Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

5 tane "amerika" etiketli yazı bulundu "amerika" tagli diger ogeler resimler , videolar

Perdelerde elektirik üretecek

Elektrik üreten perde  

Amerikalı bilim adamları, yeni geliştirdikleri perdeler elektirik üretecek. Peki nasıl?

Amerika'nın saygın araştırma kuruluşlarından Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) görevli bilim adamları, ışık ve ısıya maruz kaldığında elektrik üretebilen maddeler üzerinde çalışmaya başladı. Fotovoltaik (Isıya maruz kaldığında enerji üretebilen) malzemeler üzerinde çalışan ekip, ilk prototip ile elektrik üretmeyi başardı.

Güneş kumaşı (solar textile) adı da verilen bu maddeler, Türkiye'de “günısı” diye bilinen güneş panelleri gibi fotovoltaik hücrelere sahip. Yarı iletken bu maddeler güneş ışığını tutarak bunu elektrik enerjisine çeviriyor. MIT ekibi, ev perdelerini portatif, esnek, enerji biriktirebilen hale getirerek, enerji üretmesini sağladı.

Prototipi yapılan ve yenilenebilir olan bu enerji, gelecekte güneş gören tüm evlerde kullanılabilecek.

Obama zaferini ilan etti

obama ABD'de beş aydır devam eden önseçim sürecinin sonunda senatör Barack Obama, Demokrat Partinin kasımda yapılacak başkanlık seçimindeki adaylığını garantilemesine yetecek delege sayısına ulaşarak zaferini ilan etti.

Bu sonuçla Obama, ABD'de iki büyük partiden birinin başkan adaylığını elde eden ilk siyah özelliğini kazanarak tarih yazdı.Son önseçim gününde Montana eyaletinde Obama, South Dakota eyaletinde de rakibi Hillary Clinton önde çıktı.Bu sonuçların ardından başkan adaylığı için gereken 2 bin 118 delege sayısını fazlasıyla aşan Obama, Associated Press ajansının sayımına göre son önseçim gecesinin sonunda 2 bin 144 delegeye ulaştı. Bazı süper delegelerin de bugün Obama'ya desteklerini dile getirmesi bekleniyor.St. Paul kentinde taraftarlarına hitaben bir zafer konuşması yapan Obama, ''Amerika, bu bizim zamanımız. Geçmiş dönemlerdeki politikaların sayfasını çevirmesinin zamanı geldi'' dedi.Rakibi Clinton'ı da kutlayan Obama, Hillary'i gücü, cesareti ve iradesinden dolayı övdü.4 Kasım'da yarışacağı Cumhuriyetçi Partinin başkan adayı John McCain'i de eleştiren Obama, McCain'in seçilmesi durumunda bunun ABD için ''üçüncü bir George W. Bush dönemi'' olacağını söyledi. Barack Obama, Hillary'nin seçmenlerinden de kasım ayında kendisini desteklemelerini istedi.

Sigaranın İlk kaşifi kim?

Sigara 5 bin 700 yıldır insanoğlunun hayatında var. Dünyaya yayan ise tanıdık bir isim.

Sigarayla insanoğlu 5 bin 700 yıl önce tanıştı. İlk zamanlar tören ve büyü yaparken kullanılan tütün, Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinin ardından tüm dünyaya yayıldı.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi tarafından çıkarılan Meram Tıp Sağlık Dergisinde yayınlanan bilgilere göre, sigara içmenin orjini milattan önce 3 binli yıllara kadar dayanıyor. Elde edilen verilere göre, o tarihlerde Mısır ve Güney Amerika'daki Maya Uygarlığı'nda yapılan dini ve resmi törenlerde ve ayrıca büyü ve sihir yapmak için kurutulmuş bitkilerin yakılarak tütsü olarak kullanıldığı tespit edildi.

