Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

Haberiniz Olsun

Yazılar

Halife, Hz. Ömer'in Basra valisi Ebu Musa el Eş'ari'ye yazdığı mektup

AdaletinKılıcı Derki

"Davalı sanaşikayetini arz ettiğinde onu anlamaya çalış!  Geçerliliği olmayan birhaktan bahsetmek yarar sağlamaz. İnsanların senin meclisindeki yerleri eşitolsun. Öyle ki ne güçlü kişi senin zayıf düşmeni arzulasın, ne de zayıf kişisenin zulmünden korksun. Şu kesin kuralı unutma: İddia sahibi delil sunmalı,inkarcı ise yemin etmelidir. Müslümanlar arasında barış sağlamak gerekir. Dahaönce vermiş olduğun bir hüküm hakkında yeni bir hüküm vermen için engel yoktur.Onu kendi içinde ölçüp biçtiğinde geri dönmen gerekiyorsa geri dön! Bu durum,yanlış bir yargıya meyletmekten daha hayırlıdır. İddia sahiplerine belli birsüre tanı! Eğer kanıtını getirirse lehine karar ver, yok şayet getirmezsealeyhine hüküm ver! İnsanlara eziyet etme!                                                                                                                                                                                                                    

İnsanlarınyöneticilerine karşı nefretleri olur. Kişisel tutkularına kapılıp dünya peşindekoşan biri olmaktan sakın! Hakları zamanında ver! Günde bir saat bile olsayüksek memurlarla ilgili şikayetleri dinle; onları dava edenler için mahkemekur! Zalimleri korkut ve onları dağıt! İnsanlar için çözümü ve başarıyı, tevazuve muhabbetle iste! Onların hastalarını ziyaret et! Cenazelerine katıl!Onlara kapını aç  Sen de onlardan birisin, ancak Allah senin omuzlarınaonlarınkine göre daha ağır yük yüklemiştir. Sen Allah'ın yarattığı hayvanlargibi sorumsuz bir semirici olmaktan kaçın! Zira hayvanın tavlanması kesilmesinesebep olur. Şunu bil ki, idareci saparsa yönetilen de sapar. Selametle."

 

Not: İş bu mektup Halife, Hz. Ömer'in Basra valisi Ebu Musa elEş'ari'ye yazdığıdır.

 HÜKÜMDAR VE SİYASET KİTABI

Yazarı: İbn ABDİRABBİH

Çeviren: Erkan AVŞAR

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Cevşen- i Kebir-Dua

Rahmân ve Rahîm olanAllah'ın Adıyla

1. İlâhî! Günahlarbeni dilsiz etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti isesesimi kıstı. Senin rahmet kapını çalıyor ve Senin mağfiret kapından sanasesleniyorum: 

2. Ey rahmeti herşeyi kuşatan ve ey her şeyin iç yüzü ve mahiyeti elinde bulunan Zat, ey hiçbirşey Kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, ey hiçbir şey Kendisine galebeedemeyen ve hiçbir şey Kendisinden kaçıp gizlenemeyen, hiçbir şey Kendisineağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, hiçbir şey Kendisinibir başka işten alıkoyamayan, hiçbir şey Kendisine benzemeyen, ve hiçbir şeyKendisini hiçbir şeyden âciz bırakamayan Zat!

Beni hiçbir şeydenhesaba çekmeyecek şekilde her şeyimi bağışla.

3. Eyher şeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve her şeyin anahtarları elindebulunan Zat, ey her şeyden önce var olan Evvel, her şeyden sonra bâkî kalanÂhir, her şeyin üstünde olan Zâhir, her şeyin iç âlemlerine ve derinliklerinenüfuz eden Bâtın, kudret ve galebesi her şeyin üstünde bulunan Kàhir!

Benim her şeyimibağışla. Şüphesiz Senin her şeye kudretin yeter. 

4. Ey her şeyi herhâliyle bilen Alîm ve her şeyi kuşatan Muhît ve her şeyi hakkıyla gören Basîr,ey her şey her an müşahedesi altında olan Şehîd ve her şeyi görüp gözeten Rakîbve ilmi her şeyin bütün inceliklerine nüfuz eden Lâtif ve her şeyden hakkıylahaberdar olan Habîr!

Beni hiçbir şeydenhesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hatâ olarak her neyim varsa hepsinibağışla. Hiç şüphesiz, Senin her şeye kudretin yeter.

5. Allah'ım,gafletten ve kötü arzularımdan Senin haşmetinin izzetine ve izzetininhaşmetine, Senin saltanatının kudretine ve kudretinin saltanatına sığınırım.

6. Ey kurtuluşisteyenlerin sığındığı zat olan Allah'ım! 

Beni şeytanîşehvetlerden kurtar; beşeriyetin kötü hallerinden temizle; Peygamberin olanMuhammed'i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle benigaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden tertemiz kıl. Öyle ki, bencillikyok olsun ve Allah'ın minnet denizinde Allah'ın nimetlerine gömülmüş, Allah'tanalıkoyan her meşguliyete karşı Allah'ın kılıcıyla muzaffer olmuş, Allah'ınyardımına mazhar olmuş ve Allah'ın korumasıyla korunmuş mahfuz olarak her şeyAllah için, Allah ile, Allah'a ve Allah'tan olsun.

7. EyNurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, eyMelik, ey Azîz, ey Kahhâr, ey Rahîm, ey Vedûd, eyGaffâr, ey gayb âlemlerini her hâliyle bilen, kalpleri ve gözleri dilediği gibi halden hâle çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan! Günahlarımıbağışla; sebeplerin baskısına mâruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış vedoğru yolda olanların yolundan gitmek kendisine zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve günah meydanlarında boşuboşuna harcamış olan kuluna merhamet et.

8. Ey dua edildiğindecevap veren, ey hesapları sür'atle gören, ey Kerîm, ey Vehhâb!

Hastalığı büyük veşifası zor, çaresi zayıf ve belâsı kuvvetli olan ve Senden başka sığınacak veümid edecek kimsesi bulunmayan kuluna merhamet et. İlâhî, derdimi, üzüntümü veşikâyetimi Sana arz ediyorum. İlâhî, Senin dergâhında delilim, ihtiyaçlarımdır;azığım ise fakirliğim ve çaresizliğimdir. İlâhî, Senin cömertlik denizlerindenbir damla bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kâfi gelir.

