN BİLGİSİYLE 21. YÜZYIL İNSANINI BULUŞTURMALIYIZ"

Din hizmetlerinde bilgiye dayalı hizmetin önemli olduğunu vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, İslam dini hakkında konuşanın bilerek konuşması gerektiğinin altını çizdi.

İslam'ın Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimizin (SAV) sünneti olmak üzere iki temel kaynağı bulunduğunu belirten Bardakoğlu, din görevlilerinin bunları anlamak için 21. yüzyılda yaşadığını fark etmesi gerektiğini açıkladı. Kur'an'ın bilgisi ve Peygamber efendimizin (SAV) sünnetiyle 21. yüzyıl insanını buluşturmak gerektiğini anlatan Bardakoğlu, "Bu bizim görevimizdir. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu yönde yayınların çıkarılmasını sağlıyoruz. Biz farklı dinleri farklı kültürleri barış içerisinde bir arada yaşatmış toplumuz. Bizde etnik kökenler, diller, inançlar, renkler hep zenginlik olarak görülmüştür" diye konuştu.

"DİN HİZMETİ CAMİ İÇERİSİYLE SINIRLI KALMAMALIDIR"

Din görevlilerine, hizmetlerini cami içerisiyle sınırlamamalarını öneren Bardakoğlu, din hizmetinin toplumun her alanını kuşatması gerektiğini kaydetti.

Din hizmetinin sosyal bir içeriği olması gerektiğine değinen Bardakoğlu, "Caminin dışında da din hizmetleri yürütülmelidir. Kırgın ve küsgünlerin barıştırılmasına, fakirlere yardım edilmesinin sağlanmasını, çevrenin temiz tutulmasını da din hizmetleri olarak görmekteyiz. Aile içi şiddet, kız çocuklarının okutulmaması sorunu varsa din görevlileri orada bulunarak, sorunu çözmelidirler" şeklinde konuştu.

Öte yandan, Ali Bardakoğlu tarafından Erzurum Müftülüğü personellerinden başarılı performans sergileyen Kur'an kurslarının yöneticilerine, hocalarına ve öğrencilerine başarı belgesi verildi. Vali Sami Bulut ise Ali Bardakoğlu'na, Erzurum'u anımsatan tablo hediye etti.

Kur'an: Dünyanın en güçlü kitabı

kuranı kerim kuran
Der Spiegel, Kur'an-ı Kerim'i kapak konusu yaptı ve "Kuran: Dünyanın en güçlü kitabı" başlığını kullandı.

Almanya'nın önde gelen siyasi dergilerinden Der Spiegel, Kur'an-ı Kerim'i kapak konusu yaptı ve "Kur'an: Dünyanın en güçlü kitabı" başlığını kullandı.

Dergi, "Savaş ve barış için sureler" alt başlığı altında da yaklaşık 20 sayfa ayırarak, İslamiyet ve Kur'an-ı Kerim hakkında bilgi verdi. "Dünya üzerinde hiçbir esere Kur'an-ı Kerim kadar saygı duyulmadığı, aynı zamanda hiçbir eserden bu kadar korkulmadığı ve hiçbir bir eserin bu kadar kötüye kullanılmadığı" görüşü dile getirilen yazıda, "Kur'an-ı Kerim'in bir yasa olarak görülmesi ya da İncil gibi modern şekilde yorumlanabileceği konusunda Müslümanlar arasında farklı görüşlerin olduğu" ifade edildi.

"İslamiyet ile modernliğin ne ölçüde bağdaşabileceğini Avrupa kapıları önündeki Türkiye gösteriyor" ifadesine yer verilen yazıda, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun Papa 16. Benediktus ile el sıkışırken çekilen fotoğrafına da yer verildi. "Bardakoğlu'nun Türkiye'de din konusunda en üst yetkili ve reformcu bir din bilimci olduğu" belirtilen yazıda, "Bardakoğlu'nun, 'İslam dünyası her yerden gelecek eleştirilere açık olmalı ve kendi içinde tarafsız düşünce ve mantığı geliştirmeli' şeklinde konuştuğu" kaydedildi. "Türkiye'de din konusunda reformcu yüksek okullardan birinin de Ankara Üniversitesi olduğu" ifade edilen yazıda, "Almanya'da da konferans veren üniversite öğretim görevlilerinden Ömer Özsoy'un da Müslümanların modernliği araması gerektiğini savunduğu ve 'Biz Müslümanlar geri kaldık' şeklinde görüş belirttiği" bildirildi.

