Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Haberiniz Olsun

Mayıs 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Mayıs 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

İslamiyet'in bilime hizmeti 500 yıl sonra gözler önünde

İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi- İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi dünya İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

Gülhane Parkı'nda açılan İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nde İslam âlimlerinin astronomi, kimya, tıp ve geometri dallarında verdikleri eserler ve yaptıkları aletler sergileniyor..

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Bilimler Akademisi, TÜBİTAK, J.W. Goethe Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi katkısıyla Gülhane Parkı'nda açılan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, görenleri hayrete düşürüyor... Müslüman bilim adamları, 8. yüzyılda Yunanlılardan aldıkları bilim bayrağını 16. yüzyılın ortalarına kadar taşıdılar. Fakat nedense daha sonra, bilim dünyasına katkıda bulunan ve insanlığın geleceğini etkileyen yüzlerce buluşları unutuldu. Bu Müslüman bilim adamlarının yaptığı buluşlar, Batılılar tarafından gelecek kuşaklara aktarılamadı. Yeni kuşaklar, bütün buluşları Batı kaynaklarından, Batılılar tarafından yapıldığını öğrendiler. Bu yanlış inanış, Goethe Üniversitesi Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Fuat Sezgin bu konuya eğilene kadar da sürdü. Bilim tarihi konusunda dünyanın sayılı uzmanlarından olan Prof. Dr. Sezgin, 800 önemli icadın İslam âlimleri tarafından yapıldığını bütün dünyaya kabul ettirdi. Müslüman bilim adamlarının buluşları, şimdi Gülhane Parkı'ndaki İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nde sergileniyor. Prof. Dr. Sezgin'in teklifi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle hayat bulan müze, yoğun ilgi görüyor. Müze yetkilileri, burada sergilenen 140 eserin büyük bir kısmının orijinal olduğunu, eser sayısının kısa süre sonra 800'ü bulacağını açıkladı. Gülhane Parkı Has Ahırlar binasında 3 bin 550 metrekare alan üzerinde açılan müzede; astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarında eserler ve aletler sergileniyor.

Müslüman bilim adamlarının müzede sergilenen buluşları

Sinüs: Arapçadaki cib terimi, Latinceye cep manasına gelen sinüs olarak tercüme edildi.

Kimya: Cabir bin Hayyan, kantitatif ve kalitatif prensiplere dayanan bir bilim olarak kimyayı kurdu. Batı, bu seviyeye 900 sene sonra ulaştı.

İlk rasathane: İlk uzay gözlemevi Halife El-Me'mun zamanında (9. yüzyıl) Bağdat ve Şam'da kuruldu.

Matematik: 950 yılında Ebu Cafer el Hazin, parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü.

Astronomi: 9. yüzyılda Güneş'le Dünya'nın yıllık en uzak mesafesinin değişken olduğunu fark eden Müslümanlar, yörüngedeki ilerlemenin 12,09 saniye olduğunu saptadı.

Trigonometri: Trigonometriyi 13. yüzyılda Nasıruddin et-Tusi kurdu. Coğrafya: Biruni, 11. yüzyılda enlem ve boylam derecelerini hesapladı.

Da Vinci'nin şifresi çözüldü: Leonardo da Vinci'nin resimlerini çizdiği aletleri İslam âlimleri buldu.

Görüntülü telefonla haberleşme başlıyor

görüntülü telefon Türk Telekom, abonelerine sesli ve görüntü haberleşme olanağı sunan ve "görüntülü telefon" olarak adlandırılan Videofon uygulamasını yarın başlatıyor.

Görüntülü telefonla konuşmak için Türk Telekom ile iki yıllık sözleşme imzalayan aboneler ayda tüm vergiler dahil 29 YTL ödeyerek 3 bin dakika da ücretsiz konuşma hakkını elde edebilecekler. Türk Telekom görüntülü telefonu teşvik etmek üzere ilk 100 bin müşterisine videofon cihazını da ücretsiz sunacak.

-Türk Telekom yetkilileri Türkiye’de 5.2 milyon geniş bant ADSL kullanıcısı olduğunu belirterek, öncelikle bu kitleye ulaşmayı hedeflediklerini belirttiler. Üniversiteler, öğrenci yurtları ve askeri birlikleri ilk etapta hedefleyen Türk Telekom, görüntülü telefon uygulamasını yaygınlaştırmak ve teşvik etmek amacıyla bu bölgelere videofonun içinde yer aldığı 1.000 adet kiosk yerleştirmeyi planlıyor.

Görüntülü telefon sistemine geçmek için Türk Telekom abonesi sabit ev ve işyeri telefonu kullanıcılarının geniş bant ADSL bağlantısına sahip olmaları gerekiyor.