HEM AMERİKA'YI HEM SİGARAYI KEŞFETTİ

15. yüzyılın sonlarında ise Kristof Kolomb, Amerika kıtasını keşfettiğinde Amerika yerlilerinin "Tobaccos" adını verdiği bir bitki yaprağını sararak yakıp dumanını içlerine çektiklerini ve bu dumanın insana keyif verdiğini gördü. Kolomb, faydalı olur düşüncesiyle bu bitkinin tohumlarını alarak denizciler vasıtasıyla diğer ülkelere yayılmasına neden oldu. Daha sonra tüm dünyaya yayılan tütün bitkisi yetiştirilip ilk olarak küçük tesislerde daha sonra ise kurulan büyük fabrikalarda sigaraya dönüştü.

OSMANLI'YA İNGİLİZLER GETİRDİ

Tütün ülkemize Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1601 yılında İngilizler tarafından getirilmiş ve bazı göğüs hastalıklarına iyi geldiği söylentisiyle kullanımı yaygınlaştırılmıştır. Çeşitli dönemlerde caiz değildir denerek fetvalarla dinen yasaklanmışsa da yayılması ve alışkanlık halini alması engellenememiştir.

Komplo Teorileri

ikiz kuleler 11 eylül (2) ikiz kuleler 11 eylül (1) ikiz kuleler 11 eylül

KOMPLO TEORİSİ

Komplo teorisi, kamuoyu tarafından belli bir şekilde algılanmış herhangi bir olay hakkında geliştirilmiş, kamuoyundan saklandığı iddia edilen bilgilerle, gizli bilgilere veya olayın arkasındaki görünmeyen güçlerle ilişkilendirilen alternatif açıklamalara verilen addır. Bazı kişiler komplo teorileri üreten kişileri paranoyak, ilgi çekmeye uğraşan ya da yanlış yönlendirmelerle toplumu yanıltarak bundan politik, ekonomik (ya da medyatik) çıkar sağlamaya çalışan kişiler olarak görür ve iddiaları gülünç ve önemsiz kabul ederler. Öte yandan bu tip iddialar popüler kültür alanında her zaman kendisine yer bulabilmiş, ilgi çekmeyi başarabilmiştir.

Bilim adamlarına göre komplo iddialarına yatkın toplumlar uzun süreli politik, ekonomik veya ahlaki çöküntü yaşayan veya kendilerine karşı önemli bir tehdit yöneldiğini düşünen insanlardır. Öte yandan, İngiliz sosyolog Mark Fenster'a göre belgelendirilebilen pek çok komplo teorisinin fos çıkması, bunların hepten önemsiz olmaları anlamına gelmiyor. Fenster, bu teorilerin ortaya koyduğu gerçeğin, toplumda var olan sisteme karşı genel güvensizlik ve özellikle her şeyin yüzeyde şeffaf ve özgür gözüktüğü demokratik sistemlerde aslında alttan alta süre giden başka mekanizmaların var olduğuna dair inançtır.

BİLİŞİM DEVRİMİNİN KOMPLO TEORİLERİNE KATKISI

Tarım devrimine ardından da sanayi devrimine tanıklık eden insanlık tarihi, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de geçirdiği bilişim devrimiyle uzmanların "bilgi toplumu" olarak nitelendirdiği toplumsal dönüşüm sürecine geçişe sahne oldu. Bu yeniçağın en önemli getirilerinden biri, gelişen teknolojinin doğurduğu, taşıdığı veri kapasitesi ve hızı inanılmaz derecede artmış bir iletişim ortamı yarattı. Bu yeni ortamda artık bireylerin istedikleri hatta kimi zaman da istemedikleri kadar çeşit ve yoğunlukta bilgiye erişme olanakları, televizyon, internet ve cep telefonu gibi çeşitli medyalar aracılığıyla neredeyse sınırsız bir biçimde arttı. Artık dünyanın hemen herhangi bir yerinde olan bir olayı neredeyse anında haber alabiliyor, konu hakkında ayrıntılara ve yorumlara ulaşabiliyor, dilersek kendi görüş ve düşüncelerimizi yine aynı medyaları kullanarak anında başkalarına iletebiliyoruz.