Dünyadaki tüm Müslüman ülkelerden örnekler verilen ve Kuran-ı Kerim surelerinden alıntılar yapılan yazıda, İncil'de anlatılan Adem ve Havva ile, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Meryem Ana ve Hz. İsa'nın da Kur'an-ı Kerim'de yer aldığına dikkat çekildi. Yazıda İslamiyet'in tarihçesi ve Hz. Muhammed hakkında da bilgilere yer verildi.Yenişafak

Dünya nüfusunun belli başlı dinlere göre dağılımı

Dünya nüfusunun belli başlı dinlere göre dağılımı  

1. Hıristiyanlık - 2.1 milyar

2. Seküler/Dinsiz/Ateist - 1.4 milyar

3. İslam - 1.2 milyar

4. Hinduizm - 900 milyon

5. Budizm - 708 milyon

6. Çin geleneksel dini - 394 milyon

7. Afrika geleneksel inançları -100 milyon

8. Sihizm - 23 milyon

9. Musevilik - 14 milyon

10. Bahailik -12.5 milyon

11. Mormonizm - 12 milyon

12. Yehova'nın Şahitleri - 6.7 milyon

13. Şinto - 4 milyon

14. Zerdüştlük - 2.6 milyon

Allah'ın 99 ismini zikretmek insana huzur veriyor

Sağlıklı yaşam, doğal tıp, doğru beslenme, obezite, stres gibi konularda gelir seviyesi yüksek kesime danışmanlık yapan Dr. Ender Saraç, Allah'ın 99 ismini yani Esmaü'l-Hüsna'yı zikretmenin insana huzur verdiğini söylüyor.

Merhametsizlere 'Er Rahim' ve 'Er Rahman', aşırı sinirlilere 'El Halim', yaşamında sevgi ve muhabbeti az olanlara 'Ya Vedud', nereye gideceğini bilemeyenlere 'El Hadi', sıkıntı içinde olanlara 'El Vekil' ismini zikretmelerini tavsiye eden Saraç, "Allah'ın isimlerini zikretmek, meditasyon ve diğer enerji teknikleri gibi pozitif enerji verebilecek etkili bir yöntem. Bu doğru olarak yapıldığında insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, zarar veren enerjileri de törpüler ve kişiyi rahatlatır. Esmaü'l-Hüsna ile yapılan zikir, beynin bazı merkezlerinde birtakım enerjileri daha çok aktive eder. Zikirden elde edilecek maddi ve manevi güç, diğer insanların acılarını hafifletmek, topluma daha yararlı olmak için kullanılmalı." diyor.

Dr. Ender Saraç, hepimizin bildiği gibi uzman bir hekim. Sağlıklı yaşam, doğal tıp, doğru beslenme, obezite, stres gibi konularda gelir seviyesi üst düzey grubuna yıllardan beri hizmet veriyor. Mısır'ın piramitlerinden Hindistan'ın aşramlarına, Kâbe-i Muazzama'dan Vatikan'daki Katolik kiliselerine kadar birçok yerde araştırmalar yapan Saraç, Doğu kökenli yoga, meditasyon, reiki gibi enerji tekniklerini incelemiş ve deneyimlemiş bir doktor. Bugüne kadar 100 bine yakın hasta bakan, birçok kitap yazan, kitapları çok satan bir yazar aynı zamanda. Ender Saraç kısa bir süre önce "Ruhsal Gelişimimiz ve Kader" adı altında bir kitap piyasaya çıkardı ve kitabında Allah'ın 99 ismi Esmaü'l-Hüsna'yı zikretmenin bir enerji tekniği olduğunu söyleyerek bütün dikkatleri üzerine çekti. Saraç, kitabında Esmaü'l-Hüsna'nın insanın ruhsal gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu yazıyor. Kendini biraz katı ve merhametsiz hissedenlere "Er Rahim" ve "Er Rahman", aşırı sinirli olanlara "El Halim", yaşamında sevgi ve muhabbet az olanlara "Ya Vedud", nereye gideceğini bilemeyenlere "El Hadi", içinden çıkılamayan bir durum karşısında "El Vekil" ismini zikretmelerini söylüyor.