Videfon ile görüntülü konuşma uygulamasına geçişi duyurmak üzere İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında sistemin işleyişi ile ilgili bilgi verildi. Verilen bilgiye göre, görüntülü telefonla konuşmak için Türk Telekom ile iki yıllık sözleşme imzalayan aboneler ayda tüm vergiler dahil 29 YTL ödeyerek 3 bin dakika da ücretsiz konuşma hakkını elde edebilecekler. Türk Telekom görüntülü telefonu teşvik etmek üzere ilk 100 bin müşterisine videofon cihazını da ücretsiz sunacak. Videofon ile kullanıcılar sesli ve görüntülü haberleşme yanı sıra anlık mesajlaşma yapabilecekler e-mail gönderebilecekler,internet ortamında gezinti yapabilecekler,TV seyredebilecekler ve web kameralarına bağlanarak görüntü alabilecekler. Bir başka uygulama ile de GSM sistemine bağlı SIM kartı içindeki bilgileri Videofona aktarabilecekler.

HEDEF 5.2 MİLYON ADSL KULLANICISI

Basın toplantısında soruları yanıtlayan Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer, tümüyle Türk mühendisler tarafından geliştirilen projenin 1.5 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, projenin videofonun da içinde yer aldığı geniş bir platform olduğunu söyledi. Dinçer, görüntülü telefonda hedefin öncelikle 5.2 milyon geniş bant ADSL kullanıcısı kitle olduğunu, Türkiye’de ADSL abonesi artışına paralel olarak görüntülü telefon için hedeflenen pazarın da büyüyeceğini kaydetti. Dinçer “ Pazardaki talebin hızla büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Şimdiye kadar çok pozitif bir tepki aldık. Görüntülü telefon sayesinde kuşaklar arası iletişimi çok daha etkin hale geleceğini düşünüyoruz. Özelikle uzakta yaşayan aile bireyleri arasında hasret giderme aracı olacak. Anneler çocuklarıyla,dedeler torunlarıyla rahatlıkla görüntülü olarak konuşup hasret giderebilecekler. Asker ailelerinin özlemleri azalacak” dedi.

TÜRKİYE DÜNYA PAZARINDA DA İLKLER ARASINDA

Toplantıda projeyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan ise, videofonun çevreci bir ürün olduğunu, insanların gerek özel gerekse iş hayatında zorunlu seyahat ihtiyacını en aza indireceğini ve karbon salınımını azaltacak yenilikçi bir ürün olduğunu savunarak “ Dünyada 1950’li yıllarda ilk başlayan görüntülü telefon, şimdi günümüz teknolojisi ile artık en ileri teknolojinin sunduğu yüksek görüntü kalitesiyle hizmet verecek. Türk Telekom için bu önemli bir kilometre taşı olacak. Abonelerimizin gözünde Türk Telekom’un yenilikçi imajının çok daha güçleneceğini inanıyoruz. İngiltere, Almanya ve Brezilya da daha birkaç ay öncesinde görüntülü telefona geçti. Türkiye de Türk Telekom ile 31 Mayıs 2008 itibariyle görüntülü telefon ailesine katılarak bu alanda çok önemli bir adım atmış oldu” diye konuştu.

Görüntülü telefon uygulamasını yaygınlaştırma amacıyla çok uygun fiyatlarla ve ücretsiz cihaz uygulamasıyla kampanya başlatıldığını belirten Demircan, “ Aylık 29 YTL’lik fiyatların çok optimum olduğunu düşünüyoruz. Her ay için verdiğimiz 3 bin dakikalık görüşme ücreti de çok cazip bir hediye. Pazardaki gelişmeleri sürekli değerlendirerek abone sayımızı hızla artırmayı ve yüksek bir penetrasyon sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Verilen bilgiye göre görüntülü telefon başvurusu Türk Telekom’un 444 1 444 numaralı çağrı merkezinin yanı sıra,Türk Telekom bayileri ve ofislerinden de yapılabilecek. Kurulum da üç işgünü içinde gerçekleştirilecek.

Şeytan Üçgeni'nin sırrı çözüldü

bermuda üçgeni Bermuda üçgeni ya da şeytan üçgeni hakkında şimdiye kadar çok esrarengiz hikayeler anlatıldı. Ancak son dönemde yapılan araştırmalarla Bermuda Üçgeni'nin sırrı da tarihe karıştı.

Alman haber dergisi Focus'un internet sitesinde yer alan habere göre Bermuda Üçgeni'nde meydana gelen uçak ve gemi kazalarının nedeninin aslında dünyanın herhangi bir noktasında meydana gelen kazalardan çok farklı olmadığı belirtildi.      