9.Ey Vedûd, ey Vedûd,ey Vedûd, ey şan ve şerefi her şeyden yüce olan Yüce Arş'ın Sahibi, ey Mübdi',ey Muîd, ey her şeyi dilediği gibi yapan (Fa'âlün limâ Yürîd!)

Arşının rükünlerinikaplayan nurun hürmetine, bütün varlıkları boyun eğdiren kudretin hürmetine veher şeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilâh yoktur,ey Muğîs, bize imdad et. 

Ve bütün ömrümboyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımınhatâlarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü'r-Râhimîn.Âmin. 

Hamd, Âlemlerin Rabbiolan Allah'ım 

Sana mahsustur.(Cevşen- i Kebir)

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Hazret-i Ali'nin son sözleri

Hazret-i Osmanzamanında çıkan fitne ateşi Dört büyük halifenin sonuncusu olan Hazret-i Alizamanında da devam etti. Bunun için beş sene süren hilafeti zamanında sükun vehuzur bulamadı.

 

Zamanındaki fitneocağı olan Haricilere savaşmış ve hepsini de perişan etmişti. Bunlardan, kin veintikam ateşiyle dolu olanlar, zaman zaman bir araya gelerek, nasıl intikamalacaklarını planlıyorlardı. Sonunda; Hz. Ali , Hz. Muaviye ve Hz. Amr bin Âs'ıöldürmeğe karar verdileri. Hz. Ali'yi , Abdurrahman bin Mülcem öldürecekti.

 

İbnü Mülcem, Hazret-iAli'i kollamağa başladı. Bir gün sabah namazından önce Halifenin geçeceği yolapusuya yattı. Hz. Ali'nin geldiğini görünce İbni mülcem âniden arkadan üzerineatılarak zehirli kılıcını indirdi.

 

Hz. Ali ağıryaralıydı. Durmadan kan kaybediyordu. O vaziyette iken bile yanındakileredönerek, camie gidip sabah namazını kılmalarını, vakti geçirmemelerini söyledi.Namazı kıldırmak için de yerine vekil tayin etti.

 

Oğlu Hz. Hasan'ıyanına çağırarak:"Bunun yemeğini yedirip istirahatını de temin edin. Eğeryaşayacak olursam ya affederim veya cezasını veririm. Eğer ölürsem, cezasınıverin fakat aslâ haddi tecavüz ederek Müslümanların kanlarına girmeyiniz. ZiraAllah haddi tecavüz edenleri sevmez" buyurdu.

 

Kendisine, "YâEmire'l mü'minin, şayet size bir hal olursa oğlun Hasan'ı halife seçelimmi?" diye sordular."Ben bu hususta sizlere ne emrederim ve ne denehyederim. Siz işinizi daha iyi bilirsiniz. Resûl-i Ekrem'in bu meseleyibıraktığı gibi ben de bırakacağım." buyurdu.

 

Durumu gittikçeağırlaşyordu. Devamlı olarak kelime-i tevhid ile âyet-i kerimeler okuyordu. Birara yanına oğulları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'i çağırdı. Onlara şu şekildenasihatta bulundu:

 

"Evlâtlarım!Sizlere Allah'a karşı muttaki olmanızı vasiyet ederim. Daimâ doğru söyleyin veyetimlere acıyın. Âhiret için iyi ameller işleyerek sıkıntıya düşenlerinimdâdına koşun. Zâlimin hasmı olup mazluma daimâ yardım edin. Allah'n kitabıile amel edin ve Allah yolunda olmaktan sizi hiçbir şey alıkoymasın."

 

Bu nasihatlerdensonra Hz. Ali âyet-i kerimeler okumağa başladı. Vefatında, son sözü "Lâilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" oldu.

 

"Benimgördüklerimi sen görmüş olsan..."

 

Hicretin kırkıncıyılının Ramazan-ı şerîf ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbniMülcem adlı bir haricî tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularakyaralanan Hz.Ali iki gün sonra altmışüç yaşında iken şehid edildi. Techiz vetekfini, oğlu Hz. Hasan tarafından yapılmış ve namazı edâ olunduktan sonraKûfe'nin kabristanı sayılan Necef'e defnedilmiştir.

 

Amr İbni zi-Mürrel-Hemadânî şöyle anlatır: Hz. Ali, Kûfe'de kılıç darbesini aldıktan sonrahuzuruna girdim. Başını bir şey ile sarmıştı. Dedim ki: "Ey mü'minlerinemiri! Yarayı bana gösterir misin? Hemen sargıyı açtı. Baktım. Bir şey yok,hafif bir yaradan ibâret, dedim.

 

Hz. Ali: "Evetsizden ayrılmaktayım" dedi. Kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamayabaşlamıştı. Hz. Ali: "Kızım sükût et! Eğer benim gördüklerimi görecekolsan ağlamazsın" dedi. "Yâ Emire'l-Mü'minin, ne görüyorsun?" diyesordum. Buyurdu ki: "İşte bunlar melekler ile nebîler cemâati; işte bu daMuhammed aleyhisselâm! Yâ Ali, müjde sana, teveccüh etmekte bulunduğun hâl, şuiçinde bulunduğun halden daha hayırlıdır, diye buyuruyor."

 

Hz. Ali, İbni Mülcemtarafından yaralandığında oğlu Hz. Hasan ağlayarak yanına girdi. Hz. Ali:"Seni ağlatan nedir oğulcuğum" dedi. "Nasıl ağlamayayım, senvefat üzeresin" dedi

 

Hz. Ali:"Yaptığında sana zarar vermeyecek sekiz tavsiyemi ezberle oğulcuğum"dedi. Hz. Hasan: "Onlar nedir? babacığım" deyince şöyle buyurdu:

"Zenginliğin eniyisi akıl zenginliğidir. En büyük fakirlik de ahmaklıktır. En büyük yalnızlıkkendini beğenmektir. En büyük şeref güzel ahlâktır."

