Hazret-i Osmanzamanında çıkan fitne ateşi Dört büyük halifenin sonuncusu olan Hazret-i Alizamanında da devam etti. Bunun için beş sene süren hilafeti zamanında sükun vehuzur bulamadı.
Zamanındaki fitneocağı olan Haricilere savaşmış ve hepsini de perişan etmişti. Bunlardan, kin veintikam ateşiyle dolu olanlar, zaman zaman bir araya gelerek, nasıl intikamalacaklarını planlıyorlardı. Sonunda; Hz. Ali , Hz. Muaviye ve Hz. Amr bin Âs'ıöldürmeğe karar verdileri. Hz. Ali'yi , Abdurrahman bin Mülcem öldürecekti.
İbnü Mülcem, Hazret-iAli'i kollamağa başladı. Bir gün sabah namazından önce Halifenin geçeceği yolapusuya yattı. Hz. Ali'nin geldiğini görünce İbni mülcem âniden arkadan üzerineatılarak zehirli kılıcını indirdi.
Hz. Ali ağıryaralıydı. Durmadan kan kaybediyordu. O vaziyette iken bile yanındakileredönerek, camie gidip sabah namazını kılmalarını, vakti geçirmemelerini söyledi.Namazı kıldırmak için de yerine vekil tayin etti.
Oğlu Hz. Hasan'ıyanına çağırarak:"Bunun yemeğini yedirip istirahatını de temin edin. Eğeryaşayacak olursam ya affederim veya cezasını veririm. Eğer ölürsem, cezasınıverin fakat aslâ haddi tecavüz ederek Müslümanların kanlarına girmeyiniz. ZiraAllah haddi tecavüz edenleri sevmez" buyurdu.
Kendisine, "YâEmire'l mü'minin, şayet size bir hal olursa oğlun Hasan'ı halife seçelimmi?" diye sordular."Ben bu hususta sizlere ne emrederim ve ne denehyederim. Siz işinizi daha iyi bilirsiniz. Resûl-i Ekrem'in bu meseleyibıraktığı gibi ben de bırakacağım." buyurdu.
Durumu gittikçeağırlaşyordu. Devamlı olarak kelime-i tevhid ile âyet-i kerimeler okuyordu. Birara yanına oğulları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'i çağırdı. Onlara şu şekildenasihatta bulundu:
"Evlâtlarım!Sizlere Allah'a karşı muttaki olmanızı vasiyet ederim. Daimâ doğru söyleyin veyetimlere acıyın. Âhiret için iyi ameller işleyerek sıkıntıya düşenlerinimdâdına koşun. Zâlimin hasmı olup mazluma daimâ yardım edin. Allah'n kitabıile amel edin ve Allah yolunda olmaktan sizi hiçbir şey alıkoymasın."
Bu nasihatlerdensonra Hz. Ali âyet-i kerimeler okumağa başladı. Vefatında, son sözü "Lâilâhe illallah Muhammedün Resûlullah" oldu.
"Benimgördüklerimi sen görmüş olsan..."
Hicretin kırkıncıyılının Ramazan-ı şerîf ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbniMülcem adlı bir haricî tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularakyaralanan Hz.Ali iki gün sonra altmışüç yaşında iken şehid edildi. Techiz vetekfini, oğlu Hz. Hasan tarafından yapılmış ve namazı edâ olunduktan sonraKûfe'nin kabristanı sayılan Necef'e defnedilmiştir.
Amr İbni zi-Mürrel-Hemadânî şöyle anlatır: Hz. Ali, Kûfe'de kılıç darbesini aldıktan sonrahuzuruna girdim. Başını bir şey ile sarmıştı. Dedim ki: "Ey mü'minlerinemiri! Yarayı bana gösterir misin? Hemen sargıyı açtı. Baktım. Bir şey yok,hafif bir yaradan ibâret, dedim.
Hz. Ali: "Evetsizden ayrılmaktayım" dedi. Kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamayabaşlamıştı. Hz. Ali: "Kızım sükût et! Eğer benim gördüklerimi görecekolsan ağlamazsın" dedi. "Yâ Emire'l-Mü'minin, ne görüyorsun?" diyesordum. Buyurdu ki: "İşte bunlar melekler ile nebîler cemâati; işte bu daMuhammed aleyhisselâm! Yâ Ali, müjde sana, teveccüh etmekte bulunduğun hâl, şuiçinde bulunduğun halden daha hayırlıdır, diye buyuruyor."