Berlitz efsaneleştirdi

Haberde, Şeytan Üçgeni'ni Charles Berlitz'in 1974 yılında yayımladığı "Bermuda Üçgeni" adlı kitapla esrarengiz hale getirdiği vurgulandı. Berlitz'in kitabında Bermuda Üçgeni'nde meydana gelen kazalara gizem katarak anlattığı ve böylece bir efsane doğduğu belirtildi.

Koordinatlar yanlış

Dünyanın sadece iki noktasında magnetik pusula tam olarak Kuzey'i gösteriyor. Bu noktaların biri Bermuda Üçgeni. Normal pusula ile bu noktalarda yapılan ölçümlerde 60 derecelik bir hata oluşuyor. Kule uzmanları uçaklara koordinatları verirken bu durumun farkında değil ve böylece kazalara davetiye çıkarılıyor. 

Bir diğer senaryoda ise Bermuda Üçgeni denilen bölgenin altında okyanusta metan gazını birikmiş olması. Metan gazı da gemi kazalarına neden olmuş olabilir.

Günümüzde artık ciddi araştırma yapan bilimadamları Şeytan Üçgeni'nin sadece bir efsane olduğu bunu da yazar Charles Berlitz'in yarattığı konusunda hem fikir. Londra merkezli sigorta şirketi Lloyd's da esrarengiz olduğu bilinen bu noktada dünyanın diğer bölgelerinden daha fazla kaza olmadığını istatistiklerinde açıkça ortaya koyuyor.

Şeytan üçgeni efsaneleri...

Fatih ve Fethin Şifreleri

gülün fethi Gülün Fethi Fatih Sultan Mehmed

Mustafa Armağan

PROFİL YAYINCILIK

“Biz fetihleri kılıç kalkan, mızrak, top tüfek gibi kabukların başka kabuklarla savaşı gibi görüyoruz. Bunlar tarih değil, tarihi yapan araçlar. Tarih daha derinlerdedir: ruhlarda, beyinlerde ve ideallerde.”

“29 Mayıs 1453’de gerçekleşen fetihten sonra küllerinden yeniden doğdu Konstantinopolis. Uyandığında adı artık İstanbul’du. Müslümanların yönetiminde ciddi bir canlanma, bir yenilenme yaşandı.”

“İstanbul kuşatmasında, karadan gemilerin yürütülmesi çok tartışılan bir konu. Bazı yazarlar zaman zaman çıkıp, ‘Böyle bir şey olmamıştır, bu hayâl ürünüdür’ diye demeçler veriyorlar. Hâlbuki bunun olmadığından bahseden hiçbir tarih kaynağı yok, sadece hangi güzergâhtan gittiği konusunda ihtilaf var.”

“Bir asrı aşan ömrüyle İstanbul’un fethi kutlamaları, günümüzde Osmanlı’yı Cumhuriyete bağlayan en önemli bağ olarak tarihî bir köprü işlevini görüyor.”

Osmanlı tarihi alanında ülkemizin çok okunan yazarlarından Mustafa Armağan Fetih ve Fatih’i çok farklı bir açıdan değerlendiriyor ve kafa kurcalayan soruları şüpheye yer vermeyecek cevaplandırıyor.

ABD’liye göre en kaliteli otomobil markası BMW

bmw Merkezi ABD’nin San Diego kentinde bulunan Strategic Vision isimli bir araştırma şirketinin her yıl araç kalitesine ilişkin araştırmasının tepesinde yine lüks markaların modelleri çıktı.

Ancak ilk kez, araçların toplam kalitesinde bir düşüş tespit edildi. Araştırma, araçlarını en az 2-3 ay kullanan kişilere, güvenilirlik, araç karakteristikleri, satıcı, stil, iç ve dış tasarım, ilk bakışta kalite algısı hakkında sorular sorularak yapıldı. Toplam kalite endeksi sıralamasının tepesinde sınıflarına göre yer alan araçlar yanda...

En iyi küçük Yaris

Genel marka: BMW

Küçük otomobil: Toyota Yaris

Çok fonksiyonlu küçük: Scion xB

Orta otomobil: Volkswagen Jetta

Geniş otomobil: Mercury Sable

Lükse yakın otomobil: Chrysler 300C

Lüks otomobil: Mercedes S-Class

Minivan: Honda Odyssey

Küçük SUV (cip): Hyundai Santa Fe

Orta SUV: Toyota 4Runner

Geniş SUV: Toyota Sequoia

Lükse yakın SUV: Lexus RX 350, Land Rover LR2

Kadından Kentler Murathan Mungan

murathatnmungan KadindanKentler_murathanmungan kadından kentler

Kadından Kentler

Murathan Mungan

Metis Yayınları / Edebiyat / Hikaye Dizisi

Kadından Kentler, Murathan Mungan'ın 16 kentte geçen 16 hikâyeden oluşan yeni kitabı.

