Gururdan Korkmak /Yavuz Sultan Selim
Büyük Türk PadişahıYavuz Sultan Selim, sert ve gerektiğinde şiddete başvuran bir hükümdar olmaklaberaber, dindarlığı, Allah'a ve Resulüne bağlılığı, bu konuda iddialı olan birçoklarını geride bırakırdı.
Suriye ve Mısır'ıfethedip Kölemenler devletini yıktıktan sonra mukaddes emanetler ve "Müslümanların halifesi" unvanıkendine geçmişti. Artık camilerde hutbeler Yavuz Sultan Selim adına okunuyor vekendisinden "Hakimü'l-Harameyn" (Mekkeve Medine'nin hakimi) diye bahsediliyordu. O bu "Hâkimü'l-Harameyn" ifadesinikutsal yerlere saygıyla bağdaşmaz bulmuş,"Hâdimu'l-Harameyn"(Mekke ve Medine'nin hizmetkârı) olarak değiştirmişti. Dincekudsiyeti olan şeylere bu kadar saygılıydı.
Yavuz Sultan Selim"şir-pençe" denen ve o devirler için öldürücü olan bir hastalığayakalanmıştı. Bu hastalık kendisini iyice yatağa düşürdüğü bir sırada Yavuz'unsohbet dostu Hasan Can artık yapılabilecek fazla bir şeyin kalmadığını anlatmakiçin, "Efendimiz artık Allah'laberaber olmanın zamanıdır" deyince, Koca hükümdarkendisini, "Sen bizi şimdiye kadarkiminle sanırdın hey Hasan Can?" diye paylamıştı.
İşte bu büyükhükümdar, iki yıl süren, önemli savaşlara sahne olan, büyük zafer ve kazançlarelde edilen Suriye ve Mısır seferinden dönüşte ikindi vakti bu günkü Üsküdar'agelmişti.
Bütün beylere paşalara emir verdi ki gece oluncayakadar Üsküdar'da kalınacak, karşıya karanlık basınca geçilecekti. Bazıyetkililer gündüzden geçilmesini daha uygun bulduklarını, geceyi beklemeninniçin gerekli görüldüğünü sormak cesaretinde bulundular. Padişah da açıklamabüyüklüğü gösterdi:
"Bütündünyada yankı uyandıran büyük bir zafer, şan ve şerefle dönüyoruz. Gündüzünİstanbul'a geçtiğimiz takdirde halk büyük bir karşılama yapacak tezahürattabulunacaktır. Bu da nefsime bir gurur getirebilir. Bundan Allah'a sığınırım.Buna meydan vermemek için payitahta gece geçeceğiz."