Hz. Ali, İbni Mülcemtarafından yaralandığında oğlu Hz. Hasan ağlayarak yanına girdi. Hz. Ali:"Seni ağlatan nedir oğulcuğum" dedi. "Nasıl ağlamayayım, senvefat üzeresin" dedi
Hz. Ali:"Yaptığında sana zarar vermeyecek sekiz tavsiyemi ezberle oğulcuğum"dedi. Hz. Hasan: "Onlar nedir? babacığım" deyince şöyle buyurdu:
"Zenginliğin eniyisi akıl zenginliğidir. En büyük fakirlik de ahmaklıktır. En büyük yalnızlıkkendini beğenmektir. En büyük şeref güzel ahlâktır."
Hz. Hasan"Babacığım bu dört tanesi. Bana diğer dördünü öğret" dediğinde iseHz. Ali şöyle buyurdu: "Ahmakla arkadaş olmaktan sakın. Sana faydalı olmakisterken zararı dokunur. Yalancı ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o sana uzağıyakın, yakını uzak gösterir. Cimri ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü okendisine en çok ihtiyaç duydğun anda senden uzaklaşır. Fâsıkla, kötü kimse ilearkadaş olmaktan sakın. Çünkü o, çok değersiz bir şeye seni satar."
"Kendinize Allahyolunda kardeşler edininiz. Çünkü onlar dünya için de, âhiret için de lâzımdır.Cehennem ehlinin "Artık bizim için, ne şefâatçiler, ne de candan bir dostyok." (Şuarâ, 100-101) sözlerini işitmiyor musunuz?" Hadîs-i şerîftede şöyle gelmiştir: "Bir kul, Allah yolunda yeni bir kardeş edindimi,Allahü teâlâ da Cennette onun için bir derece ihdas eder."
"Öylezaman gelecek ki... "
Hazret-i Alivefatından önce ileride olacakları şöyle haber verdi:
"İleride öylezamanlar gelecek ki, kıtâl ve zulümsüz hükümdarlık etmeyen kalmayacak;çılgınlık ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak; kişilerinarzularına uymadıkça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak. Bu zamana kimyetişecek olur da sohbet ve metânet gösterir ve kendisini korursa, Allahü teâlâona elli sıddîk sevâbı verir."
"Âhir zamandabir mü'min, halk arasında adını unutturmadıkça rahat edemeyecektir."
"Öyle zamanlargelecek ki kötülükleri men edenlerin sayısı, insanların onda birinden azolacaktır. Sonra bunlar da gider ve artık kötüyü yasaklayan tek kimsebulunmaz."
"Her fenalıktanuzak kalmanın yolu, dili tutmaktır."
"İki şey aklı vetedbiri bozar. Biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek."
"Akıl gibi mal,iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz"
"Dünya bircîfedir, leştir. Ondan bir şey isteyen köpeklerle dolaşmaya dayanıklıolmalı."
"İyilik bilmezbirisi de olsa, sen iyilik yap! Zira o, mukâbilinde teşekkür edene yapılaniyilikten mizanda daha ağır basar."
"Arkadaşlarımdanbir grup toplayıp kendilerine bir ziyafet vermem, benim için bir köle azadetmekten daha sevimlidir."
Peygamber efendimiz,Hz. Ali'ye buyurdu ki: "Yâ Ali altıyüz bin koyun mu istersin, yahutaltıyüzbin altın mı veyahut altıyüz bin nasihat mı istersin?" Hz. Ali,"Altıyüzbin nasihat isterim." deyince, buyurdu ki: "Şu altınasihata uyarsan, altıyüz bin nasihata uymuş olursun."
1. "Herkesnafilelerle meşgûl olurken, sen farzları ifâ et.
2. Herkes dünya ilemeşgûl olurken, sen Allahü teâlâyı hatırla. Yani din ile meşgul ol, dine uygunyaşa, dine uygun kazan, dine uygun harca!