(Tanıtım Yazısından)

izmir

Sabahın bu erken saatinde İzmir bambaşka görünüyordu gözüne. Nurhayat, Ömer Çavuş Kahvesi'nde oturduğu masada birdenbire her şeyi yeniden gözden geçirmesi gerektiğini hissetti. Emin olmak ne demekti? Bir kadın ne zaman emin olurdu? Cuma günü onu istemeye geleceklerdi ve Nurhayat şimdi bu evliliği isteyip istemediğinden emin değildi.

adana

Havalandırma serinliğinin dışarıyı unutturduğu otelin kapısına çıktıklarında vahşi Adana sıcağı yüzlerine olanca acımasızlığıyla çarparken, Emine için gün çoktan bitmişti aslında. Bir başkasının filminde konuk oyuncu olduğunu bilmenin ısmarlama adımlarıyla Gülsüm'ün ardı sıra basamakları indi. Kapıda onları bekleyen son model Mercedes'in içinden fırlayan şoför, gösterişli bir saygıyla eğilip kapıları açtı. Üniformalı değildi ama hareketleri üniformalı gibiydi. Beyaz gömleği son düğmesine kadar iliklenmiş, koyu renk boyunbağı bağlamıştı; gömleğinin kısa kollu olmasından başka havayı hafifletecek bir şey yoktu üstünde.

trabzon

Trabzon burması bu! Bunun ne demeye geldiğini en çok anasından biliyor. Trabzon burması demek, gelecek demek. Umut demek. Bütün bir hayat demek. Şimdi karşısında bir ölünün bileğinde ışıldıyor. Birdenbire bunca yoksulluğun ortasında ışıyan bilezik, bu ölümü başka türlü anlamlandırıyor gözünde. İçi kamaşıyor...

bursa

Esme, Bursa'daki ilk kışlarında, yerli melodramların Uludağ sahnelerinde üzeri çok motifli rengârenk kazaklar giyen Yeşilçam jönlerine nazire, Engin'e doğum gününde böyle bir kazak almayı düşünmüştü. Sonra vazgeçmişti ama düşüncesi bile onları eğlendirmeye yetmişti. Hayal işte! Şimdi yakası beyaz kürklü taba rengi kabanıyla getiriyordu Engin'i gözünün önüne...

samsun

Bazı hikâyeler parça parça gün ışığına çıktıkça özel bir güç, gerçeküstü bir nitelik kazanır. Songül'ün kayınvaldesinin hikâyesi de biraz böyle. Bazen hiç tanımadığınız bir ölü, ansızın hayatınızda yer kaplamaya başlar. Şengül, sanki bilinmez bir yazgının yönlendirmesiyle Samsun'a kadar bu kadının hikâyesini dinlemek için gelmişti....

amasya

Yeşilırmak kıyısındaki çay bahçelerinden birinde buluşacaklar. Sakin akan ırmağın yeşiline dalmış olan Güzel, evlendikten sonra Cem'le birlikte Edirne'ye Nihal Abla'yı ziyarete gidişlerini düşünüyor. Zamanla herşey unutulmuştu. Akıp giden bu ırmak gibi her şey akıp gitmez mi?

ankara

Ertesi gün cebimde sahte bir kimlikle Kızılay'da, bilirsiniz, Kocabeyoğlu Çarşısı'nın yanı başındaki Tansel Plak'a gittim. Yeniyetmeliğimin, gençliğimin Ankara'sının önemli uğrak yerlerinden biriydi. Aranıyor olmak, "biri olmak" demekti ve ben kısa bir süre için de olsa, şu bulanık kalabalığın içinde amaçsız dolaşan rasgele biri olmak istemiştim. Zafer Çarşısı'nın kitapçıları da burnumda tütüyordu ama şansımı zorlamamalıydım. Bilmeyen yoktu. Gizli polisler orada cirit atıyordu...

sinop

"Sinop'a geldiğinizde mutlaka beklerim. Evimizin penceresinden Sinop Kalesi görünüyor bir görseniz! Dalgalar, deniz! Nasıl anlatsam! Yağmurlu havada başka, güneşli havada bir başka." Gülümsüyorum. Bayramda anne-babasının eline öpmeye gelmiş Seher. Bu, evlendikten sonraki ilk bayramları...