Ayrıca her burcun etkilendiği isimlerin neler olduğunu anlatıyor. Mesela İkizler burcunun baskın isimleri; Es Semi, Eş Şehid, El Mukaddim, El Basir. Tıp fakültesinden yeni mezun olduğunda doktorluğun sadece 'reçete yaz, tahlil iste' gibi eylemlerden ibaret olmadığını düşünerek araştırmaya başlayan Saraç, "Başka bir derinliği vardır diye hissediyor, hatta biliyordum. Ama çok gençtim, yeterince bilgim yoktu. Bu nedenle adını koyamıyordum." diyor. Saraç, 18 yıllık bir çalışmanın ürünü olan kitabı için, "İçimde uyanan ve tecrübelerimle geldiğim noktanın kaleme dökülmüş halidir." yorumunu yapıyor. Saraç, kitabının ne dini ne de siyasi bir çalışma olmadığını söyleyerek aslında akılda soru işareti bırakıyor. Çünkü bir Müslüman için esmaları zikretmenin ilk amacı Allah'ın rızasını kazanmak. "Zikri ve esmaları dinden bağımsız bir şey gibi insanlara sunmak doğru mu?" sorumuza şöyle açıklık getiriyor: "Dinden soyutlamıyorum. Bu evrensel bir bilgidir. İnsanlığa yararlı olabilecek enerji inanç sistemimizde var. Bırakın pek çok insan bunların tadını alsın. Şifasını, nurunu öğrensin. Ondan sonra seçimi kendi yapsın. Pek çok insanın ulaşamayacağı ve giremeyeceği yerlere belirli bir anlatım tekniğiyle ben girdim. Bu kitap Türk toplumuna iyi bir hizmettir. İnsanlara hissedebileceği ve anlayacağı dilden ikram yapmak lazım. Sonuçta ben de bazı şeyleri nasıl yapacağımı hissediyorum." diyor. Ender Saraç, yoga, meditasyon gibi Batı toplumlarında çok popüler olan tüm enerji tekniklerini denemiş hastalarının, "En büyük teknik nedir?" sorusuna, "Kalben tam teslim olarak yaşamak." cevabını veriyor.

Ayete'l-Kürsî'nin koruyucu etkisi bilimsel olarak ispatlanacak Ender Saraç, artık dünyada her şeyin bilimsel ve teknik şeylerle açıklandığını ve bunun aslında en ileri teknolojinin kaynağı olan El Alîm esmasının tecellisi olduğunu belirtiyor. Saraç, "Ayete'l-Kürsî, Felak ve Nas sûreleri okunduğunda insanın aurasının kalınlaştığı yani insanın korunduğu, çok kısa süre içinde birtakım ince aletlerle tespit edilecek. Nazar diye bir enerji olduğu ve nazara karşı bazı sûrelerle korunmanın insanın aurasını genişlettiği bilimsel olarak açıklanacak." diyor.

Ender Saraç'a göre;

* İnsanoğluna indirilmiş en son ve bir üst modeli gelmeyecek tek yazılım programı Kur'an-ı Kerim. Kur'an'da insana şifa verecek pek çok bilgi var.

* Zikir, meditasyon ve diğer enerji teknikleri gibi pozitif enerji verebilecek etkili bir yöntem.

* Zikir doğru olarak yapıldığında insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, keskin olup zarar veren enerjileri de törpüler ve kişiyi rahatlatır.

* Esmaü'l-Hüsna ile yapılan zikir, beynin bazı merkezlerinde birtakım enerjileri daha çok aktive ediyor.

* Zikirden elde edilecek maddi ve manevi güç, diğer insanların acılarını hafifletmek, topluma daha yararlı olmak için kullanılmalı.

* Toplumda herkes enerji emen bireyler olarak yaşıyor. Ortadaki kaptan herkes emmek istiyor. Kimsenin kaba verecek malzemesi yok.

* Kur'an'da söylendiği gibi insanların kalpleri mühürlü. Yani kalp şakraları kapalı. Bu nedenle 40 gün El Basid esması zikredilebilir. Bu zikir kalbi açar, rahatlatır, genişletir.

* "O kadın benle evlensin, bu adam beni boşasın, çok zengin olayım, şu işi ben kapayım" gibi egomuzu savunmak ve ön plana çıkarmak için korkunç bir şekilde ben merkezli enerji harcanıyor. Ego merkezli yaşamayı bırakıp, tam teslimiyet haline geçildiğinde beyin enerji tasarrufu yapıyor ve o zaman bütün istekler oluyor.

* Bizim inanç sistemimizin kökü sevgi. Toplumda gerilim yaratan değil, toplumda daha olumlu enerjiler veren insanların oranı arttıkça Batı'ya bile meditasyon ve reikilerden çok daha güzel şeyler sunacağız.

Ender Saraç kimdir?

Sağlıklı yaşam, diyet, stres ve obezite konusundaki başarıları ile ün kazanan Saraç, Ege Tıp Fakültesi'nden 1984'te mezun oldu. Yurtiçi ve dışında pek çok sağlık programına katıldı. 1994'ten beri Levent'teki Hay Güzellik Merkezi'nde üst gelir grubuna hizmet veriyor.

Allahın 99 İsmi

Er Rahman - Dünyada tüm mahlukata merhamet eden.

Er Rahim - Ahirette yalnız müminlere merhamet eden.