 

Hz. Hasan"Babacığım bu dört tanesi. Bana diğer dördünü öğret" dediğinde iseHz. Ali şöyle buyurdu: "Ahmakla arkadaş olmaktan sakın. Sana faydalı olmakisterken zararı dokunur. Yalancı ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o sana uzağıyakın, yakını uzak gösterir. Cimri ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü okendisine en çok ihtiyaç duydğun anda senden uzaklaşır. Fâsıkla, kötü kimse ilearkadaş olmaktan sakın. Çünkü o, çok değersiz bir şeye seni satar."

 

"Kendinize Allahyolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de, âhiret için de lâzımdır.Cehennem ehlinin "Artık bizim için, ne şefâatçiler, ne de candan bir dostyok." (Şuarâ, 100-101) sözlerini işitmiyor musunuz?" Hadîs-i şerîftede şöyle gelmiştir: "Bir kul, Allah yolunda yeni bir kardeş edindimi,Allahü teâlâ da Cennette onun için bir derece ihdas eder."

 

"Öylezaman gelecek ki... "

 

Hazret-i Alivefatından önce ileride olacakları şöyle haber verdi:

 

"İleride öylezamanlar gelecek ki, kıtâl ve zulümsüz hükümdarlık etmeyen kalmayacak;çılgınlık ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak; kişilerinarzularına uymadıkça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak. Bu zamana kimyetişecek olur da sohbet ve metânet gösterir ve kendisini korursa, Allahü teâlâona elli sıddîk sevâbı verir."

 

"Âhir zamandabir mü'min, halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir."

 

"Öyle zamanlargelecek ki kötülükleri men edenlerin sayısı, insanların onda birinden azolacaktır. Sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimsebulunmaz."

 

"Her fenalıktanuzak kalmanın yolu, dili tutmaktır."

 

"İki şey aklı vetedbiri bozar. Biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek."

 

"Akıl gibi mal,iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz"

 

"Dünya bircîfedir, leştir. Ondan bir şey isteyen köpeklerle dolaşmaya dayanıklıolmalı."

 

"İyilik bilmezbirisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukâbilinde teşekkür edene yapılaniyilikten mizanda daha ağır basar."

 

"Arkadaşlarımdanbir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem, benim için bir köle azadetmekten daha sevimlidir."

 

Peygamber efendimiz,Hz. Ali'ye buyurdu ki: "Yâ Ali altıyüz bin koyun mu istersin, yahutaltıyüzbin altın mı veyahut altıyüz bin nasihat mı istersin?" Hz. Ali,"Altıyüzbin nasihat isterim." deyince, buyurdu ki: "Şu altınasihata uyarsan, altıyüz bin nasihata uymuş olursun."

1. "Herkesnafilelerle meşgûl olurken, sen farzları ifâ et.

2. Herkes dünya ilemeşgûl olurken, sen Allahü teâlâyı hatırla. Yani din ile meşgul ol, dine uygunyaşa, dine uygun kazan, dine uygun harca!

3. Herkes birbirininayıbını araştırırken, sen kendi ayıplarını ara. Kendi ayıplarınla meşgul ol!

4. Herkes, dünyayıimâr ederken, sen dinini imâr et, zînetlendir.

5. Herkes halkayaklaşmak için vâsıta ararken, halkın rızâsını gözet. Allahü teâlâyayaklaştırıcı sebep ve vâsıtaları ara!

6. Herkes çok amelişlerken, sen amelinin çok olmasına değil, ihlâslı olmasına dikkat et!"

 

"YâRabbi, ilimle doldur yumuşak huylu eyle!"

 

Hz. Muâviye, uzunboylu, beyaz tenli, heybetli, idi. Güzel konuşur, güzel idâreli davranırdı.Çalışkan, gayretli, azimli idi. Arabistan'da şöhret yapmış dört Sahâbidenbirisidir. Sanki her bakımdan devlet başkanı olmak için yaratılmışdı.

 

Hattâ Hz.Ömer, Hz.Muâviye'de her bakışta "Bu, ne güzel bir Arab Sultânıdır" derdi. Cinsatlara biner, kıymetli elbislere giyerdi. Fakat Resûlullah'ın sohbetininbereketi ile dinden hiç ayrılmazdı. Hz. Ali onun hakkında "Muâviye'ninhakimliğini kötülemeyiniz! O giderse başların koptuğunu görürsünüz"buyurmuştur.

 

Birgün Resûlullahhayvanına binip Hz. Muâviye'yi arkasına bindirmişti. Giderken "Yâ Muâviye,bana en yakın hangi uzvundur?" uyurdu. Karnım, deyince "Yâ Rabbi,bunu ilimle doldur ve yumuşak huylu eyle" diyerek hayır duâ buyurdu.

 

Af ve ihsânıhikâyeler teşkil etmiştir. Yumuşaklığı ve sabrı atasözü hâline gelmiştir.Birgün Hz. Hasan borçlarının çok olduğunu söyleyince, seksen bin altın hediyyeetti. Amr İbni Âs'dan gelen bir mektuba yazdığı cevabta şöyle buyurdu:"Bilmiş ol ki, iyi işlerde düşünerek hareket etmek, insanı daha doğruneticelere ulaştırır. Hedefine ulaşan, acele etmiyendir. Acele eden,hüsrandadır. İşinde sebat eden, isabet eder veya hedefe yaklaşır. Acele olanhataya düşer yahud hataya yaklaşır. Yumuşaklık kendisine kâr etmiyen kimseye,hiddet zarar verir. Tecrübelerden ders almayan şeref kazanamaz."