afyon

"Afyon İkbal Tesisleri'ne hoş geldiniz" diyen anons çınlıyor kulaklarda: "Denizli istikametinden gelip, İstanbul istikametine gitmekte olan Kanat Turizm'in değerli yolcuları, otobüsünüz yarım saat çay molası vermiştir." Gözleri Mecnun'u arıyor. Bugün niye yok ortalarda? Yoksa? Onu göremediği her seferinde yüreğini sinsice yoklayan bu korku...

kırşehir

Hayat Hanım her haliyle adının hakkını veren "hayat dolu" bir kadındı. Hiçbir şehirde iki üç yıldan fazla yaşamaz, her seferinde yeniden taşınırdı. "Oturmadığın vilayet kaldı mı?" diye soranlara, "Olmaz mı canım? Var elbette. Ben doğduğumda memleketimizin 67 vilayeti vardı. Biz böyle bildik, böyle öğrendik. Her kasaba irisini böyle kolayından il yapmaya devam ederlerse, hepsine yetişemeden ölüp gideceğim," diye hayıflanıyormuş gibi yapar, arkasından o ünlü kahkahalarından birini patlatırdı.

erzurum

Suna'nın bavullardaki fotoğrafları ilk görüşü değildi. Erzurum'a geliş gidişlerinde birkaç kez el atıp bakmışlığı vardı. Şimdi onları her eline aldığında kafasını kurcalayan, zihnine üşüşen olguların bir teki bile o zaman aklına gelmemiş, hatta üzerinde durulmaya değer bile bulmamıştı. Değişen neydi öyleyse? Bu fotoğrafların içini ancak şimdi görmesini sağlayan neydi?

diyarbakır

Başkomiserin kendisini içeri çağırmasını beklerken Aslı'nın gözleri oturduğu bankta. Yer yer boyaları soyulmuş. Hani nasıl adlandıracağını bilemediğin ara renkler vardır ya, öyle. Şimdi içeri çekip polis zoruyla sorsalar, "Söyle bakalım kızım, ne renktir bu," söyleyemezsin. İnsan zihni ne tuhaf! Neler düşünüyor? Polisin burada, Diyarbakır'da sorduğu, sorabileceği sorular düşünüldüğünde ne kadar saçma şu aklından geçenler! Yoksa o kadar da saçma değil mi?

kayseri

Lüks Terzi'nin Kızları derlerdi o zamanlar üçüne birden. Laf aramızda kalsın en alımlıları ortancası Sofya! Sofya dediğime bakma, asıl adı Mualla tabii. Peki adı niye Sofya kaldı diyeceksin? Bir düşün: Değil Kayseri'de, değil Türkiye'de, dünyada kaç kadın vardır Sophie Loren'e bu kadar benzeyen? Onu görsen. O zamanların Kayserisi de başkaydı. Şimdiki gibi on dördüne varmadan mantoya girmiyordu kızlar...

gümüşhane

Kapıyı açan kadına, "Sen Asiye misin?" diye sordu. Birbirlerini tartan bakışlarla baktılar kısa bir süre. Kapıyı çalan genç kadın kimi aradığını çok iyi biliyor, kapıyı açansa diğerini tanımıyordu. Başından azıcık kaymış tülbentini sıkılarken "Evet Asiye benim," dedi kadın, "ne vardı?"

mersin

Karısı ölmüş yakın zaman önce, çocukları evlenmişler zati, kimi Mersin'den gitmiş, kimi ayrı eve çıkmış. Pozcu Mahallesi'nde yeni bir ev aldım, koca evde tek başına yalnızlık çekilmiyor, dedi, gel evlen benimle. Önce alay ediyor sandım. On dört - on beş yaşın hevesi kalır mı bunca sene? Kalırmış meğer. Kaderim Mersin'deymiş, bilememişim.

istanbul, esenler otogarı

Az sonra daha sakin sayılabilecek bir sesle, "Vardığımızda bana haber eder misin kızım," diyor. "Ben yol iz bilmem. Geçmeyeyim Elazığ'ı." "Merak etme teyze," diyor Zozan. "Uyusan bile, ben uyandırırım seni." "Gözümün uyku tutacağını sanmam," diyor kadın. Zozan en azından bu sefer çok daha neşeli bir yolculuk hayal etmişken kendisi için, yanına oturan şu mahzun görünüşlü, kederli kadının varlığıyla içinin bulutlandığını, yüreğinin çatallanıp ağırlaştığını hissediyor.

TRT'de 24 saat Kürtçe yayın

meclis Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılacak. Önergenin görüşüldüğü Genel Kurul'da tartışmalar çıktı.

TRT, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapabilecek.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen TRT Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6. maddesi üzerinde verilen önergeyle, maddenin başlığı ''TBMM ve açıköğretim yayınları ile eğitim ve öğretim amaçlı yayınlar ve diğer yayınlar'' şeklinde değiştirildi.