Öte yandan paradoksal şekilde artan bilgi akışı insanları gelen bu bilgilerin doğruluğundan daha az emin olmaya yöneltiyor. Eskiden az ve öz şeklinde nitelendirebileceğimiz kadar bilgi edinebilen insanlar, ellerine geçen bilginin doğruluğunu akıl yolu haricinde sorgulamanın zorluğundan ve çoğu zaman da buna gerek görmediklerinden, ellerine geçtiği haliyle benimseyip kabul ediyorlardı. Günümüzdeyse manipüle edilmiş bilgilerin de en az gerçek bilgiler kadar kolay olarak iletilebildiği bu dünyada, bilgi tüketicilerinin kaynağı belli olamayan bilgilerin doğruluğundan şüphe duymaları şaşırtıcı değil. Böyle bir ortamda bu şüpheciliği ilerletip, gerçekleşen irili ufaklı her tür olayın aslında doğru yansıtılmadığı ve mutlaka arkasında başka bir şeylerin olduğundan şüphe edip komplo teorileri geliştirenlerin oranı son yıllarda bir hayli arttı. Özellikle internet ortamında aklınıza gelebilecek her türlü olayla ilgili komplo teorileri bol miktarda bulunmakta ama iddialarının arkasında güçlü kanıtlar da bulunduğunu öne süren bu tip teorisyenler, çoğunluğu başta Amerika olmak üzere Batı dünyasında televizyon programlarına da çıkmakta, gazetelere demeçler vermekte hatta görüşleriyle ilgili kitaplar da yayınlamaktalar. Bu tip komplo teorilerine halk ilgisi de her zaman yüksek oranda olduğundan dolayı, bu görüşlere sahip insanlara medya desteği her zaman bulunmaktadır.

TERÖR VE KOMPLO TEORİLERİ

Günümüzde toplumsal güvensizliği yaratan en önemli unsurlardan biri de şüphesiz ki terörist eylemlerdir. Çok boyutlu komplo teorilerinin miladı olarak kabul edilen 1963 yılındaki Amerikan Başkanı John F. Kennedy suikastı ile üretimi ivmelenen komplo teorileri arasında dünya dışı varlıklar, dini teoriler, devlet sırları ve derin devlet gibi ana başlıkların arasında her zaman terörist eylemler de olagelmiştir ama özellikle 11 Eylül sonrasında terörün küresel bir önem kazanması ve en sonunda, bu tarihe kadar terörün sadece yerel olaylarla sınırlı kalacağını ve kendilerine bulaşmayacağını düşünen güçlü ülkelerin de terörden nasiplenebileceğinin anlaşılmasıyla, terör hakkındaki komplo teorileri Batı dünyasında da yaygınlık kazanmış ve geniş ilgi uyandırmaya başlamıştır.

11 EYLÜL SALDIRILARI İLE İLGİLİ KOMPLO TEORİLERİ

11 Eylül 2001 günü gerçekleşen ve 11 Eylül 2001 Saldırıları olarak adlandırılan olaylar ile ilgili çeşitli komplo teorileri bulunmaktadır. Kimi iddialara göre 11 Eylül olayları Amerikan hükümeti ve gizli servisleri tarafından Orta Doğu'ya ve Afganistan'a yönelik işgal faaliyetlerini meşrulaştırmak, ülke ve dünya kamuoyunun desteğini almak amacıyla düzenlenmiş senaryolardır. New York Times gazetesi tarafından yapılan bir ankete göre her 4 Amerikalıdan 3'ü hükümetin 11 Eylül olayları ile ilgili doğruları söylemediğinden şüphelendiğini belirtmiştir

AMERİKAN HÜKÜMETİ TARAFINDAN YAPILAN RESMİ AÇIKLAMA

11 Eylül 2001 günü Usame Bin Ladin'e bağlı teröristlerce kaçırılan iki yolcu uçağı, New York'daki Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelere özenle hesaplanmış noktalardan çakılmışlardır. Meydana gelen patlamalar sonucu her iki kule de çökmüştür.

