Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

2 tane "ezan" etiketli yazı bulundu "ezan" tagli diger ogeler resimler , videolar

Türkiye'yi sevinçten ağlatan ezan

 

Türkiye'yi sevinçten ağlatan ezan

Tam 58 yıl önce okunan bir ezan için halk sokaklara döküldü. Gözler minarelere çevrildi. Ve ilk 'Allahuekber' nidasıyla birlikte ülkeyi bir gözyaşı seli kapladı...

 

Tarihçi yazar Doç. Osman Özsoy, o günün hikayesini bakın nasıl anlatıyor:

 

Türkiye'yi ağlatan ezanlar ...

 

Tam 56 yıl önce bugün, yani 16 Haziran 1950 de, 1933 yılından beri Türkçe olarak okutulan ezanın Arapça orijinal haliyle okunabilmesine imkan sağlayan kanun Mecliste kabul edildi.

 

Meclisin aldığı karar radyolardan ilan edilince, Türkiyenin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü. Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiyede sel olup aktı.

 

O gün ne olduğunu ayrıntılı anlatacağım. Ama önce, o günlere nasıl gelindiğine bir bakalım.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelge ile, ezan ve kametin birkaç ay içinde Türkçe okunacağını bildirdi.

 

İşte o Türkçe ezan ...

 

Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı "Türkçe ezan" metni şöyleydi:

 

Allah uludur, Allah uludur

 

Şüphesiz bilirim, bildiririm

 

Allahdan başka yoktur tapacak.

 

Şüphesiz bilirim, bildiririm

 

Tanrının elçisidir Muhammed.

 

Haydin namaza, haydin namaza

 

Haydin felâha, haydin felâha

 

Allah uludur, Allah uludur

 

Allahdan başka yoktur tapacak.

 

Ezanın Türkçeye çevrilmeyen tek kelimesi "felâh" oldu. Sebebi, halkın felah kelimesinin kurtuluş anlamına geldiğini bilmemesini sağlamak ve haydin kurtuluşa mânâsına gelecek bir çağrıda bulunmamaktı.

 

Yasanın 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da artırdı.

 

O gün Türkiyenin dört bir yanında yaşananlar, başlı başına ansiklopedik bir kitap olur. O gün Türkiyenin dört bir yanında, cami sayısınca bir sevinç yumağı, insan sayısınca mutluluktan ağlayan bir yürek vardı.

 

Fethullah Gülen o günleri anlatırken şunları söyler: Ben o zaman Erzurum'daydım. Ekin mevsimiydi. 1950'nin Ramazan ayı idi. Vakit ikindi vaktiydi. İnsanlar kurbanlıkları hazırladı. Müezzin efendi minareye çıktı. Müezzin "Allahü Ekber" deyince öyle bir bağırıştılar ki, millet sevincinden hıçkırıklara boğuldu. Ardından kurbanlar kesildi.

 

Antalya Aksekili işadamı Ali Katırcıoğlu; Bir cuma günü idi, ikindi kılıyordum, ilan ettiler bugün ezan okunacak' diye. Herkes sokaklara döküldü. O cuma günü Allahü Ekber, Allahü Ekber diye duyduğum o ilk ezanı asla unutamıyorum. Demokratikleşme dediniz de, benim için en büyük demokratikleşme işte o ezandır" der.

 

O gün İstanbulda neler olduğunu, aynı günlerde Eyüpte asker olan babamdan dinlemiştim. Ezanın orijinal haliyle okunacağını haber alan İstanbulluların Eyüp Camii avlusunu doldurduğunu ve herkesin ezanı dinlemek için gözlerini minareye diktiğini söylemişti. Minareden, Allahü Ekber, Allahü Ekber sesleri yükselmeye başladığı andan itibaren, insanların sevinçten kendilerini yerlere attığını, ezanların bitişini müteakip de, kurbanların kesildiğini söylemişti.

 

O gün Erzurumun bir başka yerinde yaşananları Mehmet Kırkıncı şöyle anlatılır: "Erzurum halkı ikindi vaktinden itibaren ezanın aslıyla okunacağını haber aldı. Bütün halk sokaklara döküldü. Bir bayram havası yaşanıyordu. Herkes kurban keseceği ne varsa alıp, Tebriz Kapı mevkiinden Lâlâ Paşa Camii'ne kadar dizildi. Minarelerden Ezan-ı Muhammedi okunmaya başladığı an, herkes sonsuz bir sevince gark oldu. Müftü Solakzade Sadık Efendi, 'Ya Rabbi! Ölmeden önce bize bu günleri gösterdin diye hıçkırıklar halinde ağlamaya başladı...

Hayat Ezan İle Namaz Arasıdır

Ezansız Namazı bir dede ile torunu arasında geçen şu konuşma sayesinde daha iyi anlayabiliriz:

 ‘Hayat nedir dedeciğim’ diye sormuştum.

‘Ezan ile Namaz arasıdır’ dedi.

Bu da ne demek? Ömür o kadar kısamı dedeciğim? Tebessüm ederek:

Ne zannettin ya... Evet o kadar kısa... dedi. Ama, bu ezanla, bu namaz nedir bilirmisin? Diye sordu. Bilemedim.

Nedir ki? Dedim.

O ezan, namazsız ezan; o namaz ise ezansız namazdır.

Onlarda nedir dedeciğim? Dediğimde başımı okşayıp:

Hani geçen gece Talip Amca’nın bebeğinin kulağına ezan okumuştuk ya... ‘Namazsız Ezan değilmiydi o ezan? Dedi.

Ya Ezansız Namaz? Diye sordum. Yüzüme baktı, baktı ve:

Bir gün deden öldüğünde onu da öğrenirsin dedi.

(ALLAH’a Teşekkürün bir ifadesi NAMAZ, Nurullah Abalı, S220)

Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere dünya yurdunda zaman aslında göz açıp, kapıncaya kadar geçiyor. Bilmiyorum kaç yaşınızdasınız ama gözlerinizi kapatıp bir düşünsenize ömrünüzden 20 – 25 yıl hatta 35-40 yıl nasıl geçti? Lütfen şimdi gözlerinizi kapatın düşünün ve düşünme işlemi bittikten sonra yazının devamını okuyunuz...

Ben cevabını hemen söyleyeyim, bu kadar yılı düşünüp gözlerinizi açmanız 2 dakika yada 3 dakika. Peki 20-25 yıllık ömrünüz 2 yada 3 dakikaya mı eşit.. EVET bu dünya yurdunda böyle...

Bu yüzden yazar hayatı doğduğumuzda kulağımıza okunan NAMAZSIZ EZAN ile yine öldüğümüzde kılınacak olan EZANSIZ NAMAZ arasında olduğunu vurgulamış. Kısaca dünya hayatı geçici ve yalan. Ömür dediğiniz Ezan ile Namaz arasında...kaynak

Web Stats Free counter and web stats