 

Vefatına yakın oğlunuçağırıp şu vasiyeti yaptı: "Oğlum, seni harblerde, yollarda yormadım.Düşmanları yumuşattım. Arapları sana itaat ettirdim. Hicaz halkını gözet, onlarsenin aslındır. Sana geleceklerin en kıymetlisi onlardır. Irak'dakileri de gözet!Memurların azlini isterlerse azlet. Şamlıları da gözet ki onlar seninyardımcılarındır. Hüseyn bin Ali mübârek bir zattır. Kûfeliler onu seninkarşına çıkarabilirler. Onu, iyi karşıla. Onun bize yakınlığı ve büyük hakkıvardır. Resûlullahın torunudur" dedi.

 

Buyurdu ki:"Herkesi memnun etmek, mümkündür, yalnız hasetçi olanı memnun etmekzordur. Çünkü o ancak haset ettiği şeyin yok olması ile memnun kalır.""Yumuşaklık gösterin ve tahammül ediniz ki, daima fırsat sizin elinizdeolsun. Fırsatı ele geçirdikten sonra dilerseniz hakkınızı alırsınız, dilersenizaf edersiniz."

 

 

"Kötülükyapanları da af eyle!"

 

Hazret-i Muaviyeİslamın yayılmasında çok kıymetli hizmetlerde bulundu. Sicistan, Sudan,Afganistan, Buhara, Hindistan'ın kuzey kısmı, Tunus bunun zamanında alındı.Kıbrıs Bisanstan kurtarıldı. Kudüs geri alandı. Yine zamanında, İstanbulkuşatıldı; her sene yüklü vergi vermek şartıyla kuşatma kaldırıldı.

 

Peygamber efendimizkendisine , " Benden sonra ümmetimin yerine hakim olursun. O zaman iyilereiyilik et! Kötülük yapanları da af eyle!" buyurmuştu. Resulullahın buhayır duasının bereketiyle, İslamiyet Hz. Muaviye zamanıda bu kadar yayıldı.

 

Büyük İslâm âlimiAbdullah ibni Mübârek'e "Hz. Muâviye ile Ömer bin Abdülaziz'den hangisiefdaldir?" diye soruldukda "Resûlullah'ın yanında giderken, Hz.Muâviye'nin bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz'den yüzlercedefa daha kıymetlidir" buyurmuştur.

 

Hz. Muâviye,Peygamberimizden çok hadîs rivâyet etmiştir. Bu hadîs-i şerîflerden birkaçışunlardır:

 

"Allahü teâlâkime iyilik murâd ederse, onu din âlimi yapar ve dinene zarar verecek şeyleriona bildirir. Ona doğruyu gösterir."

 

"Amel bir kabgibidir, sonu iyi olursa evveli de iyi olur."

 

"Ehli kitab,dinlerinde 72 fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet ise 73 fırkaya ayrılacak, hepsiCehennemde olacak, yalnız bir tânesi müstesnâ, o da Ehl-i sünnet velcemâattır.Ümmetimden bir kavim ortaya çıkacak ki, bunlar, köpeğin sâhibi peşinden koştuğubir nefsin arzularına uyacaklardır."

 

"Bütün günahlarıAllah'ın bağışlaması umulur, yalnız müşrik olarak ölenin ve kasden bir mü'miniöldürenin afvolması umulmaz."

 

"Ben sâdece birhaznedârım. Her kime gönül hoşnutluğu ile bir şey versem, Allah onu ona hayırlıkılar. Yine her kimse bir şeyi, isteği ve aç gözlülüğü sonucu verirsem, onundurumu yiyip yiyip doymayana benzer."

 

 

"YâRabbi, onu doğru yolda bulundur!"

 

Cenâb-ı Hak, Eshâb-ıkiramın hepsinden razı olduğunu bildiriyor. Eshâb-ı kiram aralarındaki bazımeselelere rağmen birbirlerini çok severlerdi.İstisnasız Eshabın hepsini sevmekEhli sünnetin şartıdır. Hz. Muaviye de Eshâb-ı kirâmdan hatta büyüklerindendir.Ayrıca Resulullah efendimizin kayın biradedir. Bunun için O'nun da sonsözlerine yer vermeden geçemedik.

 

Peygamberimizin,"Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücükıl" ve "Yâ Rabbi! Muâviye'ye yazı ve kitab öğret, onu azabındankoru" "Yâ Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl" duâlarıylaşereflenmiştir.

 

Hz. Muaviye vahykatibidir. Vahy katibliğine alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ileolmuştur. Hz. Cebrâil'in getirdiği Kur'ân-ı kerîmi ve Peygamberimiz'inmektublarını yazardı.

 

Peygamber efendimiznamazda rükûdan kalkarken "semiallahü limen hamideh" okuduklarında,ön safta bulunan Hz. Muâviye "Rabbenâ lekelhamd" derdi. Bunu söylemekbütün müslümanlara sünnet olarak kaldı. Hz. Muâviye Huneyn gazâsında Resûlullah'ınönünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük gazvesine katıldı. VedâHaccında bulundu.

 

Hz. Muâviye ömrününson günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söyledi:

 

"Ey insanlar!Üzerinizde çok kaldım. Sizi usandırdım. Ben de sizden usandım. Artık ayrılmakistiyorum. Siz de benden ayrılmak ister oldunuz. Fakat size benden daha iyisigelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allahü teâlâyakavuşmak isterse, Allahü teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmakistiyorum, sana kavuşmamı nasib eyle! Beni mübârek ve mes'ud eyle!"

 

Hastalığı arttığında"Resûlullah bana bir gömlek giydirmişti. O mübârek gömleği bu güne kadarsakladım. Bir gün kestiği tırnakları da bu şişe içine koyup saklamıştım. Vefatettiğim zaman o gömleği bana giydiriniz. O tırnakları da gözlerime ve ağzımakoyunuz. Belki onların hürmetine cenâb-ı Hak beni affeder" dedi. Sonra da"Ben öldükten sonra cömertlik ve ihsanda kalmaz, çok kimselerin gelirlerikesilir. İsteyenler eli boş döner. Keşke Zî Tûva denilen köyde bir Kureyşliolsaydım da, hâkimlik ile uğraşmasaydım" diyerek 680 senesinin Recebayında Şam'da hayata gözlerini yumdu. 

