fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Haberiniz Olsun

Çocuk Eğitiminin Önemi

"Dünyaya gelen çocuk boş bir levha misali, kundağa sarılıp kucağımıza veriliyor." Onu işlemek ilk planda anne ve babaya düşüyor.

"Daha çok küçük, bir şey anlamaz" diye onlara vereceğimiz eğitimi zamana bırakmak büyük bir gaflettir. Doğduğu andan itibaren çocuk, gördüğü her şeyi kaydetmeye başlıyor.

Batılı eğitimcilere göre çocuklar altı yaşında şahsiyetinin üçte ikisini, bazılarına göre ise tamamını elde ediyor. Bundan da anlaşılıyor ki, hayırlı evlâdın formülü güzel örnek olan anne ve babada gizli...

Yavrusunun dünyaya gözünü açtığı ilk andan itibaren bu büyük sorumluluğu sînesinde hisseden ebeveynler; küçük bedenlere ne sunduysa yansımasını ileriki yaşlarda alacaklardır.

Günümüz araştırmacıları "kötü çocuk yoktur, kötü terbiye vardır" düstûrunda müttefiktirler. Kötü terbiye ise anne ve babadan gelen bir eksikliktir.

Bür: "Küçüklükte öğrenilen, taş üzerine kazıdır; büyüklükte öğrenilen buz üzerine yazıdır." demişlerdir. Öyleyse gonca güllerimizin şebnemlerini toplayabilmek için, Kur ân ve sünnetin ışığından gözlerine, oradan da minik yüreklerine süzülebilmeliyiz. Güzel örnek olan ebeveynler, yavrularıyla, hem dünyayı, hem de âhireti saâdetle kucaklayacaklardır.

 

Allah Rasulü'nü Örnek Almak

 

Çocuklarımızla ilgilenmeyi basitlik ya da hafiflik olarak görenler olabilir. Olsun!.. İnsanlığın zirve noktası Hz. Peygamber s.a.v. örneğimiz, modelimiz değil mi? İşte o örneğin bütün insanlara ders niteliğindeki bazı uygulamaları:

Efendimiz s.a.v.'in Hz. Mariye r.a. Annemiz'den olan son çocuğu bir bakıcıya verilmişti. Onca önemli işlerinin arasında sık sık çocuğunun yanına gider, onu bağrına basar, öper, okşar, sever ve geri dönerdi.

Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin r.a.'ı sırtına alıp insanların içine çıktığını görmeyen yoktu. Kız torunu Ümame r.a.'ı da sırtına alır, dolaştırır, hatta bazı nafile namazlarda secdeye giderken onu yere koyar, secdeden kalkarken mübarek omuzuna alırdı.

On yıl aralıksız Resul-i Ekrem s.a.v.'in hizmetinde bulunan Enes b. Malik r.a., aile fertlerine karşı, Allah Rasulü s.a.v.'den daha şefkatli olan birisini görmediğini anlatır.

Kızı Hz. Fatıma r.a. Validemiz, O'nun yanına gittiğinde hemen ayağa kalkar, gidip elinden tutar getirir ve kendi oturduğu yere oturturdu. Halini hatırını sorar, onu sever, okşar ve gönderirken de aynı iltifatlarla uğurlardı.

Evet; O, Allah'ın rasulüydü, devlet başkanıydı, ordunun komutanıydı ama bütün bunlarla birlikte aile reisiydi, eşti, babaydı. Hem de en şefkatlisi, en mükemmeli.

Bizlere gelince: Akşama kadar işlerimizle meşgul oluruz; çalışanlar işyerlerinde, ev hanımları ev işlerinde. Akşam olduğunda görevlerini tamamlamış ve istirahate hak kazanmış kişiler olarak koltuklarımıza kuruluruz. Bu, çalışan her insanın hakkı. Ama çocuklarımızla ilgilenerek de dinlenebiliriz. Onlarla ilgilenmenin en az işimiz kadar önemli olduğunu hatırlayarak.

Gülen bir yüz ve güzel bir selam ile eve girmek ne güzel! Evde kimler varsa; anneniz, babanız, eşiniz ve çocuklarınız şefkat dolu sıcacık sözlerinizle açılsalar... Güneş hüzmeleri karşısında çiçeklerin açıldığı gibi... Sonra hal-hatır sormalar, dersler, oynanan oyunlar, arkadaşlar ve örnek davranışlar.

Bir tebessüm bekleyen, sizinle paylaşacak, sizden öğrenecek çok şeyi olan o minicik yüreklerden neyi esirgiyoruz? Ne uğruna esirgiyoruz?

Eğer siz çocuklarınızla ilgilenmezseniz, çevrenizde onlarla ilgilenecek bir çok kişinin bulunduğunu hatırlamalısınız. Hem de hedefleri sizin hedeflerinize, anlayışları sizin anlayışlarınıza uymayan yüzlerce faaliyet; televizyonlar, internet siteleri, diğer yayınlar, zararlı arkadaşlar ve daha nicesi...

Anneler ve babalar! Sevgimizi yüreğimizde saklamamalıyız. Hayatımıza, sorumlu olduklarımızın hayatlarına yansıtmalıyız. Bunun gerekliliğine inandığımızda, yapacak çok şeyin olduğunu göreceğiz.

 

İSLAM İLMİHALİ

Web Stats