Önergeyle, TRT'nin, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapmasına imkan tanındı.

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, tasarının görüşmelerinde soruları yanıtlarken, TRT'de, 494 işçi sayılmayan geçici personel olmak üzere, toplam 7 bin 439 kişinin çalıştığını bildirdi. Aydın, geçici personelin gayretli çalışmalarını bildiğini ve lehlerinde bir düzenleme olmasını talep ettiğini ifade ederek, ''Önümüzdeki maddelerde önlem alınacak diye düşünüyorum'' dedi.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, tasarı üzerinde kişisel görüşlerini dile getirirken, ''Üniversite yıllarında, halkımızın dilinde bir şarkı dinleyebilmek için bir kaseti nasıl sakladığımızı, bodrumlarda, kapalı odalarda dinleyip, mutlu olduğumuzu çok net hatırlamaktayız. Düğünlerimizde, kimsenin olmadığına kanaat getirerek, söylenilmiş halk türküleri konusunda acıları, cezaevlerini, işkenceleri gayet iyi hatırlamaktayız'' dedi.

Kurt, ''Güneydoğu, Şark veya Kürt sorunu'' olarak adlandırılan sorunun, sosyal, siyasal ve kültürel politikalarla çözüleceğini belirtti.

MECLİS'TE GERGİNLİK ÇIKTI

TBMM Genel Kurulunda, TRT'nin Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapmasına imkan tanıyan önergenin kabul edilmesi tartışmalara yol açtı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, önergenin işleme alınamayacağını ve Anayasaya aykırı olduğunu savunarak, Başkanlık Divanının tutumu hakkında usul tartışması açılmasını istedi.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, MHP milletvekillerinin hassasiyetlerine katıldığını ifade ederek, ''Ancak bu yayınlar, RTÜK tarafından denetlenecek'' dedi.

Başkanlık Divanının tutumunun aleyhinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Vural, önerge ile bir kamu kuruluşuna başka dillerde yayın yapma izni verildiğine dikkati çekerek, bunun eğitim ve öğretimin de farklı dillerde yapılmasının önünü açacağını söyledi.

Hükümet tasarısında bu yönde bir ifade bulunmadığını, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda da bu doğrultudaki önergenin kabul edilmediğini anlatan Vural, ''Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının bu konuda bir görüşü bulunmuyor. Gelecekse Hükümet tasarısı olarak gelsin'' dedi.

Vural'ın konuşması sırasında AK Parti ve MHP milletvekilleri arasında sert tartışmalar yaşandı.

Önergede imzası bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, ''Türkiye'nin kardeşliği ve geleceği için önemli'' olduğunu belirterek, Irak'ın kuzeyine ve Arap dünyasına Türkiye'nin terörle mücadelesinin anlatılması için bu düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

BAHÇELİ'NİN ÇİN GEZİSİ

Elitaş, 1999 yılında Başbakan Yardımcısı da olan bir genel başkanın (MHP Genel Başkanı Bahçeli) Çin'de ''ülkemde farklı dillerde yayın yapılmasına izin vermeyiz'' dediği için Çin Hükümetinin Türkçe yayınlara son verdiğini iddia etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, ''Türklüğü ile övünen Orta Anadolu'dan gelmiş bir milletvekili olarak bu önergeye içim rahat bir şekilde imza koydum'' dedi.

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da söz alarak, önergenin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdü.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Çin gezisinde Elitaş'ın iddia ettiği gibi bir konuşma yapmadığını belirten Bal, ''Çin Hükümeti Genel Başkanımızı 'Devlet Başkanı' düzeyinde ağırlamış ve büyük saygı göstermiştir. Keşke siz de Çinliler kadar saygı gösterseydiniz'' dedi.

DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da önergeyi destekleyerek, ''20 milyon Kürt vatandaşın ana dilini konuşmasını yasaklamak kültürel vandalizmdir. Askere giden, vergisini veren 20 milyon Kürt vatandaşın, TRT'den kendi dillerinde yayın yapılmasını beklemek haklarıdır. Türkü söylemekle, şiir okumakla ülkemiz bölünmez. Aksine kardeşliğimiz daha da güçlenir'' diye konuştu.

MHP'li milletvekilleri, 6. maddenin açık oylamayla yapılması için önerge verdiler. MHP'nin önergesi doğrultusunda maddenin açık oylamayla yapılmasının ardından, MHP'li milletvekilleri Genel Kurul Salonundan ayrıldı.

İstanbul'un ilçe isimlerinin anlamı

 

İstanbul'un ilçe isimlerinin anlamı

Dünyanın önemli metropollerinden biri sayılan İstanbul'un semt isimleri, bu konuda anlatılan efsaneler gibi hayli ilginç. Peki hangi ilçenin adı nereden geliyor, anlamı ne?