Üçüncü bir uçak Washington D.C.'deki Pentagon binasına çakılmıştır.

Dördüncü uçak yolcularla teröristler arasında gerçekleştiği iddia edilen mücadele sonucunda 150 mil ötede Pensilvanya kırsalında düşmüştür.

Olaylarda 2,974 sivil ABD vatandaşı ölmüştür. 24 kişi ise halen kayıp olarak listelenmektedir.

MEDYANIN VE AMERİKAN VE İNGİLİZ HÜKÜMETLERİNİN TEPKİSİ

Amerikan hükümeti 11 Eylül olaylarının bir komplo olduğunu ileri süren Loose Change isimli filmdeki iddiaları yalanlamış ve lanetlemiştir. Medyanın bu olayın üzerine giden görüntü ve programları kamuoyundan sakladığının iddia edilmesi gerçeklerin gizlendiği teorisini doğurmuştur.

Irak'ın işgalinde Amerika ile birlikte hareket eden Birleşik Krallık İşçi Partisi milletvekili ve kabineden sorumlu devlet bakanı Michael Meacher, 11 Eylül olaylarının gerçekliğini soruşturmaktadır . Meacher 2006 yılında Loose Change isimli filmin Avam Kamarası'nda izlenmesini önermiş, daha sonra bu fikrinden vazgeçmiştir. 11 Eylül olayları ile ilgili olarak şöyle demiştir: "Böylesine devasa öneme haiz bir olayın bu şekilde gizeme gömülmesine modern tarihte daha önce hiç rastlanmamıştır. Anahtar konumundaki bazı gerçekler mümkün ve anlaşılabilir bir temele dayandırarak açıklanamamış durumdadır."

Michael Meacher'in bu sözleri Claremont School of Theology'de saygın bir profesör ve filozof olan David Ray Griffin'in en çok satanlar listesindeki kitabı Yeni Pearl Harbor'a (The New Pearl Harbor) önsöz olmuştur. Kitaba bu ismin verilmesinin nedeni dönemin başkanı Roosevelt'in Amerika'yı İkinci Dünya Savaşı'na sokabilmek için Japonların Pearl Harbor'u bombalamalarına izin verdiği iddialarıdır.

Profesör Griffin'e ve bazı diğer komplo teorisyenlerine göre 11 Eylül Saldırıları, Northwood Operasyonu'nun bir kopyasıdır. Northwood Operasyonu, dönemin Amerikan başkanı Kennedy tarafından Küba lideri Fidel Castro'yu devirmek amacıyla hazırlanmış bir plandır. Bu plana göre Amerika'da terör saldırıları meydana getirilecek, saldırılar komünist Küba'nın üzerine atılacak ve Küba işgal edilecektir. Ancak bu plan hayata geçirilmemiştir.

KULELERİN YIKILMASI

Kulelerin yıkılış şeklinin planlanmış yıkımlar gibi olduğu öne sürülmüştür. Buna gerekçe olarak da, uçakların çarpması sonucu yana yatıp etrafındaki binaların üstüne düşmek yerine, bir yıkım firması tarafından kontrollü patlatma metodu ile yıkıma hazırlanmışçasına doğrudan kendi üzerlerine yıkılmaları örnek gösterilmiştir. Fiziksel olarak mümkün kabul edilse de komplo teorisyenleri bu konunun çeşitli şüpheleri üstüne çektiğini iddia etmektedirler. Ayrıca, binaların yıkılma hızının hemen hemen serbest düşme hızında oluşunun da şüpheleri arttırdığı söylenmektedir.

Kulelerin yıkılış şeklinin üzerine ciddi araştırma yapmış olan fizik Profesörü Stephen E. Jones toz kalıntıları`nda Termat(Alüminium ve Demir-Oxid ve Kükürt karışığı) kullanıldığını ispat etmiştir.

