fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Haberiniz Olsun

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-1

nokta_darbe_gunlukleri Nokta Dergisi 29 Mart 2007 tarihli sayısında, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait olduğunu iddia ettiği Darbe Günlükleri’ni yayınladı. Günlük’lerde TSK’nın en üst kademesinde örgütlenen ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ kod adlı darbe girişimleri çok ayrıntılı biçimde anlatılıyordu.

Habere göre, Oramiral Örnek’in tuttuğu günlüklerde bazı Orgenerallerin 2004′de askeri darbe yapmayı düşünüp, hazırlıklarını yaptığı ancak sonradan Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün tavır koyması üzerine vazgeçtiği yazıyordu.

Polis 13 Nisan 2007 tarihinde  dergiyi bastı ve bilgisayarlarına el koydu.

Kimse gıkını çıkartamadı.

Dergi kapatıldı.

Oramiral Örnek günlükleri yalanladı ve kendisine ait olmadığını bildirdi.  Haberi yapan Alper Görmüş için iftira ve hakaret davası açtı. Görmüş, 6 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılandı.

Yapılan inceleme sonrası günlüklerin Oramiral Örnek’e ait olduğu kesinleşti. Alper  Görmüş  Mart 2008′de beraat etti.

Ergenekon tutuklusu emekli Org. Hurşit Tolon, Darbe Günlükleri”nin kendisiyle ilgili olan kısımlarını doğruladı. Tolon çıkarıldığı mahkemede hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından yöneltilen, günlükleri neden tekzip etmediği yönündeki soruya “Kamuoyunda darbe günlükleri olarak bilinen günlüklerde benimle ilgili kısımlarda herhangi bir yanlışlık görmediğim için bu konuda tekzip yapma ihtiyacı hissetmedim” şeklinde cevap verdi.

Darbe Günlükleri Ergenekon davasına temel olması bakımından çok önemli.

Hemen belirtelim, günlükler Oramiral Örnek’in 1957′de başlayan askeri öğrenciliğinden bu yana tuttuğu 2000 sayfadan oluşuyor.

Aşağıda yayınlanan bölüm ise Darbe planını içeren 2003 ve 2004 yıllarına ait.

Günlüklerden bir iki çarpıcı  örnekte verelim.

Hepimiz şüpheleniyoruz: Genelkurmay Başkanı dinci mi? (bahsedilen Hilmi Özkök’tür, hepimiz ise Kuvvet Komutanları için kullanılmış)

(8 Kasım 2003)

25 Ekim 2003: Burada Aytaç Yalman, başında geçen bir olayı Özden Örnek’e anlatıyor: Harp Okulları açılışı için yapılacak konuşmada hepimiz mesajlar vermeye karar vermiştik. Genelkurmay Başkanı açılıştan bir gün önce konuşma metinini istedi. Ben size bu metni veremem dedim. Genelkurmay Başkanı peki ben kuvvet komutanlarının metinlerini kontrol edemeyecek miyim dedi. ‘Hayır, edemezsiniz diye cevap verdim. Örnek, Yalman’la yaptığı görüşmeden bahsettiken sonra, “Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı’yla işlerin yürüyemeyeceğine, korkak ve cumhuriyetçi gözükmekle birlikte dinci, AKP’li görüşü desteklediğine karar verdik” diyor.

I. Başkan (Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ) güvenilecek bir general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu. Ve bize kesin cevaplar vermiyordu.

(2 Aralık 2003)

Bilhassa Aydın Doğan üzerinde durarak, en büyük medya patronu olması nedeni ile aramızı nasıl düzeltebileceğimiz konusunu araştırdık.

(18 Aralık 2003)

Taylan Bilgel ile Aydın Doğan için konuştum ve kendisine “Bizim artık medyadan desteğe ihtiyacımız var. Hep bize, size güveniyoruz, diyorsunuz ama medya bize gerekli desteği vermiyor. Olayları hükümete karşı kullanmaları lazım.

(8 Aralık 2003)

Oramiral Örnek, eski TBMM Başkanı MHP’li Ömer İzgi’nin de kendilerine “Darbe yapacaksanız hemen yapın, seçimden sonraya kalırsanız bu iş olmaz, karşınızda diğer partileri de bulabilirsiniz” dediğini aktarıyor.

DARBE GÜNLÜKLERİ (Tam Metin)

4 Eylül 2003

Günümüz ziyaret ve brifingle geçti. Önemli ziyaretçim Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman’dı. Denk ve kafadar. Kendisini 1993 yılından beri tanıyorum. Ülkenin durumu ve ne yapabileceğimiz konusunda konuştuk. Düşünce farklılığımız yok. Hayret ettiğim, bu adamın komuta kademesinde sanki bölücü olarak tanıtılmasıydı. Gayet uzlaşıcı ve mantıklı düşünen ve medeni bir insan.