El Melik - Mülk ve saltanatı devamlı olan.

El Kuddus - Her türlü noksanlık ve ayıplardan beri olan.

Es Selam - Tüm afet ve kederlerden salim olan.

El Mümin - Emniyet veren.

El Müheymin - Her şeyi gözetip koruyan.

El Aziz - Her şeye galip.

El Cebbar - Kulların hallerini ve ihtiyaçlarını düzelten.

El Mütekebbir - Azamet ve ululuk sahibi.

El Halık - Yaratıp takdir eden.

El Bari - Yokdan var eden.

El Musavvir - Bütün varlıklara şekil veren.

El Gaffar - Kullarının ayıplarını örtücü.

El Kahhar - her şeye her istediğini yapan.

El Vehhab - Sonsuz niğmetleri sunan.

Er Rezzak - Rızıklandıran.

El Fettah - Zorlukları kolaylaştıran.

El Alim - Her şeyi bilen.

El Kaabid - Dilediğine rızkı sıkan, daraltan.

El Basıt - Dilediğine rızkı açan.

El Hafid - İman etmiyenleri bedbaht eden.

Er Rafi - İyileri yücelten.

El Müizz - Dilediğini aziz kılan.

El Müzzil - Dilediğini hor ve hakir kılan.

Es Semi - Her şeyi işiten.

El Basir - Her şeyi gören.

El Hakem - Gerçek hakim

El Adl - Gerçek adalet sahibi.

El Latif - Lütf eden.

El Habir - Her şeyden haberdar olan.

El Halim - Ceza vermekte acele etmeyen.

El Azim - Hakiki ve mutlak büyük.

El Gafur - Günahları af eden.

Eş Şekur - Şükürleri karşılıksız bırakmaz.

El Aliyy - En yüce olan.

El Kebir - Her hususta en büyük olan.

El Hafiz - Gerçek koruyan.

El Mukit - Bedeni ve ruhi rızıkları ulaştıran.

El Hasib - Her şeyi bilip hesap gören.

El Celil - Yücelik sahibi, büyük olan.

El Kerim - Karşılıksız ve inayetsiz veren.

Er Rakib - Gözeten, koruyan ve denetleyen.

El Mucib - Duaları kabul eden.

El Vasi - Kudreti, ilmi, rahmeti sonsuz.

El Hakim - Hikmet ile yaratan/yapan.

El Vedüd - İyi kullarını seven.

El Mecid - Şanı yüce, kadri büyük.

El Bais - Peygamber gönderen.

Eş Şehid - Her yerde ve zamanda hazır.

El Hakk - Varlığı hiç değişmeden duran.

El Vekil - Kullarının işlerini düzelten, yöneten.

El Kaviyy - Tam ve kamil kudret sahibi.

El Metin - Çok sağlam.

El Veliyy - Dost ve yardım edici.

El Hamid - Övgü ve senaya layık.

El Muhsi - İlmi ile her şeyin adedini sayısını bilen.

El Mübdi - Yokdan var eden.

El Müid - Ölümden sonra dirilten.

El Muhyi - Var edip hayat veren.

El Mümit - Öldüren yok eden.

El Hayy - Ezeli/ebedi hayat ile dirilten ve hayat veren.

El Kayyum - Daima mevcut olan.

El Vacid - Gani olup her istediğine her an sahip olan.

El Macid - Kadr ve şanı büyük, sonsuz cömert.

El Vahid - Tek, dengi/ortağı, benzeri olmayan.

Es Samed - Her yaratılanın muhtaç olduğu.

El Kaadir - Sonsuz/hadsiz hüküm sahibi.

El Muktedir - Tüm kuvvet ve kudreti yöneten.

El Mukaddim - İstediğini ileri geçiren.

El Muahhir - İstediğini geride bırakan.

El Evvel - İlk.

El Ahir - Son.

Ez Zahir - Her surette tecelli eden.

El Batın - Yarattıkları tarafından görünmeyen.

El Vali - Her şeyi tek başına tedbir ve idare eden.

El Müsteali - Noksanlıklardan Münezzeh.

El Berr - Yarattıklarına gereken nimetleri bahş eden.

Et Tevvab - Tevbeleri kabul eden.

El Müntekim - hak eden suçluları cezalandıran.

El Afüvv - Çok af edici.

Er Rauf - Esirgeyen, merhamet eden.

Malikül Mülk - Mülkün Sahibi.

Zülcelali Velikram - Yüce olan ikram sahibi.

El Muksit - Bütün işleridenk ve yerliyerinde yapan.

El Cami - Dilediğince toplayan, bir araya getiren.

El Ğaniyy - Zenginliğinin hududu/ölçüsü olmayan.