UÇAKLARIN GERÇEKLİĞİ

Video görüntüleri incelendiğinde, güneydeki kuleye çarpan uçağın camlarının görülmediği ve United Airlines logosunun olmadığı, bu uçağın ABD Ordusu'nda kullanılan Boeing 767 tipi yakıt ikmal uçağı olduğu öne sürülmüştür. Motorlarının ise Boeing 767 tipi yolcu uçağına ait olmadığı, sebep olarak da 767’lerin motor çapının 3 metre, görüntüdeki uçağın motorlarının ise daha küçük olduğu ileri sürülmüştür.

PENTAGON OLAYI

Washington, DC'da Pentagon binasında çarpan uçak sonucunda oluşan hasarın etkilediği alanın, bir uçağın çarpması sonucu oluşamayacak kadar küçük olduğu öne sürülmüştür. Ayrıca Pentagon'a çarpan uçağın çarpma anını gösteren görüntülerinin bulunmaması binaya bir füze atıldığı konusunda teorilere neden olmuştur.

İSTİHBARAT AÇIKLARI

Aynı zamanda hazırlıklarının yıllar sürdüğü ve yüzlerce kişinin fiilen katkıda bulunduğu tahmin edilen böylesine geniş çaplı bir terör saldırısının dünyanın en büyük istihbarat ağına sahip Amerika Birleşik Devletleri tarafından istihbaratının yapılamaması ve saldırıların engellenememesi de şüpheleri arttırmıştır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın özgeçmişi

Recep_Tayyip_Erdoa  26 Şubat 1954 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Piyale Paşa ilkokulunu ve İstanbul İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi. 1973 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ne kaydoldu. Üniversite yılları sırasında Milli Türk Talebe Birliği'ne girdi, 1976 yılında MSP Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl MSP İstanbul İl Başkanlığına seçildi.

Erdoğan, 12 Eylül 1980 sonrasında İETT’deki görevinden ayrıldı ve bir süre özel sektörde çalıştı. 1982 yılında askerlik hizmetini yapan Erdoğan, 1983 yılında kurulan RP ile yeniden siyasi hayata döndü. Partinin 1984 yılında Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında da İl Başkanı ve MKYK üyesi seçildiğinde 30 yaşındaydı.

1986 ara seçimlerinde milletvekili adayı, 1989 seçimlerinde de Beyoğlu ilçesinden belediye başkan adayı oldu. 1991 senesinde tekrar milletvekili adayı oldu olup mazbatasını aldıktan sonra tercihli oy sistemi nedeniyle yüksek seçim kurulu mazbatasını iptal etti. 27 Mart 1994 seçimlerine kadar RP İstanbul İl Başkanlığı görevimi sürdürdü ve bu tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

12 Aralık 1997’de İstanbul Belediye Başkanı sıfatıyla gittiği Siirt’te okuduğu bir şiir nedeniyle yargılandı ve Diyarbakır DGM tarafından “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmekten” mahkum edildi. 26 Mart 1999’da girdiği Pınarhisar Cezaevi’nden 24 Temmuz 1999’da tahliye edildi. Erdoğan aynı zamanda seçilme hakkını da yitirdi.  Bu süreçte başını Nazlı Ilıcak'ın çektiği gazeteciler ile Korkut Özal gibi politikacılar tarafından yeni bir parti kurması yolunda telkinlere açık oldu.

Tayyip Erdoğan, daha sonra Fazilet Partisi'nin kapatılmasının ardından bu partinin Meclis Grubunu oluşturan milletvekillerinin büyük bir kısmıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) kurarak genel başkanı oldu.

AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar oldu. 3 Kasım seçimlerinde adaylığı kabul edilmeyen Erdoğan yenilenen Siirt seçimlerinde milletvekili olarak Meclis’e girdi ve Abdullah Gül’ün Başbakanlığı’ndaki 58. hükümetin istifasını sunması üzerine 59. Hükümeti kurarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı oldu.

AKP, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde de 1. parti çıkmasının ardından 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 60. hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bir konferansta tanıştığı Emine Hanım evliliğinden Ahmet Burak, Necmeddin Bilal, Esra ve Sümeyye adlı 4 çocuğu oldu.

Web Stats Free counter and web stats