3. Herkes birbirininayıbını araştırırken, sen kendi ayıplarını ara. Kendi ayıplarınla meşgul ol!
4. Herkes, dünyayıimâr ederken, sen dinini imâr et, zînetlendir.
5. Herkes halkayaklaşmak için vâsıta ararken, halkın rızâsını gözet. Allahü teâlâyayaklaştırıcı sebep ve vâsıtaları ara!
6. Herkes çok amelişlerken, sen amelinin çok olmasına değil, ihlâslı olmasına dikkat et!"
"YâRabbi, ilimle doldur yumuşak huylu eyle!"
Hz. Muâviye, uzunboylu, beyaz tenli, heybetli, idi. Güzel konuşur, güzel idâreli davranırdı.Çalışkan, gayretli, azimli idi. Arabistan'da şöhret yapmış dört Sahâbidenbirisidir. Sanki her bakımdan devlet başkanı olmak için yaratılmışdı.
Hattâ Hz.Ömer, Hz.Muâviye'de her bakışta "Bu, ne güzel bir Arab Sultânıdır" derdi. Cinsatlara biner, kıymetli elbislere giyerdi. Fakat Resûlullah'ın sohbetininbereketi ile dinden hiç ayrılmazdı. Hz. Ali onun hakkında "Muâviye'ninhakimliğini kötülemeyiniz! O giderse başların koptuğunu görürsünüz"buyurmuştur.
Birgün Resûlullahhayvanına binip Hz. Muâviye'yi arkasına bindirmişti. Giderken "Yâ Muâviye,bana en yakın hangi uzvundur?" uyurdu. Karnım, deyince "Yâ Rabbi,bunu ilimle doldur ve yumuşak huylu eyle" diyerek hayır duâ buyurdu.
Af ve ihsânıhikâyeler teşkil etmiştir. Yumuşaklığı ve sabrı atasözü hâline gelmiştir.Birgün Hz. Hasan borçlarının çok olduğunu söyleyince, seksen bin altın hediyyeetti. Amr İbni Âs'dan gelen bir mektuba yazdığı cevabta şöyle buyurdu:"Bilmiş ol ki, iyi işlerde düşünerek hareket etmek, insanı daha doğruneticelere ulaştırır. Hedefine ulaşan, acele etmiyendir. Acele eden,hüsrandadır. İşinde sebat eden, isabet eder veya hedefe yaklaşır. Acele olanhataya düşer yahud hataya yaklaşır. Yumuşaklık kendisine kâr etmiyen kimseye,hiddet zarar verir. Tecrübelerden ders almayan şeref kazanamaz."
Vefatına yakın oğlunuçağırıp şu vasiyeti yaptı: "Oğlum, seni harblerde, yollarda yormadım.Düşmanları yumuşattım. Arapları sana itaat ettirdim. Hicaz halkını gözet, onlarsenin aslındır. Sana geleceklerin en kıymetlisi onlardır. Irak'dakileri de gözet!Memurların azlini isterlerse azlet. Şamlıları da gözet ki onlar seninyardımcılarındır. Hüseyn bin Ali mübârek bir zattır. Kûfeliler onu seninkarşına çıkarabilirler. Onu, iyi karşıla. Onun bize yakınlığı ve büyük hakkıvardır. Resûlullahın torunudur" dedi.
Buyurdu ki:"Herkesi memnun etmek, mümkündür, yalnız hasetçi olanı memnun etmekzordur. Çünkü o ancak haset ettiği şeyin yok olması ile memnun kalır.""Yumuşaklık gösterin ve tahammül ediniz ki, daima fırsat sizin elinizdeolsun. Fırsatı ele geçirdikten sonra dilerseniz hakkınızı alırsınız, dilersenizaf edersiniz."
"Kötülükyapanları da af eyle!"
Hazret-i Muaviyeİslamın yayılmasında çok kıymetli hizmetlerde bulundu. Sicistan, Sudan,Afganistan, Buhara, Hindistan'ın kuzey kısmı, Tunus bunun zamanında alındı.Kıbrıs Bisanstan kurtarıldı. Kudüs geri alandı. Yine zamanında, İstanbulkuşatıldı; her sene yüklü vergi vermek şartıyla kuşatma kaldırıldı.
Peygamber efendimizkendisine , " Benden sonra ümmetimin yerine hakim olursun. O zaman iyilereiyilik et! Kötülük yapanları da af eyle!" buyurmuştu. Resulullahın buhayır duasının bereketiyle, İslamiyet Hz. Muaviye zamanıda bu kadar yayıldı.