 

Tarihi ve kültürel zenginliği, kalabalık nüfusu, dinamizmi, gece-gündüz ve iş yaşamının yanı sıra sorunlarıyla da dünyanın önde gelen metropolleri arasında sayılan İstanbul, semt isimleri ve bunlarla ilgili anlatılan efsanelerle de dikkati çekiyor.

9 ayrı dil ve kültürde 33 farklı isimle anılan İstanbul'un eski semtleri de halk arasında veya tarih kitaplarında anlatılan ilginç olaylardan adlarını buldu.

 

''Aksaray''ın, Fatih Sultan Mehmet'in sadrazamı İshak Paşa'nın İç Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra o bölgede yaşayanları buraya gönderdiği ve semtin adının buradan geldiği, ''Ahırkapı''nın, Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan ve padişah atlarının bulunduğu ''Has Ahır''ın 7 kapısından birisinin bu semtte bulunmasından kaynaklandığı biliniyor.

 

''Aşiyan'' isminin, Tevfik Fikret'in burada bulunan ve Farsça'da ''kuş yuvası'' anlamına gelen ''Aşiyan'' adlı evinden, ''Bağlarbaşı''nın ise dönemin ünlü bağ ve bahçelerin burada yer alması nedeniyle bu adı aldığı belirtiliyor. ''Bebek'' ile ilgili olarak anlatılan 2 rivayetten birinin, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının ''Bebek'' lakaplı olması, diğerinin ise ''padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine 'bebek' demesi ve bundan sonra bahçesinin 'Bebek Bahçesi' olarak anılması'' olduğu anlatılıyor.

 

''Beşiktaş'' ismiyle ilgili anlatılan 2 rivayetten biri, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği 5 taştan aldığı, diğeri de burada yaptırılan kiliseye Kudüs'ten getirtilen beşik taşından geldiği yönünde.

 

''Beyazıt'' adının ise Sultan II. Beyazıt'ın semtte kendi ismiyle anılan bir külliye yaptırmasından geldiği biliniyor.

 

''BAKIRKÖY, ATATÜRK'ÜN ÖNERİSİ''

 

Diğer bazı semtlerle ilgili anlatılan olaylar da şöyle:

 

Beyoğlu: Semt adını, İslamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus prensinden veya 'Bey Oğlu' diye anılan Venedik prensinin burada oturmasından aldı.

 

Bakırköy: Bizans döneminde ismi 'Makri Hori' olan semt, 14. yüzyılda Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra 'Makriköy' olarak anılmaya başlandı. Cumhuriyet'in kurulmasının ardından Türkiye sınırları içerisinde kalan yabancı kökenli isimlerin değiştirilmesi sırasında Atatürk'ün isteğiyle semt, Bakırköy adını aldı.

 

Çatladıkapı: Bizans döneminde yapılan surların 'Sidera' adlı kapısı, 12'de yaşanan depremde çatlayınca, hem semt, hem de kapı bu isimle anılmaya başlandı.

 

Çemberlitaş: Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu'nun büyük sütunlarından birisi olan Çemberlitaş, bulunduğu bu semte adını verdi.

 

Feriköy: Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan 'Madam Feri'ye bölge toprakları bağışlandı ve semtin ismi bu şekilde oluştu.

 

Galata: 'Gala' kelimesi Rumca'da 'süt' anlamı taşıyor ve semtteki süthanelere gönderme yapılarak 'Galata' ismi türetildi. Diğer bir anlatıya göre de bu isim, İtalyanca'da 'denize inen yol' anlamına gelen 'galata' kelimesinden geldi.

 

Taksim: Kelime anlamı 'dağıtım' olan Taksim adının, Osmanlı döneminde suyun halka dağıtıldığı yer olmasından kaynaklandı.

 

Teşvikiye: İsmin, Sultan Abdülmecit'in, bölgede yeni bir mahalle kurulması için teşvikte bulunmasından geldiği ve bu durum, Rumeli ile Valikonağı caddelerinin kesiştiği noktada bulunan bir taş kitabede de belgelendi.

 

Üsküdar: Bizans'ın 'Skutari' denilen ve şehrin Anadolu yakasında bulunan askeri birliklerinden gelen 'Skutarion'dan gelen bu isim zamanla değişerek Üsküdar'a dönüştü.

 

Veliefendi: Şeyhülislam Veli Efendi'nin sahibi olduğu topraklar üzerine kurulan hipodrom, semte de Veliefendi ismini verdi.