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Barbaros Hayreddin Paşa Fransa'da Namaz Kılarken

1867'deSultan Abdülaziz, Fransa'nın Toulon limanına çıktığı zaman halk, bu gözkamaştıran kişiliği görmek için yollara dökülmüş, bir "Türk" görmeninkeyfini yaşamak için çırpınmıştı. Abdülaziz'den tam 324 yıl önce Toulonlimanına, bu defa neredeyse 150 gemilik dev bir Osmanlı filosu yanaşıyordu.Mürettebat ve levent toplamı 30 bini bulan ve yürüyen bir şehri andıran Osmanlıdonanması, 20 Temmuz 1543'te önce Marsilya limanına ulaşmış ve şehirdekileritop ateşiyle selamlamıştı. Türk gemileri yardımlarına geldiği için sevince garkolan Fransızlar, Osmanlı Kaptan-ı Deryası'nı görülmemiş törenlerlekarşılamışlardı. Barbaros, şehrin ileri gelenlerinin verdiği ziyafette başköşeye konulan bir tahta oturtulmuştu ve herkesin nazarları, bu efsane denizciyeodaklanmıştı.

SonraNice şehrine geçildi. Şehir, Fransızların o zamanki baş belası Şarlken'inkuvvetlerinin elindeydi ve zaten Barbaros, Fransa Kralı I. François tarafındanNice'i kurtarması için davet edilmişti. Kış yaklaşmıştı. Mecburen ertesi baharharekâta devam edilecekti. Lakin İstanbul'a gidip dönmek daha da masraflı birişti. Barbaros, Fransa ile ek bir anlaşma yaparak ihtiyaçlarının karşılanmasıve leventlerin maaşlarının verilmesi şartıyla kışı Fransa'da geçirmeye kararverdi. Toulon limanı, kışlamak için en uygun yerdi. Ama nasıl? Barbaroskarşılaştığı her aksilikte burnundan soluyordu. Bu nasıl işti? Güya kendileriniyardıma çağırmış olan Fransızlar savaşa bile doğru dürüst hazırlanmamışlardı.Ne böyle muazzam bir orduyu besleyebilecek erzak toplamışlardı, ne de yeterlipara tahsis etmişlerdi. O zamanlar bir şehri dolduracak kadar kalabalık sayılanbu kadar asker nerede yatıp kalkacak, nerede yiyip içecekti? Barbaros'unadamları ile Fransız makamları arasındaki tartışmalar tatsızlıklara yolaçıyordu. Nihayet evler boşaltıldı ve askerler yerleştirildi.

Boşalttıklarıahaliyi Müslümanlarla temas kurmasınlar diye (Müslüman olacaklarındankorkuyorlardı çünkü) ücra köylere yerleştirmişlerdi. Toulon şehri, kısa birzamanda eni konu bir Müslüman şehrine dönmüştü. Kadılar göz açıp kapayıncayakadar mahkemelerini kurmuşlardı; müftüler din hizmetleri veriyordu; gemilerdebulunan tüccarlar da hazır gelmişken bir şeyler alıp satmanın derdinedüşmüşlerdi. Dağ gibi leventlerinin aç kalmasına tahammül edemeyen Barbaros,sonunda bir Fransız tüccardan borç almak zorunda kaldı.

Türk Donanmasını Nice'de gösteren bir gravür.

Bütünçağdaş Fransız kaynakları, "Türk Mahallesi"ndeki düzen ve disiplindensöz ediyor, idarecilikteki başarılarını ve âdil davranışlarını övüyorlardı. Buarada subaylar ve idareciler birbirlerine hediye vermekle meşguldü. Barbaros,Fransız komutan Orsini'ye, üzerine 12 Osmanlı padişahının resmedildiği abanozve fildişinden bir kutu hediye etmişti. Fransızların mukabil hediyesi ise biryerküre üzerine yerleştirilmiş saat olmuştu.

Nisan1544'te Osmanlı donanması bu tatsız seferden, en azından Güney Fransa'nınişgaline engel olmayı başarmış olarak geri dönüyordu. Tabii Fransız BüyükelçisiMontluc'ün şu unutulmaz cümlelerini Avrupa topraklarına serperek:"Türklerin herhangi bir kimseyi incittiklerine dair şikâyet olmamıştır.Nazik davranmışlardır. İaşeleri için aldıkları her şeyi, karşılığında paravererek almışlardır."

O günleri yaşayan Toulonlular, Türklerin gelişiyle birliktenamaz kılınmaya başlanan şehrin birden sükûnete büründüğünü ve"sancakbeyleriyle dolu ikinci bir İstanbul" haline geldiğinianlatmışlar birbirlerine yıllar yılı. Galiba bu anlatılanlar bir tek bizimbeynimizdeki surları aşıp girememiştir içeriye. (MustafaArmağan)

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Zübeyde Hanım'ın sır vasiyeti

zübeyde hanımAtatürk'ün annesiZübeyde Hanım ölümünden 11 ay önce vasiyetini yazdırmış. Bakın neler istemiş?

Araştırmacı-yazarMustafa Erdoğan Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın vasiyetiniortaya çıkardı.

 

VEFATINDAN11 AY ÖNCE VASİYETİNE YAZDIRDI

Mustafa Kemal PaşaAnkara'daki yoğun mesaisi arasında annesiyle eniştesi Mecdi Bey vasıtasıylahaberleşiyor, yine anne tarafından akrabası olan Dışişleri Bakanlığı LevazımMüdürü Cemal (Bolayır) Bey eliyle ona mektup ve para gönderiyordu. 

 

Cemal Bey İstanbul'abir gelişinde Zübeyde Hanım kendisini iyi hissetmediğini söyleyerek vasiyetiniyazdırmak ister. Yakın komşulardan üç şahit çağrılır ve vefatından yaklaşık 11ay önce vasiyetname yazılır. Zübeyde Hanımkâğıda önce mührünü basar, sonra da baş parmağını. 

