fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Haberiniz Olsun

Clinton'un Osmanlı Hayranlığı

Osmanlının Devlet Anlayışı

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde çalışan bir arkadaşa, "Araştırma için en çok gelenler kimler?" diye sorduğumda, "Amerikalılar" demişti. Amerika'nın Osmanlı arşivlerine çok önem verdiğini bildirdikten sonra şöyle bir olay anlatmıştı: Arşive bir devlet büyüğü gelmişti. Konuşmasında, Osmanlının cahilliğinden, ilimden uzaklığından... bahsetti. Çok üzülmemize rağmen bizler memur olduğumuz için bir şey söyleyemedik. Fakat konuşmayı dinleyen bir Amerikalı araştırmacının tepkisi sert oldu: "Teessüf ederim. Osmanlı hakkında böyle konuşamazsınız. Biz Osmanlıdan çok şeyler öğrendik. Öğrenmeye de devam ediyoruz" dedi.

Gerçekten, Amerikalı, Osmanlıyı çok yakın takibe aldı. Kendisi gibi zamanının bir süper devleti olan Osmanlının, bu kadar çeşitli, dillerdeki, dinlerdeki milletleri altı asır nasıl bir arada tutabilmişti. Bunu çözmeye çalıştı. Bu çalışma esnasında çok şey öğrendi. Bunu ifade de ettiler.

Eski Başkan Bush, rahmetli Turgut Özal'a, "Devlet idaresinde Osmanlıdan çok istifade ediyoruz" demişti. Clinton da Osmanlıya hayran bir başkan. Son zamanlarda Osmanlıyı dilinden düşürmemesi bununla ilgili konuşmaları rastgele söylenmiş sözler değil. TBMM'deki konuşmasında da, Osmanlı hayranlığını, "Tarihinizle gurur duymalısınız!" sözleri ile vurguladı.

Amerikalının dikkatini çeken ve kendilerine örnek aldıkları hususlar nelerdi? Kısaca bundan bahsedeyim:

Osmanlı milliyet ayırımı, din ayrımı yapmadı. Hıristiyan Ortodoks mezhebinin ve Ermeni patrikliğinin merkezi Osmanlı topraklarındaydı. Museviliğin doğuş yeri ve merkezi Osmanlı toprağı idi. Her din mensubu, kendi din ve dillerinde mabet, okul açıp, ibadetlerini yapabilme hürriyetine sahipti. Gayri Müslimler bazı suçların dışında, kendi kilise ve havralarında kendi davalarına bakarlardı.

Netice olarak, Osmanlı Devleti; kavimler, dinler ve mezhepler arasında sağlam bir ahenk kurmakla, halk kitleleri arasında hiçbir fark ve tezada müsaade etmemekle, dünya tarihinde milletlerarası en kudretli bir siyasi varlık teşkil etti. Geniş insan toplulukları nezdinde sosyal adaleti kurmakla dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirmişti. Devletin hikmet-i vücudu; insani esaslara bağlı bir cihan hakimiyeti düşüncesine dayanıyordu.

Endonezya'dan İspanya'ya, Kırım'dan Yemen'e kadar Müslüman milletlerin hamiliğini yapan Osmanlılar, daima mazlumların yanlarında yer almışlar, fethettikleri yerlere, hizmetin en üstününü götürmüşlerdir. Büyüklüğü, bütün hasletleri ile üzerinde taşıyan Türk ordusunun fethettiği bir Hıristiyan köyünde, aynı gün aç ve açıkta olan kalmaz, kimsesi olmayan dul kadına o gün aş çıkar, giyecek ve barınak temin edilirdi. Bazen o ülkeye yapılan masraf, alınan vergiden çok bile olurdu. Bu sebeple, Hıristiyan âlemi, Osmanlıyı daima kurtarıcı olarak karşılamıştır.

İşte Osmanlının devlet anlayışı böyleydi.

Türkiye Gazetesi 19.11.1999 tarihli Mehmet Oruç Bey'in yazısı

Web Stats