Büyük İslâm âlimiAbdullah ibni Mübârek'e "Hz. Muâviye ile Ömer bin Abdülaziz'den hangisiefdaldir?" diye soruldukda "Resûlullah'ın yanında giderken, Hz.Muâviye'nin bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz'den yüzlercedefa daha kıymetlidir" buyurmuştur.
Hz. Muâviye,Peygamberimizden çok hadîs rivâyet etmiştir. Bu hadîs-i şerîflerden birkaçışunlardır:
"Allahü teâlâkime iyilik murâd ederse, onu din âlimi yapar ve dinene zarar verecek şeyleriona bildirir. Ona doğruyu gösterir."
"Amel bir kabgibidir, sonu iyi olursa evveli de iyi olur."
"Ehli kitab,dinlerinde 72 fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet ise 73 fırkaya ayrılacak, hepsiCehennemde olacak, yalnız bir tânesi müstesnâ, o da Ehl-i sünnet velcemâattır.Ümmetimden bir kavim ortaya çıkacak ki, bunlar, köpeğin sâhibi peşinden koştuğubir nefsin arzularına uyacaklardır."
"Bütün günahlarıAllah'ın bağışlaması umulur, yalnız müşrik olarak ölenin ve kasden bir mü'miniöldürenin afvolması umulmaz."
"Ben sâdece birhaznedârım. Her kime gönül hoşnutluğu ile bir şey versem, Allah onu ona hayırlıkılar. Yine her kimse bir şeyi, isteği ve aç gözlülüğü sonucu verirsem, onundurumu yiyip yiyip doymayana benzer."
"YâRabbi, onu doğru yolda bulundur!"
Cenâb-ı Hak, Eshâb-ıkiramın hepsinden razı olduğunu bildiriyor. Eshâb-ı kiram aralarındaki bazımeselelere rağmen birbirlerini çok severlerdi.İstisnasız Eshabın hepsini sevmekEhli sünnetin şartıdır. Hz. Muaviye de Eshâb-ı kirâmdan hatta büyüklerindendir.Ayrıca Resulullah efendimizin kayın biradedir. Bunun için O'nun da sonsözlerine yer vermeden geçemedik.
Peygamberimizin,"Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücükıl" ve "Yâ Rabbi! Muâviye'ye yazı ve kitab öğret, onu azabındankoru" "Yâ Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl" duâlarıylaşereflenmiştir.
Hz. Muaviye vahykatibidir. Vahy katibliğine alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ileolmuştur. Hz. Cebrâil'in getirdiği Kur'ân-ı kerîmi ve Peygamberimiz'inmektublarını yazardı.
Peygamber efendimiznamazda rükûdan kalkarken "semiallahü limen hamideh" okuduklarında,ön safta bulunan Hz. Muâviye "Rabbenâ lekelhamd" derdi. Bunu söylemekbütün müslümanlara sünnet olarak kaldı. Hz. Muâviye Huneyn gazâsında Resûlullah'ınönünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük gazvesine katıldı. VedâHaccında bulundu.
Hz. Muâviye ömrününson günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söyledi:
"Ey insanlar!Üzerinizde çok kaldım. Sizi usandırdım. Ben de sizden usandım. Artık ayrılmakistiyorum. Siz de benden ayrılmak ister oldunuz. Fakat size benden daha iyisigelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allahü teâlâyakavuşmak isterse, Allahü teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmakistiyorum, sana kavuşmamı nasib eyle! Beni mübârek ve mes'ud eyle!"
Hastalığı arttığında"Resûlullah bana bir gömlek giydirmişti. O mübârek gömleği bu güne kadarsakladım. Bir gün kestiği tırnakları da bu şişe içine koyup saklamıştım. Vefatettiğim zaman o gömleği bana giydiriniz. O tırnakları da gözlerime ve ağzımakoyunuz. Belki onların hürmetine cenâb-ı Hak beni affeder" dedi. Sonra da"Ben öldükten sonra cömertlik ve ihsanda kalmaz, çok kimselerin gelirlerikesilir. İsteyenler eli boş döner. Keşke Zî Tûva denilen köyde bir Kureyşliolsaydım da, hâkimlik ile uğraşmasaydım" diyerek 680 senesinin Recebayında Şam'da hayata gözlerini yumdu.