 

İŞTEO VASİYETİN ÖZETİ

 

1. Ölünce yıkanıpkefenlenme ve kabir yaptırılma işiyle dedegân (bununla Mevlevi dervişlerininkastedildiğini Şemseddin Sami yazıyor) ve tehlilhân (cenazelerde yüksek sesle"La ilahe illallah" diyen) efendilerle beraber kabrine götürülmekistiyor. Defnedildiğinin üçüncü günü akşamı hafızlar, hocalar, akraba veahbapların akşam yemeğine davet edilerek yemekten sonra Kur'an-ı Kerim'dencüzler okunması ve duanın ardından hafız ve hocalara para dağıtılması için 450lira kâğıt para bırakıyor. 

 

2. Beşiktaş'taki Yahya Efendi'nin yakınınadefnedilmek istiyor

 

3. Yahudi ikenMüslüman olan Hayriye Hanım'a, onun ölümü halinde oğluna 10 liraverilecektir. 

 

4. Daima akmak üzere şehrin münasip bir yerinde bir çeşmeyaptırılıp suyu akıtılmak ve ara sıra tamirine sarf olunmak üzere 475 liratahsis edilecektir

 

5. Her cuma gününamazdan bir saat önce başlayarak ezan okununcaya kadar uygun bir camidecemaate iki cüz Kur'an tilavet ettirilerek okuyanlara nemasından verilmek üzere490 lirayı bırakıyor ve ekliyor: 4. maddenin hükümleri için şer'i mahkemelerdevakfiyenin tescil ettirilmesi. 

 

6. Oruç, namaz vegünahlar için ve Kurban Bayramı'nın ilkgünü 5 adet kurban kesilmek ve eti talebeye yedirilmek ve Kur'an hatmettirilmeküzere bir defaya mahsus olarak Çocuk Esirgeme Kurumu'na (Dârü'l-Eytâm'a) 200lira bağışlanacaktır. 

 

7. Paramı SelanikBaşşehbenderi Kâmil Beyefendi'ye teslim ettim. Osmanlı Bankası'nda muhafazaedecektir. Kâmil ve Cemal beyler burada saydıklarımın yerine harcandığınıbelgelendirerek oğlum Mustafa Kemal Paşa'ya hesap vereceklerdir. 

 

14OCAK'TA VEFAT ETTİ

Zübeyde Hanım 14 Ocak1923'te vefat etmiş, ölüm haberi Mustafa Kemal'e 15'inde verilmişti. Atatürkcenazeye katılamamıştı. İzmit mülakatının ardından Ocak'ın 27'sinde geldiİzmir'e ve sevgili annesinin kabrini ziyaret etti.

 

33HAFIZ SABAHA KADAR HATİM  İNDİRDİ

Peki cenazenin definişini kim organize etmişti? Bu kişi, müstakbel kayınvalidesi Zübeyde Hanım'ıevinde ağırlayan Latife Hanım'dan başkası değildi. Fakat işin ilginç tarafı,Latife Hanım o sırada henüz evli değildi. Çalışlar'ın kitabında herhangi bir kaynakgöstermeden şunlar yazılmış: "Latife mezarlıkta yüzlerce gümüş mecidiyesadaka dağıtmış, ilk gece İzmir'in tanınmış hafızlarından 33 kişi çağıraraksabaha kadar hatim duası indirtmiş, üç gün üst üste dua, kırkında da mevlitokutmuştu. Ayrıca 52. gece de fakirlere aşure dağıtılıp, hatimler indirilmişti.

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Yavuz Sultan Selim küpe taktı mı?

şah ismailKendisini tasvir edenresimlerde küpe takmış olarak gösterilen Yavuz Sultan Selim, gerçekten küpetaktı mı, takmadı mı? Prof. Dr. İskender Pala'ya göre o böyle bir 'hafiflik'yapmış olamaz...

 

İskender Pala'nınköşe yazısı

YAVUZ'UN TEK KÜPESİ

 

Yavuz'un resimleriniçizenlerden çoğu onu burma pala bıyıklı ve tek kulağında küpe ile çizerler.Pala bıyıklar ile Yavuz'un tarihî kimliği arasında zihinlerde hemen bir bağkurulu vermesi insanlara bu resimleri hoş gösterir. Eh, durum böyle oluncakulağındaki küpeye de bir efsane uydurulmasında ne mahzur olabilir ki?!.. Hanikutsal toprakları aldığı zaman oradaki idarecilerin kullandığıHakimü'l-Haremeyn (Kutsal beldelerin hakimi) sıfatını uygun görmeyip kendiniHadimü'l-Haremeyn (Kutsal beldelerin hizmetkârı) ilan etmiştir ya, buna birilave de halk yapmış ve orada gördüğü kulağı küpeli siyahi köleleri örnekalarak kulağına küpe taktırdığını ve bununla kendisini din uğrunda bir kölemesabesinde telakki ettiğini imaya yöneldiğini uydurmuştur. Oysa Yavuz'unminyatürlerinde hiçbir zaman pala bıyık veya küpe yoktur. Tarihî bilgiler onunkişiliğinde sadelikten yana olduğunu ve giyiminde de çok sade tercihlerdebulunduğunu söylerler. Nitekim Topkapı Sarayı'ndaki en sade kaftan onundur.Mısır seferi dönüşünde Edirne'de kendisini karşılayan tek şehzadesi Süleyman'ınsüslü elbiselerini görünce ona, "Bre oğul, sen böyle giyinirsen anan negiyecek!" diye ikazda bulunması da bunu pekiştiren bir tarihî gerçektir.Keza aynı seferden gelişinde İstanbul'a gireceği sırada büyük bir zaferkutlaması tertipleneceğini duyunca israfı önlemek üzere bir gece vakti gizliceTopkapı'ya girdiği de bilinir. Bütün bunlardan daha önemlisi Yavuz'un küpetaktığını söyleyen hiçbir tarih satırı, hiçbir belge yoktur. Küpeli uydurmaresimlerde ise resimdeki kişinin başında beyaz tülbent içinde kırmızı birbaşlık ve üstünde de krallara benzetilmiş bir taç vardır. Bu tür kızıl börk vetacı İran şahları kullanır. Osmanlı sultanları taç giymezler.