El Muğni - Dilediğini zengin kılan.

El Mani - Şerri defeden/bir şeyin olmasına mani olan.

El Darr - Elem ve zarar verici şeyleri daraltan.

En Nafi - Faydalı şeyleri yaratan.

En Nur - Yol gösteren, aydınlatan.

El Hadi - Hidayeti yaratıp lütfeden.

El Bedi - Hayret verici şekilde alemleri yokdan var eden.

El Baki - Daim olan.

El Varis - Hakiki malik/sahibi olan.

Er Reşad - Doğru yolu gösteren.

Es Sabur - Sabırlı olan

Mühr-i Süleyman-Hatem-i Süleyman-Seal of David

 

yıldız (6) yıldız (5) yıldız (4) yıldız (3) yıldız (2) yıldız (1) yıldız Seal of David

"Terim aslen Mühr-i Süleyman’dır. Ancak Türkçe’deki ses uyumuna göre dile geçerken değişmiştir. Diğer bir deyişi de Hatem-i Süleyman’dır. İngilizce ‘Seal of David’, ‘Star of David’, ‘Davis’s Sheald’ ‘Magen David’ isimleriyle anılır. Çünkü Batı dünyasında bildiğimiz çift üçgenin kesişimi olan Mühr-ü Süleyman aslında 5 kollu bir yıldızdır. 6 kollu yıldız babası olan Davud peygamberin kullandığı semboldür."

Prof. Dr. Nusret Çam / Ankara İlahiyat Fakültesi

Mühr-i Süleyman’ın üzerindeki altı kollu yıldız motifinin daha tunç devrinden itibaren Ortadoğu coğrafyasında sıklıkla kullanıldığı arkeolojik kalıntılardan bilinmektedir. Keza Roma, İbrani, Asur, Bizans gibi eski medeniyetlerden kalan eserler üzerinde de göze çarpmaktadır. Eski Türklerin kullandığı on iki hayvanlı takvimde de bu yıldızı görürüz. Mitolojik zamanlardan itibaren bereket ve güç sembolü sayıldığı, pagan toplumlarda da kutsal kabul edildiği bilinmektedir. Ona her devirde atfedilen anlam da bu yüzden değişip durmuştur. Altı yön, matematikte ilk mükemmel sayı, dünyanın altı günde yaratılışı, bereket ve bolluğun özü vs. bunlardan. Şer güçlerden korunmak için tılsım oluşu ise pek yaygın.

Hıristiyan ve Yahudiler arasında mühr-i Süleyman’a “Davud Yıldızı” denilmektedir. Onlar altıgen mührün üzerindeki yıldızın her bir köşesinde sıra ile İbrahim, İshak, Yakup, Musa, Harun ve Davud isimlerinin yazılı olduğuna inanırlar. Bugünkü İsrail devletinin bayrağı üzerinde de hexagram bulunmasının sebebi budur.

Mühr-i Süleyman’ın önemi Yahudilerce bir amblem olarak kullanılmaya başladıktan sonra artmıştır. Mührün, İlahî himayeyi sembolize ettiğine inanan Yahudiler sonraki dönemlerde bu şekli sancak ve flamalara, muskalara nakşetmişler, büyücülük tılsımı olarak sıklıkla kullanmaya başlamışlar, zamanla ona kudsiyet atfedilmiş ve özellikle dinî ikbal uğrunda kullanmışlardır.

Mühr-i Süleyman, İslam tezyini sanatlarının metal, ahşap, mimari, dokuma gibi pek çok dalında da nakış amaçlı kullanılmıştır. Birinin tepesi diğerinin tabanına geçirilmiş iki eşkenar üçgenin figüratif birleşimindeki kontrast, özellikle yapı süslemelerinin göbek motifi olarak çok cazip görülmüştür. Mühr-i Süleyman’ın bulunduğu yere şeytanın giremediğine dair halk inancından dolayı da taş, ağaç, cam, kağıt vb. satıhlarda merkezî motif niyetine kullanılmıştır. Yine bu inanıştan dolayı cami, tekke vb. mekanların kubbe veya tavan nakışlarında yahut mühr-i Süleyman desenleri bulunur. Anadolu Selçukluları, Artukoğulları ve İlhanlıların eserlerinde bilhassa kubbelerin kilit taşlarında sık rastlanır. Osmanlılarda ise başta hamam kubbe delikleri olmak üzere mezar taşları, cami  tezyinatları, anıtlar ve kemer kilit taşlarıyla çini, seramik gibi mimariyi ilgilendiren hususlarda şeytanı uzaklaştırma amacıyla; mutfak eşyalarında, çeşmelerde, sebillerde zehirlenmeye karşı tılsım niyetine; serpuş, tolga vb. başlıklarda güç sembolü olarak; giyim eşyaları ve takılarda hırz ve vefk olsun diye kullanılmıştır. Nitekim Barbaros Hayreddin Paşa’nın, rüzgara hükmedebilmek maksadıyla sancağına mühr-i Süleyman motifi nakşettirmesi bu geleneğin bir neticesidir. Aynı motif Ön Türk devletlerinin sancaklarında da kullanılmıştır.