14:30′da Genelkurmay Başkanı tarafından Hava Kuvvetleri K. Ve MGK Genel Sekreteri ile beraber Cumhurbaşkanı’na takdim edildik. Cumhurbaşkanı, bizlere çok güvenen, bizlerden destek bekleyen bir insan. AKP’nin yaptığı eylemlere karşı bizden destek arıyor. Biz bu desteği ona vermek mecburiyetindeyiz. Aksi halde devletin üst kısmında bölünme görüntüsü, bu adamlara teşvik olabilir.

5. Eylül 2003

Jandarma Genel Komutanı ziyaretime geldi ve malum meseleden konuştuk.

12 Eylül 2003

Sabahleyin Genelkurmay Başkanı bana hayırlı olsun ziyaretine geldi. Kendisiyle açık olarak sohbet ettik. İlhami Paşa’nın olayı ile beraber MGK, Tersane, 28 Şubat gibi olayların da aynı zamanda yayına geçirildiği ve bunun bir yıpratma kampanyası olduğunu kendisine anlattım ve “28 Şubat için bir işlem yapacak mısınız” diye sordum. (Nokta’nın notu: Metinde kısaca “28 Şubat” diye söz edilen şey, Vatan gazetesinde 9 Eylül 2003′te başlayan 28 Şubat konulu yazı dizisi… Dizide, Çevik Bir’in, harekete geçmeyi savsakladığını düşündüğü zamanın Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın yakasına yapışıp hesap sorduğu anlatılıyordu.) “Hiçbir şey düşünmüyorum, bizimle değil yani kurumla bir ilişkisi yok ama şahıslar ile ilgisi doğru. Esasında birçok çirkin olay da oldu. Ben şahidim. YAŞ toplantısında Çevik Bir Genelkurmay Başkanı’nın üzerine yürüdü ve bazı kişiler salondan çıkmaya davet etti” dedi. “Yine de kurumumuzu zayıflatan bir yayın tarzı, bence bir açıklamaya değer” dedim.

22 Eylül 2003

(…) 14:00′te Genkur (Genelkurmay -Nokta) karargahına gittim. (…) Bu takdimin bitiminden sonra 1 Ekim meclis açılışına eğer TBMM Başkanı kapıda bizleri türbanlı ve eşli olarak karşılarsa gitmeme kararı aldık. Sonra bizler (komutanlar Jandarma Genel Komutanlığı’na geçip çok özel olarak konuştuk. Şu kararı aldık:

* AKP hükümetini vazgeçirmek için neler yapılması konusunda yapılan hazırlıklar bu hafta Genelkurmay Başkanı’na takdim edilecek.

* İncelemesi için kendisine fırsat verilecek ve sonra onun niyetleri ve görüşü sorulacak.

* Eğer bizle aynı fikirde veya yakın ise yolumuza devam edeceğiz.

* Eğer bir işlem yapılmasını kabul etmezse kendisine “Ya sen çekil yahut da biz çekiliyoruz” diyeceğiz.

Kısaca planımız bu. Bu konuyu ve planı tartıştık. Kara Kuvvetleri Komutanı ikide bir ne kadar rahatsız olduğunu belirtip, bir şeyler yapılmalı diyor. Kendisinin YÖK konusunda attığı adımları bayağı benimsemiş. Belki de hükümetin attığı bazı adımların reaksiyon göreceğini belirtmek bakımından iyi oldu ama, imam yine de bildiğini okuyacağı için yetki olmadığı sürece veya hükümet korkutulmadıkça yapılacak hiçbir eylem hükümeti kararından vazgeçirmeyecektir. Neyse bu arada Fırtına (Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına-Nokta) ayağa kalktı ve haydi hep beraber el sıkışalım dedi ve dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık! Bana çok komik geldi.

Ortalıkta sezdiğim kadarı ile JANGENK (Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur-Nokta) kışkırtıcı rol oynuyor. İllaki bir şeyler yapılmalıdır, diyor. Geçen yıl neler olduğunu biz bilmiyoruz. Ne olduğunu sordum, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman cevap vermedi ama hep geçen yıl biz bunu gördük, bu adam korkak bir şey yapamaz. Hükümet ile aynı düşüncede, farklı bir düşüncesi olmaz deyip duruyorlar. Bu sıralarda milletin ihtiyacı olan bir şey de bizim aramızda doğacak bir gerginlik olabilir mi? Çok dikkatli davranmalıyız, hele aramızdaki kopukluk olması yerine Genkur’u da kazanarak ne yapacaksak yapmalıyız. Bana bugün buraya gelişimiz bile bir tezgah gibi geldi.