 

Sonuç şu, küpe takmakgibi bir hafifliği, azametiyle öne çıkan Osmanlı sultanına, hele de Yavuz gibicelalli bir adama yakıştırmak yanlıştır. O zaman da akıllara bir soru takılır:Kimdir bu küpeli, taclı adam? Söyleyelim; Yavuz'un "Paymal eyleyelim kişverinisürhserin" diye üzerine yürüdüğü Sürhser (Kızılbaş) Şah İsmail'indir vebaşındaki kızıl börk ile tac da Kızılbaşlığın simgesidir.

 

Ne garip tecelli;Yavuz Çaldıran'da, Şah İsmail de resimlerde birbirlerine külahları tersgiydirmişler.

 

[BERCESTE]

 

Kemalpaşazade'ninYavuz hakkındaki mersiyesinden:

 

Şems-i asr idi asırdaşemsin

 

Zılli memdud olurzamanı kasir

 

O, bir ikindi güneşigibiydi. İkindide güneşin zamanı kısadır ama gölgesi çok uzun olur.

 

Kemalpaşazade

 yavuz sultan selim

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

İnsanların en kötüsü! kimdir

İsaaleyhisselam buyurdu ki: “Kötü âlimler, suyolunu kapayan kaya gibidir. Su, kayadan sızıp geçemez. Akmasına da mani olur.” 

Resulullahefendimize, Kâbe’yi tavaf ediyorken, “hangiinsan daha kötüdür?” diye soruldu. “Kötüolanı sorma! İyi olanları sor. Âlimlerin kötüsü, insanların en kötüsüdür”buyurdu.

Kötü dinadamı, kanalizasyona benzer. Görünüşte, sağlam, sanat eseridir. İçi ise, pislikdoludur. Hadis-i şerifte, “Kıyamet günüazabların en şiddetlisi, ilmi kendisine faydalı olmayan din adamınadır”buyurdu. 

Bununiçin, münafıklar, yani Müslüman görünen kafirler, Cehennemin dibinegideceklerdir. Çünkü, bunlar işittikleri, bildikleri halde, inat ederek, kafirolmuşlardır. İlim sahibi, yani din bilgilerini öğrenen kimse, ya sonsuz saadetekavuşur, yahut nihayetsiz felakete düçar olur. 

Ebudderdahazretleri buyurdu ki: “İlmi ile amil olmayandin adamına âlim denilmez. İblis, bütün ilimleri biliyordu. Fakat ilmi ile ameletmedi.” 

İmam-ıGazali hazretleri buyurdu ki: Çölde kalan kimsenin yanında on adet kılıç veçeşitli silahlar bulunsa, bunları kullanmasını iyi bilse ve çok cesur olsa,kendisine hücum eden aslana karşı kullanmadıkça, bu silahların faydası olur mu?Elbette olmaz. Bunun gibi, din bilgilerinden yüz bin mesele öğrense, bunlarıkullanmadıkça, faydalarını görmez. Hasta olan kimse de, derdinin en faydalıilacı bulunsa, kullanmadıkça, faydasını görmez.

Süfyan-ıSevri buyurdu ki: “Cehennemde ateşten bir vadivardır. Bu vadide, devlet adamları arasına karışan riyakâr hafızlar azabgöreceklerdir.” Bir gün de şöyle buyurdu: “İlimdeo kadar ilerledim ki, bir âyet-i kerimeye otuz üç türlü mana veriyordum.Sultanın ziyafetine gittim. Yediğim lokmaların tesiri ile bildiklerimin hepsiniunuttum.” 

Muhammedbin Seleme buyurdu ki: Dünya menfaati için hükümet adamlarının kapısındabekleyen bir hafızın hali, pislik üzerine konmuş olan sineğin halinden dahakötüdür.

Hadis-i şerifte, “Kim âlimlere övünmek, sefihlerle, cahillerle, aklı noksanolanlarla münakaşa etmek, onları susturmak, insanların teveccühünü kazanmakiçin ilim öğrenirse, Allahü Teâlâ onu Cehenneme atar” buyurdu.

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Doğru söylemek acıdır, ama sen doğru söyle-Nuşirevan

Nuşirevan'dan altın öğütler 

* Gece vegündüzün birbiri ardınca gelip gittiğini gören insan halden hale dönmesineüzülmesin. Yani sevinç gidip üzüntü gelirse, üzüntü gidip sevinç gelirse, önemvermesin.

*Beceriksiz kişiyi dost tutunmasınlar, beceriksiz kişi ne dostluğa yarar, nedüşmanlığa.

* İnsan,bir işi bir defa yapıp sonra pişman olmuşsa, bir daha o işi yapmasın.

*Dostlarına düşman olan birisine niçin dost densin?

* Kendinibilge sanan bilgisizden sakın.

* Kendinefsine haksızlık etme, güç eyleme. Yani nefsine elinden gelmeyecek işlerbuyurma.

* Doğrusöylemek acıdır, ama sen doğru söyle.

*Düşmanının sırrını bilmesini istemiyorsan, dostuna da sırrını söyleme.

*Büyüklere küçük gözüyle bakma, çünkü büyükleri küçük görmek büyük ziyangetirir.

*Değersiz kişileri ölmüş bil, onları diri sayma.

*Beraberindeki kişilerden bir şey ummaktansa ölümü yeğ gör.

*Himmetsiz kişinin ekmeğini yemektense, aç ölmek daha iyidir.

*Kuşkunun yolunu yüz yerden bağlayacak olsan da, tecrübe etmediğin kişiyegüvenme.

*Kendinden aşağı hısımlarına muhtaç olmaktan büyük dert yoktur.

*Kişinin, bilmediği şeyi iddia edip başaramamasından ve yalancı olmasından büyükayıp yoktur.

* Elindengeldiği halde, kendisinden istenen bir işi bitirmeyen kişiden daha cimri kimseyoktur.

* Birkişi senin aleyhinde bir söz söylese ve birisi de dostum diye o sözü sanayetiştirse, sen bu dostunu ondan beter düşman bil. Çünkü o düşman, arkandankonuşur, dostun ise yüzüne karşı söyler.