Ön Türk Tarihinde iç içe geçmiş iki üçgenden oluşan bu altıgen yıldızın ‘‘Yaratan ve yaratılan’’ı ifade ettiği belirtilmektedir. Ön Türk boylarında bu yıldız ‘‘Temur Kazık’’ yani Kuzey yıldızını simgelemektedir. Daha sonra bu yıldızın adı, bazı Türk boylarınca ‘‘Çolpan Yıldızı’’ olarak adlandırılmıştır. Çolpan Yıldızı, tüm Türk boylarınca, Yaradan Tanrı’nın bir lütfu ve kendilerinin yıl göstericisi olarak kabul edilmiş ve ‘‘Temuk Kazık’’ yani kırmızı renkli sabit yıldız olarak isimlendirmişlerdir. 

Barbaros Hayrettin Paşa’nın Sancağı Barbaros Hayrettin Paşa’nın Sancağı

Hazineleri dillere destan olan 3 semavi dinde de ismi haşmetle birlikte anılan biridir Hz. Süleyman. Hem Tevratta hem Kuran-ı Kerim de hikayeleri ve hayatıyla saltanatı anlatılır.

Tanrı tarafından Hz. Süleyman’a  rüzgar, cinler, akarsu gibi akan metaller, kuşlar ve insanlardan oluşan ordular tahsis edilir. Rüzgara binip günler sürecek yollara hızla varır. Kuşları görevlendirerek düşman sahasına keşfe gönderir. Cinlerin esrarengiz görünmez ve anlaşılmaz yetileriyle devasa saraylar, kaldırılması imkansız dev sanat eserleri, binalar ve dalgıçların çıkardığı malzemelerden takılar akla gelecek bin bir güzel şey yaptırır. Dünyayı imar ederken güzelliği ve adaleti kurar.

Süleyman efsanesini doruğa çıkaran yüzüktür. Her ne kadar dini kaynaklar bunu bu şekilde aktarmasa da gizem perdesi altında Tanrı’nın kendisine bir yüzük hediye ettiği söylenir.

Bu öyle bir yüzüktür ki sayılı kişi ve meleklerin bildiği Tanrı’nın gizli ismini (İsmi Azam duası) saklar. Tanrının bilinmeyen adı yaratma ve hükmetme özellikleri içerir. Elbette bu tür bir efsane güç düşkünü insanların başını döndürmeye yeter de artar bile. Kimi bilgilere göre Adem’in taşıdığı bir yüzüktür ve cennetten çıkarılırken onu Arşta bırakmıştır. Cebrail daha sonra bu yüzüğü Tanrı’nın isteğiyle Hz. Süleyman’a getirmiştir.

Kelime manasıyla Süleyman’ın mührü anlamına gelen mührün şekli aslında kesin değildir. Belli bir tarihten sonra kabul edilmiş olan ve şimdi İsrail bayrağında yer alan sembol İslam dünyasında da yüzlerce yıl kutsal olarak kabul edilmiş cami medrese ve geçitlerde mezarlıklarda yüzüklerde padişahların gömleklerinde tılsım olarak yerini almıştır. Daha sonraları ise farklılık yaratmak için sembol bazen doksan derece çevrilerek kullanılmıştır.

Batı dünyası bazen büyü kitaplarında bazen noterlik işareti olarak, basımevi markası sonraları bir çok akımın sembolü olmuştur.

Süleyman Peygamber’in yüzükle olan ilgisi onun bir imtihandan geçişi şeklinde ele alınır. Yokluğunda bir cariyesine emanet ettiği yüzük mührü bir cin onun görünümünü alarak ele geçirir. Yokluğunda pek çok fitne fesat hazırlar örneğin tahtına büyü kitapları koyar ve iftira atar. Oysa Hz. Süleyman yüzüğün yokluğunda kendine dönecek ve gücünün kaynağı olan asıl çekirdeğini özünü bulacaktır. Kuran bu konuya atfen şöyle der.

“Süleyman’ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarına uydular. Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı.” Bakara Suresi / 102 

Ayrıca Neml suresi’nde Süleyman Peygamberin gelişini duyan karınca beyinin kendi halkına seslenişi efsanevi Seba Melikesi’nin tahtının göz açıp kapayana dek ışınlanışı ve olağanüstü pek çok şey anlatılır.

Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca şöyle seslendi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler.” Neml / 18

“Kendinde Kitap’tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: “Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm.” Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: “Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Ganî’dir, cömerttir.” Neml / 40

“Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler o kadar az ki! “ Sebe / 13

“Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.” Sebe / 14

Günümüzde kabul gören sembol göğün ve yerin birleşimini gösterir. İki üçgenin biri göğe biri yere dönüktür. Sembol bir yönüyle insan varlığının maddi bedenini ve ruhunu, bundan oluşan bütünü, bir yandansa dişil ve eril prensipleri, maddi ve manevi değerlerin bütünlüğünü gösterir. Doğunun Yin ve Yang’ına benzer bir semboldür. Dünyaya giriş ve çıkış noktalarını temsil eder. Özellikle Selçuklu dönemi paralarında ve eserlerinde sıkça kullanılan altı köşeli yıldız, artık günümüzün gerilimli siyasi ve kültürel gelişmesinde, İslam Dünyasınca terk edilmiş Yahudiliğin ve Masonluğun sembolü haline gelmiştir

“Ne derisem buyruğum yürür, elümde ferman dutaram

Ne idersem hükmüm revan, çün hükm-i sultan dutarım. 

İns ile bu cinn ü peri, divler benüm hükmümdedür

Tahtum benim yil götürür, mühr-i Süleyman dutarım.

İblis ü Âdem kim olur, ya aza yahut azdura

Cümle benem eyü yavuz, kamusun benden dutaram.”

Yunus Emre

Kaynakça :

Türk Sanatı’nda Mühr-i Süleyman / Zeki Kuşoğlu / İlgi Sayı 61 İlkbahar 1990

Türk Kültüründe Mühr-i Süleyman’ın Yeri / Sadi Bayram / Kültür ve Sanat Dergisi Mart 1998

Türk ve İslam Sanatlarında Altı Kollu Yıldız (Mühr-i Süleyman) Prof. Dr. Nusret Çam / Somuncu Baba Sayı:13 Haziran 1997

Diyarbakır Ulu Camii Kilit Taşı , Malatya Ulu Camii Kubbe Göbeği, İstanbul Üsküdar Ayazma Camii, Konya Sahip Ata Camii mihrap, Hacıbektaş Külliyesi, Karatay Medresesi duvar çinileri altın yaldızlı bölüm

Konya Mevlana Müzesi 17/400 numaralı tunç kandil

Para / Keyhüsrev adına bastırılmış / Yıl : 1241 / Selahaddin Eyyubi adına Halepte basılmış Yıl: 1184

Selçuklu Dönemi Ahlat Mezarları

Fatih Sultan Mehmet’in elbisesi

Barboros Hayretin Paşa Sancağı

Osmanlı dönemi silah, barutluk, taber baltaları

Yugoslavya Saraybosna Kadiri Tekkesi

İspanya, Fransa, Danimarka, Almanya noterlik işaretlerinde

Hamelin ve Budweis sinagogları / 14 .yüzyıl

Anagni Katedrali / vaiz kürsüsü /1266

Rotschild Ailesi işareti / 1822

İmanın Şartları

İslâm dîninde inanılması lâzım olan altı temel esasa Âmentü denir.

Âmentü ve mânâsı: Âmentü billahi ve melâiketihî ve kütübihî ve resulihî vel yevmilâhiri ve bil kaderi hayrihî ve şerrihî minellahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühü (”Allaha, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah‘tan olduğuna îmân ettim. Öldükten sonra dirilmek haktır. Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Allah’ın kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim).

Âmentü’de bildirilen altı şeyin manalarını bilip, beğenip, kabul eden kimseye mü’min denir. İslam’da kişi âmentüye inanmadığı sürece mü’min yani inanan kabul edilmez.

1. ALLAH’A İMAN

Tevhid, yânî Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaktır. Şu noktaları içerir:

  • Allah‘ın yaratıcı, mülkün sâhibi, yaratılmışların bütün işlerini yürüten ve âlemlerde yegâne tasarruf sâhibi olduğuna inanmaktır.
  • Allah‘ın gerçekten ibâdet edilmeyi hak eden ilâh, onun dışında ibâdet edilen her şeyin ise batıl olduğuna inanmak.
  • Kuran‘da ve Muhammed‘in sünnetinde bildirdiği üzere, Allah‘ın isimlerinin (esma’ul husna) yüce sıfatları olduğuna inanmak.

2. MELEKLERE İMAN

Meleklere inanmaktır. Buna göre: Melekler, Allah‘ın yalnız ona ibâdet etsinler ve onun emirlerini yerine getirsinler diye yarattığı üstün kullarıdır. Allah onlara özel görevler vermiştir.