26 Eylül, 2003

Sabahtan öğleye kadar özel çalışmayı yaptım. Güzel hazırlanmış. Bazı eksik noktalar vardı, onları not ettim ve öğle yemeği için Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gittim. Özel çalışma üzerinde konuştuk. Hepimiz aynı fikirdeyiz. Bu çalışma tüm ordu komutanları ve bizlerin fikirlerini yansıtıyor. Bu çalışma Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından Genkur. Bşk’a verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek. Çalışma biraz muhtırayı andırıyor ama Kara Kuvvetleri Komutanı’na onu yumuşatarak vermesini söyledik. Eğer Genkur. Bşk. Onaylamazsa problem o zaman başlayacak. Ya o gider ya da biz gideriz. Ama ülkenin gidişi çok kötü ve birilerinin buna dur demesi lazım. Aksi halde kısa sürede İran’a döneceğiz.

Genelkurmay Başkanı adamların şeriatçı olduğuna inanmıyormuş

30 Eylül 2003

Kara Kuvvetleri Komutanı’nı aradım, özel çalışmayı sahibine vermişti. Dört noktada itiraz olmuştu. Adamların şeriat devletini kurmak istediğine inanıyormuş… Diğer gerekçeleri de önemli ama en önemlisi budur. Yani esastan aramızda fark var. Tedbirler ile genelde hemfikir olmuş. Ben de Kara Kuvvetleri Komutanı’na “bu çalışmayı kendisine vermek dahi önemliydi. Bence iyi yaptınız. Hemfikir olmak veya olmamak onun bileceği şey. Eğer böyle devam ederse istifam çantadadır ve hemen verir ve giderim. Dünya umurumda değil” dedim.

(…)

14:00-17:00 arasında kesintisiz konuklar geldi. Birinci konuğum (e) Or. Edip Başer’di. Kendisi ile son durum nedir ve neler yapılabilir konusunda sohbet ettik. Onun görüşü de benimki gibi adamlar ile dialog kurulması gerektiği şeklinde. Dialog kurulmazsa husumet doğacak ve inandıklarımızı onlara inandıramayacağımız gibi. Fark kemikleşecek ve hiçbir zaman kaybolmayacak.

7 Ekim 2003

Akşam İHL’ler ile ilgili yasa tasarısının meclise sevk edileceğine dair bir duyum geldi. (Genelkurmay Başkanı ve komutanlar bir yurt gezisindedir-Nokta). Haber her zamanki gibi JANGENK’e gelmişti. Bu, hükümetin ne kadar kararlı olarak Cumhuriyet ve Laikliğe karşı hareket ettiğini göstermekteydi. İşin tuhafı yapabileceğimiz eylem ve alabileceğimiz tedbirler çok azdı. Yemekte konuyu Genelkurmay Başkanı’na açmaya karar verdik.

(…)

Bu arada İmam hatipler ile ilgili tasarının Meclis’e komisyona geldiğine dair haber geldi. Yemekte Genelkurmay Başkanı’nın bir yanında ben diğer yanında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman oturuyordu. Hemen konuyu İHL ile ilgili yasaya getirdim. Bunun kabul edilemez bir teşebbüs olduğunu kendisine söyledim. Hatta ileride bu bizim harp okullarına İHL mezunu öğrenci kabul etmemize bile neden olabilir dedim. Bana “Beni çiğnemeden, benim üzerimden geçmeden bunu çıkaramazlar, ama sizler de konuyu abartıyorsunuz. İtiraz etmek iyi ama bir öneri hazırlamamız ve diğer meslek okullarının üniversiteye girişleri için önlerini tıkamamız lazım” dedi. Sonra bana kendisinin kafasındaki çözümü anlattı. “İHL’ler normal liseye ek olarak din dersleri okuyor. Bu nedenle onların üniversiteye girmesi normal ama bu kadar İHL’ye gerek yok onun için gerektiği kadarını bırakıp geri kalanlarını normal liseye dönüştürelim” dedi. Ben de kulaklarıma inanamayarak onu dinledim. Dini düşünceler ile yetiştirilmiş, bir olayı sebep sonuç ilişkisi yerine yüce yaratanın neden olması ile açıklayan bir kafa yapısının nasıl bir bilimsel öğrenim göreceğini anlamak zor. Daha doğrusu üniversitenin yobazlaşması anlamına gelecek olan bu adımı açıklamak mümkün değil. Diğer yandan da Aytaç Paşa da aynı şekilde onu sıkıştırmaya devam etti. Akşam oldukça tedirgin oldu ve suratı asıldı. Yemek bittikten sonra ayrıldık ve yattık.

 

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-1

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-2

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-3

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-4

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-5

Darbe Günlükleri Tam Metin Nokta Dergisi-6-Son

Web Stats