*Lüzumsuz yerlere göz dikmekten ve kulak vermekten daha büyük dert olmaz.

* İnsanher şeyi bilgisizlerin şerrinden saklayabilir, ama bilgisini kendi şerrindensaklayamaz.

* Halkın,senin iyiliğini söylemesini istiyorsan, kimsenin kötülüğünü söyleme.

*Dostlarının az olmasını istemiyorsan kindar olma.

* Dünyadazahmet çekmemeyi, kolaylıkla ömür sürmeyi istiyorsan, kendi işine bak,başkasının işine karışma.

* Senidelilerden saymamalarını istiyorsan ele geçmeyecek bir şeyi isteme.

* Daimaalnın ak, yüzün pak olmak istiyorsan, utanmayı iş edin.

*Aldanmamak istiyorsan, tecrübe edilmiş işleri bırakıp tecrübe edilmemişolanlara yapışma.

* Mahcupolmak istemiyorsan, katkın olmayan yerden bir şey götürme.

*Perdenin yırtılmasını istemiyorsan, kimsenin perdesini yırtma.

*Arkandan gülünmesini istemiyorsan, elinin altındakileri iyi besle.

*Pişmanlıktan uzak olmayı istiyorsan gönül arzusunu iş edinme.

* Zekikişilerden olmayı istiyorsan kendini başka birinin aynasında gör. Yani birkişinin yaşantısına bak, yaptığı iş iyi midir, kötü müdür? Eğer ondaki gibisende de kötü bir iş varsa, bilirsin ki bu işlediğin iş kötüdür ve iyi işi dekendinde görürsün. Böylece işinin iyisini kötüsünü göstermek için o kişi sanaayna olmuş olur.

*Korkusuz olmayı istiyorsan, halkla kavga etme, onları inciticilerden olma.

* Sanahürmet etmelerini istiyorsan başkalarının hürmetini gözet.

* Halkınsenin sözünle iş görmesini istiyorsan, önce sen kendi sözünle iş gör.

* Halkiçinde herkesten büyük olmayı istiyorsan nimetini bol eyle, "Tuzunun,ekmeğinin hakkı için" diyenleri çok edin.

* Eğerbütün gönüllerde yerinin olmasını istiyorsan, sözünü bütün gönüllere uyacakbiçimde söyle.

*Kâmillerden olmak istiyorsan, kendine lâyık görmediğin bir işi başkasına dalâyık görme.

* Eğeryüreğine merhemle iyileştirilmesi mümkün olmayan bir yara vurulmasınıistemiyorsan, cahillerle tartışma.

* Halkıniyisi olmayı istiyorsan varını halktan esirgeme.

(MeşhurKâbusname' den alıntıdır)

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

İstanbulun Kurtuluşu 6 Ekim 1923

29Mayıs 1453′te Fatih Sultan Mehmed Ordusunun fethederek Müslüman topraklarınakattığı İstanbul'u 13 kasım 1918 de tekrar kendi topraklarına almak isteyenAvrupalılara karşı verilen büyük mücadele ile Büyük Türk milleti buna izinvermemiştir. Nitekim 6 ekim 1923 tarihinde Avrupalı devletler Türk bayrağınıselamlayarak İstanbul'dan ayrılmışlardır.

Tarih sahnesinde varolduğundan beri bağımsız yaşamış Türk Milleti, 1. Dünya Savaşı'nda müttefikleriyenilgiyi kabul edip savaştan çekilince yenilmiş sayıldı… İtilaf Devletleridonanmaları 30 Ekim 1918′de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'na dayanarak13 Kasım 1918′de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girdiler. Fiilengerçekleşmiş olan işgal, 16 Mart 1920 günü resmi işgale dönüştü.

Türk'ün Son BaşbuğuGazi Mustafa Kemal Paşa, Adana treninden inip Haydarpaşa rıhtımına ayakbastığında düşman gemilerinin zafer bayrakları açmış şekilde toplarını sağasola çevirerek İstanbul limanına girdiklerini, gayri Türk azınlıkların dasevinç çığlıklarıyla karşı sahilleri çınlattığını görünce, "Geldikleri gibi giderler" demişti.

 

Kurtuluş Savaşı'nınzaferle bitmesinden sonra Refet (Bele) Bey komutasındaki bir Türk birliğiİstanbul'a girdiyse de, işgali resmi olarak kaldıramadı.

18 Eylül 1923′de BatıAnadolu tamamen düşmanlardan temizlendi. Mudanya Ateşkes Antlaşması'ylaİstanbul, Boğazlar Bölgesi ve Doğu Trakya kurtarıldı.

İmzalanan Lozan BarışAntlaşması gereğince de düşman askerleri altı hafta sonra İstanbul'danayrılacaklardı. 4 Ekim 1923 günü düzenlenen bir törenle Türk Bayrağı'nıselamlayarak şehirden ayrıldılar.

5 Ekim 1923′te şehrinAnadolu yakasına gelen Türk Ordusu, 6 Ekim1923 günü coşkun bir bayram havası içinde, sevinç gözyaşlarıarasında ve çiçek yağmuru altında İstanbul'a girdi. Böylece 5 yıl kan ağlayangüzel İstanbul kurtulmuş oldu.

İstanbul'unKurtuluş yıldönümü Türk Milleti'ne kutlu olsun.

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Hücre içinde neler oluyor? güzel bir flash animasyon

Canlılığınmucize olduğuna inanmıyor musunuz !...

İsteispatı; hücre içinin video çekimi...

Aşağıdakiweb adresinde Harvard üniversitesi tarafından hücre içinde yapılan bir videoçekimi var.

İzlediğinizdeevrenin başka bir gezegeninde faaliyet gösteren canlılarla beraber gibihissediyorsunuz kendinizi.

Ama o sizin sadece bir hücreniz. Yani, gözlegöremeyeceğiniz kadar en küçük parçanız...

 http://aimediaserver.com/studiodaily/harvard/harvard.swf

• Yeni yazıları e-posta ile almak için mail adresinizi girin:

Web Stats