Cebrail, Allah‘ın katından peygamberlere vahiy (mesaj/kitap) indirmekle;

Mikail, yağmur ve bitkilerle;

 İsrafil, sura üflemekle;

ölüm meleği olan Azrail, hayatı sona erdirmekle görevlidir.

3. KİTAPLARA İMAN

Allah‘ın peygamberlerine içinde doğru yolu, iyiliği ve kurtuluşu gösteren kitaplar indirdiğine inanmak. Buna göre:

  • Hz. Mûsâ peygambere indirilen ve İsrailoğulları’nın kitabı olan Tevrat
  • Hz. Îsâ peygambere indirilen İncil.
  • Hz. Dâvûd peygambere verilen Zebur.
  • Hz. İbrâhîm peygamberin sahifeleri (Suhuf).
  • Allah‘ın peygamberlerinin sonuncusu Hz. Muhammed (S.A.V.)’e indirdiği kitabı Kur-an’ı Kerim.

Kur-an‘ın korunacağını ve tahrif edilemeyeceği Allah tarafından belirtilmiştir. İslam’a göre Kur’an kıyamete kadar özgünlüğünü koruyacaktır.

4. PEYGAMBERLERE İMAN

Allah‘ın peygamberler gönderdiğine inanmak. Buna göre:

Onların (emir getiren) ilki Nuh sonuncuları da Hz Muhammed‘dir. İçlerinde Meryem oğlu İsa ve Üzeyr de dahil olmak üzere peygamberlerin hepsi birer insandır. Rablık sıfatlarından hiçbirini taşımazlar. Onlar Allah‘ın kendilerine peygamberlik vermekle lütufta bulunduğu kimselerdir, Allah‘ın elçileridirler.

Allah, Hz Muhammed‘i bütün insanlığa göndermekle peygamberliği sona erdirmiştir. İslam’a göre ondan sonra peygamber yoktur.

Kur’an’da adı geçen peygamberler şunlardır:

  • Âdem (آدَمُ)
  • İdris (إدرٍِيس)
  • Nuh (نُوح)
  • Hûd (هُوداً)
  • Sâlih (صَلِح)
  • İbrâhim (إبرَاهِيم)
  • Lût (لوط)
  • İsmâil (إسمَاعِيل)
  • İshak (إسحَاق)
  • Yâkup (يَعقُب)
  • Yusuf (يُوسُف)
  • Eyyûb (أيُوب)
  • Şuayb (شُعَيب)
  • Mûsâ (مُوسى)
  • Hârûn (هَارُون)
  • Dâvûd (دَاوُد)
  • Süleyman (سُلَيمان)
  • İlyas (إليَاس)
  • Elyesa (اَليَسعَ)
  • Zulkifl (ذُاالكِفل)
  • Yûnus (يُونُس)
  • Zekeriyyâ (زَكَرِيَّا)
  • Yahyâ (يَحيى)
  • Îsâ (عِيسى بِن مَريم)
  • Muhammed (مُحَمَّد بِن عَبدُ الله)

Bunların dışında Lokman (لُقمَان), Zulkarneyn (ذِي القَرنَين) ve Hızır‘ın (هِدرٌ) da peygamber olabileceği konusunda görüşler vardır. Bunlardan Hızır’ın adı, Kur’ân-ı Kerîm’de peygamber olarak geçmez, Mûsâyla birlikte yaptıkları seyahat anlatılır (18:65).

5. AHİRET GÜNÜNE İMAN

Ahiret‘e, yânî âhiret Gününe, inanmak. Buna göre:

Ahiret günü; Allah‘ın insanları kabirlerinden diri olarak çıkarıp onları bir arada toplayacağı gündür. O gün onlar ya nimetleri bol cennet yurduna ya da elem verici azabın olduğu cehennem yurduna gireceklerdir.

Ahiret gününe îmân; öldükten sonra kabirde karşılaşılacak ceza ve ödül, sonraki diriliş, toplanma ve hesap verme, ardından da cennete ya da cehenneme girilmesi gibi ölümden sonra gerçekleşecek olan şeylere îmân etmektir.

6. KADERE İMAN

Kader‘e inanmak. Buna göre:

Allah‘ın ezeli ilmi ve bilgeliğinin gereği olarak evrenin yönettiğine, her şeyin onun bilgisi dahilinde olduğuna ve huzurundaki “Levh-i Mahfuz” da yazıldığına inanmaktır. Allah evreni dilemiş ve yaratmıştır. Onun iradesi ve yaratışı olmadan olmuş hiçbir şey yoktur.Kaynak