 

KENTİN 33 İSMİ

 

Çeşitli dil ve medeniyetlerde farklı şekillerde adlandırılan İstanbul,

Grekçe'de ''Vizantion'',

Latince'de ''Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma'',

Rumca'da ''Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis'',

Slavca'da ''Çargrad, Konstantingrad'',

Vikingce'de ''Miklagord'',

Ermenice'de ''Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli'',

Arapça'da ''Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma'',

Selçuklular'da ''Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul'' ve Osmanlıca'da ''Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü'l-Hilafetü'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet'' gibi bilinen farklı 33 isme sahip.

Memura ek ödeme müjdesi

Geçen yıl denge tazminatı alan 1 milyon 400 bin memura Hükümet'ten müjdeli haber geldi..

AK Parti Hükümeti, hiçbir geliri olmayan gaziler ve şehit yakınlarına vatani hizmet tertibinden ödenen aylıklar ile kamuda düşük maaş alanlara ödenen denge tazminatıyla ilgili iki düzenleme hazırladı.

Düzenleme ile, vatani hizmet tertibinden ödenen maaşlar, asgari ücrete endeksleniyor. Star gazetesinin haberine göre 2008 yılı bütçe kanunu ile getirilen yaklaşık 1.4 milyon memurun yararlandığı denge tazminatı da sürekli hale getiriliyor. Hükümet, 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması’na ilişkin kanunda değişikliğe gidiyor.

Düzenleme ile vatani hizmet tertibinden aylık alan ve diğer sosyal güvenlik kurumlarından bir geliri olmayan kişilere, en az asgari ücret maaşı ödenecek. Kanun kapsamında, hiçbir geliri olmayan gazilere ve şehit yakınlarına ödeme yapılıyor. Bu kapsamdaki ödemenin yaklaşık 280 YTL olduğu bildirildi. Yeni düzenleme ile birlikte, bu tutar 457 YTL düzeyine çıkacak. 2007 yılı rakamları ile vatani hizmet tertibinden, 86’sı kendisi, 35’i dul eş, 125’i de yetim olmak üzere 246 kişinin faydalandığı belirtildi.

Denge tazminatı sürekli olacak

Bu çerçevede, geçtiğimiz yıl ek ödeme almayan kamu personeline, 90 YTL ek ödeme yapıldı. Aynı uygulama 2008 yılı içinde de uygulanıyor. Bütçe Kanunu ile 2008 yılında memurlara yapılacak ek ödemenin tutarı, ilk altı ay için 111 YTL, ikinci altı ay içinde 134 YTL olarak belirlendi. Hükümet tarafından getirilen yeni düzenleme ile söz konusu ek ödeme sürekli hale getirilecek.

Liselere internetten kayıt

Sınavsız öğrenci alan liselerde kayıtlar bu yıl ülke genelinde internet üzerinden yapılacak.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, e-kayıt sisteminin geçen yıl 16 ilde uygulandığını ve büyük başarı sağladığını kaydederek, uygulama ile öğrencilerin kendi semtlerindeki okullara yerleştirileceğini açıkladı.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzası ile yayınlanan genelgede, 2007-2008 eğitim döneminde Büyükşehir statüsündeki 16 ilde e-kayıt sistemi ile kayıtların alındığı ve başarı sağladığı belirtildi. Çelik, e-kayıt sisteminde başarı sağlandığı için sınavsız kayıt alan tüm liselerde 9. sınıflara kayıt yaptıran öğrencilerin internet üzerinden kayıt yaptırabileceğini açıkladı.

-ÖĞRENCİLER KENDİ SEMTLERİNDEKİ OKULLARA YERLEŞTİRİLECEK-

Çelik, uygulama ile öğrencilerin kendi semtlerindeki okullara yerleştirileceğini ve ulaşımda zaman tasarrufu sağlanacağını bildirdi. Uygulamanın hayata geçmesi için milli eğitim müdürlükleri bünyesinde ‘Okul Yerleştirme Komisyonları’nın kurulacağını anlatan Çelik, okulların tanıtımının da her okulun kendi internet sitesinden yapılacağını kaydetti.

Çelik, sınıf mevcutlarının imkanlar dahilinde 40’ı aşmayacak şekilde planlanacağını duyururken, aday kayıtlarının 1-29 Ağustos 2008 tarihlerinde yapılacağını bildirdi.

Bakan Çelik, meslek liselerine kayıtlarda ise adayların 10 okul yazabileceğini belirtirken, başvuruların kontenjandan yüksek olması halinde sıralamanın diploma notu önceliğine göre yapılacağını ifade etti.

Çelik, okullarda kontenjan yetmemesi halinde ise bazı okulların ikili eğitime geçirileceğini söyledi. Kayıt sonuçları ise en geç 3 Eylül 2008’de açıklanmış olacak.